ingilizce-gramer-hatalari

Sık Karşılaşılan İngilizce Gramer Hataları ve Bunları Aşmanın Yolu

Demek iyi İngilizce konuşabilmek istiyorsun?

Bunu yapmaya sık kullanılan İngilizce deyimleri öğrenerek başlayabilirsin.

Ayrıca biraz da Amerikan argosu öğrenerek doğal bir şekilde konuşmaya başlayabilirsin.

Ama bunları yapmaya başlamadan önce en temel İngilizce gramer hataları yapmadığından emin olmak önemli.

Hadi İngilizce dil öğrencilerinin sıkça yaptığı İngilizce gramer hataları ve bunların üstesinden nasıl geleceğini tartışalım. İngilizce dil öğrencilerinin yaptığı bu en sık karşılaşılan 10 İngilizce gramer hatasını anladıktan sonra bu yapıları gelecekte doğru şekilde kullanacaksın.

Learn a foreign language with videos

Sık Karşılaşılan İngilizce Gramer Hataları ve Bunları Aşmanın Yolu

May ve Might

Ne zaman “might” yerine “may” kullanacağına karar vermek zor olabilir çünkü bu iki yardımcı fiil arasındaki fark oldukça küçüktür. Her ikisi de bir şeyin mümkün olduğunu ifade eder ama “might” ile ifade edilen belirsizlik “may” ile karşılaştırıldığında biraz daha fazladır.

“I might take a trip to India next year” cümlesi belki Hindistan’a gidebileceğin ama belki de gitmeyeceğini ifade eder. “I may have a slice of cake after dinner” cümlesi ise o pastadan bir dilim almak konusunda biraz daha kararlı olduğunu ifade eder.

Daha da kafa karıştırıcı olabilecek şey ise “may” sözcüğünün geçmiş zaman çekiminin “might” olmasıdır. Yani geniş zamanda “he may eat the last piece of cake” dersin ama geçmiş zaman için bu cümle “he might have eaten the last piece of cake” halini alır.

Fewer ve Less

Bu hata hem İngilizce dil öğrencileri hem de anadili İngilizce olan kişiler için zordur.

Hem “fewer” hem de “less” anlam olarak “more” sözcüğünün zıddıdır ama hangisini kullanacağına karar vermek için önce isme bakman gerekir. “Fewer” sayılabilir isimlerle kullanılır; books, cars, people ya da cups gibi. Kural olarak, bir isimden önce 2 books, 10 cars, 100 people ya da 5 cups gibi bir sayı gelebiliyorsa o isim sayılabilir isimdir.

“Less” ise sayılamayan isimlerle kullanılır; love, water, electricity ya da science gibi. Eğer ismin çoğul çekimi yoksa o zaman sayılamaz bir isimdir. Örneğin, “this parking lot is too crowded. I wish there were fewer cars” diyebilirsin ama “I wish you would turn off the lights, so we could use less electricity” diyemezsin.

Could, Should ya da Would

Bu 3 birbirine benzeyen yardımcı fiil birçok İngilizce dil öğrencisi için sorunlar yaratır.

“Should” tavsiye vermek için kullanılır (“That shirt looks great on you. I think you should buy it” veya “You should get vaccinations before traveling overseas”).

“Would” ise artık olasılık dışı ya da gerçek dışı hale gelmiş durumları anlatmak için kullanılır (“I would love to go to Italy, but I don’t have enough money” veya “She would come to the party if she didn’t have to wake up early tomorrow”). “Would “ aynı zamanda kibar tekliflerde bulunmak için de kullanılır (“Would you like some tea?”)

Son olarak, “could” 3 farklı şekilde kullanılabilir: 1) geçmişteki bir yeterliği belirtmek (“When I was younger, I could run twice as fast”), 2) gelecekteki olasılıkları belirtmek (“If we work really hard, I think we could save up enough money for a vacation this year”) ve 3) kibarca bir şeyi rica etmek (“Could I have a cup of tea?”)

Since ve For

“Since” ve “for” zamandan bahsettiğinde kullandığın sözcüklerdir.

Aralarındaki fark ise “for” sözcüğünün bir periyot ya da zaman aralığı için kullanılması ve “since” sözcüğünün geçmişteki bir tarih ya da an ile birlikte kullanılmasıdır. “For” tüm zaman kipleriyle kullanılabilir ama “since” çoğunlukla mişli geçmiş zaman ile kullanılır. Bu da “for” sözcüğünün “30 minutes”, “6 months” ve “10 years” gibi sözlerden önce geldiği ve “since” sözcüğünün de “Monday”, “January” veya “2009” gibi sözlerden önce geldiği anlamına gelir. “He jogs for 1 hour everyday” ya da “he has lived in Bangkok for 10 years” diyebilirsin. Ama “since” kullanmak için “he’s been jogging since 7am” ya da “he has lived in Bangkok since 2003” demen gerekir.

