ingilizce-yemek-siparisi-nasil-verilir

İngilizce Yemek Siparişi Nasıl Verilir ? İşte 6 Kolay İpucu!

Bir restorana gitmek seni geriyor mu?

Öyleyse, kendine güvenerek İngilizce yemek siparişi nasıl verilir öğrenmelisin.

Elbette İngilizce konuşulan restoranlardan bahsediyorum.

Tüm  İngilizce konuşma pratiklerine rağmen bir şeyler sipariş etmek hala zor gelebilir.

İngilizce yemek siparişi verme diyalogları kurabilmek için belirli kelime ve cümle kalıplarına ihtiyacın var.

Ne söyleyeceğini tam olarak bilsen bile garsonun seni anlamayacağından, doğru şeyi söyleyemeyeceğinden veya çok gergin ve resmi konuşacağından endişeleniyor olabilirsin.

İyi haber – sipariş verirken  kulağa daha doğal ve akıcı gelmenin pek çok yolu var.

Burada, nasıl yemek sipariş edeceğini, aynı cümleleri farklı yollarla nasıl söyleyeceğini ve duruma göre daha gündelik veya daha resmi bir dili nasıl kullanacağını öğreneceksin.

Learn a foreign language with videos

Native Speaker gibi İngilizce Yemek Siparişi Nasıl Verilir? İşte 6 Kolay İpucu!

1. Bir Şey Alabilir miyim Diye Sor

Kibar olmak, her dilde geniş bir alanı kapsar.

İngilizceyi ana dili olarak konuşan çoğu kişi  “I want ___”,  “__istiyorum.” demek yerine  “can I get ___” “___alabilir miyim?” diye sorarlar.

Bu kulağa daha az talepkar geliyor ve konuşmanın akışına yardımcı olabilir.  İlk olarak, eğer istediğin şey yoksa siparişini değiştirebileceğin izlenimini daha doğal bir şekilde ifade ediyor. İkincisi, sipariş verdiğin kişiye karşı seni daha kibar hale getiriyor.

İşte birkaç örnek. Bir kafede olduğunu ve filtre kahve almak istediğini düşün.

  1. 1. “Can I get a drip coffee, please?”
    “Bir filtre kahve alabilir miyim, lütfen?”
  2. 2. “May I have a drip coffee, please?”
    “Bir filtre kahve alabilir miyim, lütfen?”
  3. 3. “Do you have drip coffee?”
    “Filtre kahveniz var mı?”
  4. 4. “Can I order a drip coffee?”
    “Bir filtre kahve sipariş edebilir miyim?”

Bunların hepsi istemek yerine birer sorudur. Özellikle tanımadığın kişilerle konuşurken daha pasif (teklifsiz ve kibar) ol.  Eğer soruna herhangi bir nedenden ötürü cevap “no – hayır” ise hızlı bir şekilde kararını değiştirebilir ve
“oh, alright. Then can I have an Americano, please?”
“Tamam, o zaman Amerikano alabilir miyim, lütfen?” (Amerikano espresso ve sıcak sudan yapılan bir tür kahve) gibi bir şey diyebilirsin.

Cevapta genellikle şöyle bir şey olabilir:
“Yes, you can. Anything else?”
“Evet, başka bir şey var mı?”

2. Bir Selamlama ile Başla

Tekrar ifade edelim, sipariş verirken kibarlık her şey.

Çoğu yerde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde, ücretlerini bahşişlerden alan çalışanlar var.

Bahşişler, servisi ne kadar iyi yaptıklarına göre değişir. Bu da çalışanların seni mutlu etmek için çok çalışacağı anlamına geliyor.

Genellikle, sipariş vermek için tezgaha gittiğinde sana “hello” “merhaba” diyecekler ve “how are you today?” “Bugün, nasılsınız?” diye soracaklar.

“”Hello”ya karşılık vermek isteyecek ve “how are you?” diye soracaksın, eğer tezgaha geldiğinde ilk onlar “hello” demezlerse “hi, can I get a ___?” “merhaba, bir ____ alabilir miyim?” söyleyerek sipariş vermek en doğalı olacaktır.

Çalışanlara saygı duyduğunu göstermesi açısından sipariş vermeye başlamanın en iyi yolu budur. Hello, hi, hey veya how’s it going?, nasıl gidiyor (en resmi olandan en günlük olana dek sıralanmıştır) gibi bir samimi selamlama ile konuşmaya başlamayı seçebilirsin.

Genellikle ilk konuşan kişiye göre resmiyet düzeyini seçmeyi isteyebilirsin. Yani eğer onlar “hi” derse o zaman sen de “hi” diyebilirsin. Eğer “hello” derlerse sen de bu şekilde karşılık verebilirsin.

3. Burada veya Paket

Bazı ülkelerde yemeğini restoranın dışına götürme to go veya take out şeklinde ifade edilir.

Ancak, to go genellikle hem yiyecekler (yiyebileceğin her türlü şey) ve hem de içecekler için kullanılır ancak take out sadece yiyecekler için kullanılır. To go İngilizler tarafında daha sık kullanılır.

Eğer siparişini verip yemeğini alıp gitmek istersen birkaç seçenek var.

“Can I get this to go?”
“Bunu paket alabilir miyim?”

“I’d like the Spaghetti and Meatballs, to go please.”
“Makarna ve köfte alabilir miyim, paket olsun lütfen.”

“Can I have the Fried Rice and Egg Rolls? Take out.”
“Kızarmış Pilav ve Çin Böreği alabilir miyim? Paket.”

Eğer bir yer take out imkanı olduğunu söylerse “for here or to go” burada mı veya paket mi diye soracaktır. Eğer bunu sana sormazlarsa ödemeden önce ne istediği söyle.  (Bazı yerler isteğine bağlı olarak farklı ücret isteyebilir.)

Eğer restoranda yemek istiyorsan sadece “for here” “burada” veya “for here, please”, “burada, lütfen.” de.

4. Yeah veya Yes

Bazı insanlar yeah kullanmanın kibar bir konuşma şekli olmadığını söylerler fakat ana dili İngilizce olan çoğu insana göre oldukça gündelik ve rahat bir yol.

Eğer resmi bir havası olan restoran veya otel kafesinde isen “yes” kullanmak isteyeceksin, herhangi bir normal mekanda isen gerekli değil. Sorulara cevabın evet ise başını (yukarı aşağı biraz) sallayabilirsin ve yeah, yep, sure veya mhmm sesi ile cevap verebilirsin. Tüm bunlar nasıl söylediğinin tonu ile ilgili.

Eğer gülümsüyor ve mutlu bir şekilde “yeah” diyorsan bu kabalık değil. Dikkat etmiyor ve “yeah” diye mırıldanıyorsan o zaman bu kabalık sayılabilir.  İşte, yes için gündelik alternatiflerden birkaç örnek.

“Is that all you’ll be ordering?”
“Bütün siparişiniz bu mu?”

“Yeah.”
“Evet.”

“Would you like this to go?”
 “Bunu paket ister misiniz?”

“Yep.”
“Evet.”

Bir başka not da bir şey eklemek için soruya cevap vermek için “yes”, istediğini söylemek için “yes, please” kullan. Ancak, “yeah, please” biraz kulağa tuhaf geliyor.

“Would you like cheese with that?”
“Bununla peynir ister misiniz?”

“Yes, please.”
“Evet, lütfen.”

“Would you like whipped cream?”
“Kremşanti ister misiniz?”

“Yes, please.”
“Evet, lütfen.”

Sanki uzun bir kelimeymiş gibi bu kelimeler birlikte hızlı bir şekilde söylenir. Çünkü bu bir ifade, duraksamadan hep birlikte bu kelimeleri söyleyebilirsin. İki kelime arasında ne kadar uzun durursan kulağa o kadar resmi hatta biçimsiz gelecektir.  Aynı şey “No, thank you” için de söylenebilir.