Bring ve Take

“Bring” ve “take” neredeyse aynı anlamlara sahiptir ama farklı yönleri ifade ederler. Bunların ilişkisi tıpkı “come” ve “go” fiilleri arasındaki ilişki gibidir.

“Bring” konuşmacıya doğru bir hareketi ifade eder ve bunu “come” ile benzer hale getirir: İnsanların bir şeyi bulunduğun yere getirmelerini istersin. Örneğin, “bring that book over here” ya da “please bring a snack to the party” diyebilirsin.

“Take” ise hareketin konuşmacıdan uzaklaştığını ifade eder ve bu da “go” ile benzeşmektedir: Gittiğin yere yanında bir şeyler götürürsün. “Don’t forget to take your book to school” ya da “please take me home” diyebilirsin.

Sıfat Sıralaması

Bir ismi tanımlamak için birden fazla sıfat kullanıyorsan, bu sıfatların cümle içerisinde belli bir sırası olduğunu unutma. İşte bu nedenle “it’s a big red car” doğrudur ve “it’s a red big car” kulağa yanlış gelir.

Normal sıfat sıralaması şu şekildedir: 1) miktar ya da sayı 2) nitelik ya da fikir 3) boyut 4) şekil 5) yaş 6) renk 7) uyruk 8) malzeme. Elbette bir ismi tanımlamak için 3’ten fazla sıfat kullanmak alışılmış bir şey değildir, bu nedenle bütün bu sıfatları bir arada kullanman çok nadiren gerekir.

Me ve Myself

Ne zaman “me” ve ne zaman “myself” kullanacağına karar vermek hem anadili İngilizce olanlar hem de yabancı dil olarak İngilizce öğrenenlerin yaptığı yaygın bir hatadır. Anadili İngilizce olanların çoğu, “myself” demek kulağa daha kibar geldiği için “me” demeleri gereken yerde “myself” derler. Bu yanlıştır!

“Me” bir özne zamiridir ve fiilin yaptığı eylemin etkilediği kişiyi ifade eder. Örneğin, “my parents want me to help with the chores more” ya da “please call me if you have any questions” diyebilirsin.

“Myself” ise himself, itself ya da themselves gibi bir dönüşlü zamirdir. Genellikle “I” ile aynı cümle içerisinde kullanılır. Örneğin, “I gave myself a break from studying today” ya da “I cleaned the entire house by myself” diyebilirsin. Eylemi “you” yönünde gerçekleştirdiğin zaman “myself” kullan.

There, Their ya da They’re

Bu sözcüklerin üçü de aynı şekilde telaffuz edilir ama farklı amaçlarla kullanılırlar.

“There” bir lokasyonu ifade etmek için kullanılabilir (“The book is over there on the table”) ya da “to be” fiiliyle birlikte kullanılarak bir şeyin varlığını ifade eder (“There are 5 cafes on this street”).

“Their” tıpkı my, your ya da his gibi bir iyelik sıfatıdır (“that’s their house”).

Son olarak, “they’re” ise “they are” öbeğinin bir kaynaştırmasıdır, yani “they” öznesi ve “are” fiili. Örneğin, “they’re going to play soccer with us tonight” diyebilirsin.

Its ve It’s

Birçok kişinin “there”, “their” ve “they’re” sözlerini birbirine karıştırdığı gibi “it’s” ve “its” sözlerini de karıştıran bir o kadar kişi vardır, çünkü bunlar da aynı şekilde telaffuz edilir ama anlamları farklıdır. “It’s” sözü “it is” öbeğinin bir kaynaştırmasıdır, yani “it” öznesi ve “is” fiili. Örneğin, “it’s really cold outside today” diyebilirsin. “Its” ise “it” zamirinin iyelik halidir (“this city is known for its amazing pasta”).

A ve The

Birçok dilde belgili tanım edatı ve belgisiz tanım edatı kullanılmaz ve bu ikisi arasındaki farka aşina değilsen bu konsepti kavramak biraz zor olabilir.

Genel anlamda bir şeyden bahsederken belgisiz tanım edatı “a” kullan; ama o konuşmayı duyan (ya da yazıyı okuyan) herkesin bildiği bir şeyden bahsediyorsan “the” kullan. Örneğin, “let’s watch a movie” dersem herhangi bir filmi izlemeyi teklif ediyor olurum. Henüz hangi filmi izleyeceğimizi bilmeyiz – sadece ne olursa olsun bir şeyler izlemek isterim. Bununla birlikte, “let’s watch the movie” dersem, ikimizin de daha önce izlemekten bahsettiğimiz belirli bir filmden bahsederim.

Bu sıkça yapılan İngilizce gramer hatalarını öğrenerek sadece daha akıcı konuşmakla kalmayacaksın—aynı zamanda İngilizce konuşurken özgüvenin de artacak!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.