5. Ekstra Sorulara Daima Hazır Ol

Özellikle bir sit-down restorana (Fast food ya da paket servis olmayan herhangi bir restoran için kullanılan bir terim fakat her şey pahalı olmak zorunda da değil) gittiğinde sipariş verirken veya sipariş sonrasında daha fazla soruyla karşılaşabilirsin.

Bazen sipariş verdikten sonra bir an önce gidip yerine oturmak isteyebilirsin. Birden fazla şey sipariş veriyorsan sipariş vermek istediğin her şeyi grup halinde tek seferde sıralamayı deneyebilirsin.

Bunun yerine her bir yemeği sipariş verdikten sonra kısa bir süre durmak en iyisi. Bu şekilde çalışan sana daha fazla soru sorabilir!

Bir kahve isterken, soğuk, sıcak veya hangi boyda istediği belirtmen gerekebilir. Bazı mekanlar sana krema ve şeker isteyip istemediğini soracak ve senin yerine kahvene ekleyecek.

Eğer yumurta veya biftek siparişi verirsen nasıl pişmiş istediğine dair sorularla muhatap olabilirsin. Yumurta, scrambled, çırpılmış yumurta, (karıştırılmış ve bir parça pişirilmiş), omelettes omlet (yuvarlak şekilde pişirilmiş ve katlanmış) over easy her iki tarafı da pişmiş (sahanda pişmiş yumurta) ve sunny side up tavada dokunmadan pişmiş (sahanda yumurtanın sadece altı pişirilir, yolk — yumurtanın sarısı— üste sıvımsı halde kalır).

Herhangi bir fillings iç malzeme (yumurtanın içine koyulabilecek peynir, et, sebze ve diğer şeyler) veya side dishes yan yemekler (ana yemeğe eşlik eden daha küçük porsiyon yemekler, meze, garnitür ve salatalar) isteyip istemediğin sorulabilir. Türk mutfağında sarımsaklı yoğurt dökmek gibi belirli bir sunum şeklinini veya süslemenin yemeğinin üzerine eklenmesini veya tatlı ve başka bir şey isteyip istemediğin de sorulabilir.

Yemeğin ücretini ödeme zamanın geldiğinde credit (kredi kartı), debit (banka kartı) veya cash (nakit) Daima çalışanın bunları sormasına izin vermek için zaman tanı.

Eğer onların belirli sorular soracağını düşünüyorsan bu tür sorunlardan kurtulmak için önceden cevaplarını belirlemek isteyebilirsin. Hangi boy sipariş vereceğini veya kahveni nasıl istediğini söyle. Bir biftek iste ve onlara well done (iyice pişirilmiş) medium orta veya rare (az pişmiş, içi hala kırmızı) olarak belirt.

Her zaman kibar ol ve sorulara cevap ver asla “thank you” “teşekkür ederim” ile bitirmeyi unutma!

6. İngilizce Yemek Siparişi Diyalogları Pratiği Yap (Evden çıkmadan önce)

Kendinle aynada konuş veya yüksek sesle dile getir. Bunları kullanmaya ihtiyacın olmadan önce tüm bu ifadeleri kullanmaya çalış bu sayede sipariş verme zamanı geldiğinde hazır olacaksın.

Madem farklı ipuçlarından bahsettik, pratik yapmak için kullanabileceğin örnek bir konuşmada tüm bunları bir araya getirmeye çalışalım.

  “Hello, welcome to The Coffee House. How are you today?”
“Merhaba Coffee House’a hoş geldiniz. Bugün nasılsınız?”

“Hello, I’m pretty good, how are you?”
“Merhaba, çok iyiyim, siz nasılsınız?” 

“I’m great, thanks for asking.  What can I get for you today?”
“Harikayım, sorduğunuz için teşekkür ederim. Bugün size ne verebilirim?” 

“Can I get a large coffee, please?  With cream and sugar.”
“Büyük bir kahve alabilir miyim, lütfen? Krema ve şeker ile”

“Yes, is that all for you today?”
“Evet, bugünlük hepsi bu mu?” 

“Yeah.”
“Evet.” 

“Would you like to try our new chocolate scone?”
“Yeni çikolatalı scone’umuzu denemek ister misiniz?” (scone= küçük yuvarlak hamur işi)  

“No, thank you.”
“Hayır, teşekkür ederim.” 

“Alright, one large coffee.  Your total is $2.50.  Will that be cash or card?”
“Tamam, bir büyük kahve, toplam 2,50 dolar. Nakit mi, kredi kartı mı? 

“Card, please.”
“Kart, lütfen.” 

“Please sign…here’s your receipt.”
“Lütfen imzalayın… faturanız buyurun.” 

“Thank you.”
“Teşekkür ederim.” 

“Please wait at the counter over there for your coffee.  Thank you, have a nice day!”
“Lütfen kahve için şuradaki tezgahta bekleyin. Teşekkür ederim, iyi günler!”  

“Thank you, you too.”
“Ben de teşekkür ederim.” 

İngilizce yemek siparişi nasıl verilir, artık biliyorsun. Umarım, bir daha ki sefere İngilizce yemek siparişi verirken buradaki ipuçları sana yardımcı olur.

Unutma ki kelimelerden ziyade onları söyleyiş şeklin daha önemli. Gülümseyerek yumuşak bir tonda söylediğinde her şey daha kibar ve doğal görünecektir. Ayrıca çalışanlar seni kolayca anlayabilmesi için yemek ya da içecek satılan herhangi bir ortamda yüksek sesle ve açık bir şekilde konuşmayı unutma.


Christine McGahhey şu anda Güney Kore’de yaşayan öğrencilere ve yetişkinlere İngilizce öğretmek için birkaç yıldır gönüllü olan Amerikalı bir yazar.

 

Ayrıca Bir Şey Daha Var…

Eğer gerçek hayatta kullanabileceğin İngilizceyi öğrenmeyi seviyorsan FluentU uygulamasına da göz atmalısın.  Web sitesinde olduğu gibi FluentU uygulaması, popüler talk şovlar, ilgi çekici müzik videoları ve komik reklamlar vasıtasıyla İngilizce öğrenmeni sağlar, burada görebileceğin gibi:

en iyi İngilizce uygulamalari

Ne izlemek istiyorsan FluentU uygulamasında bulabilirsin.

FluentU uygulaması, İngilizce video izlemeyi gerçekten kolaylaştırıyor. Etkileşimli alt yazılar var. Resmini, tanımını ve faydalı örneklerini görmek için herhangi bir kelimeye dokunabileceğin anlamına geliyor.

en iyi İngilizce uygulamalari

FluentU, dünyaca ünlü kişiler ile ilgi çekici içerikler vasıtasıyla öğrenmeni sağlar.

Örneğin, “brought” kelimesine dokunduğun zaman, bunu göreceksin:

en iyi İngilizce uygulamalari

FluentU’da herhangi bir kelimenin anlamına bakmak için üzerine dokun.

 

Küçük testler ile herhangi bir videodaki bütün kelimeleri öğren. Öğrenmeye çalıştığın kelimelerle ilgili daha fazla örnek için sağa sola kaydır.

en iyi İngilizce uygulamalari

FluentU, faydalı sorular ve birden fazla örnek ile hızlı bir şekilde öğrenmeni sağlar. Daha fazla öğren.

En iyi tarafı mı? FluentU, öğrenmekte olduğun kelimeleri hatırlar. Daha önce öğrenmiş olduğun kelimelere göre örnekler ve videolar tavsiye eder. Tamamen kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşarsın.

Bilgisayarın veya tabletin ile web sitesi üzerinden FluentU kullanmaya başla veya en iyisi mi iTunes mağazasından veya Google Play Store‘dan FluentU uygulamasını indir.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.