ingilizce-temel-ifadeler

İngilizce Temel İfadeler: İnanılmaz Derecede Faydalı 30’dan Fazla Altın Kalıp

“Hi” ve “How are you?”dan daha fazlasını konuşmak ister misin?

(İleri düzeye ulaşana dek beklemek yerine) artık ana dili İngilizce olan bir gibi konuşmak ister misin?

Öyleyse doğru yerdesin! İngilizce temel ifadeler burada.

Aşağıda insanların her gün kullandıkları İngilizce 30 temel ifade var. Bunlar, İngilizce bilgini artırmanı sağlayacak faydalı kalıplar.

İlk olarak, bu yeni ifadeleri nasıl öğreneceğine dair birkaç fikre bakalım.

İngilizce Temel İfadeler ve Kalıplar Nasıl Öğrenilir?

İlk olarak aşağıdaki her bir İngilizce ifadeyi okurken 4 kez  yüksek sesle söyle. Evet, dört kez! (Bunlar kısa ifadeler.)

Sonra, bu İngilizce temel ifadeler listesinin çıktısını al.

Eğer konuşabileceğin bir arkadaşın varsa sen bir taraftan bu ifadeleri akıllı telefonuna, bilgisayarına veya kayıt cihazına kaydederken arkadaşından da bunları söylemesini iste. Bu yöntemle kayıtları dinleyebilir ve kendi kendine evde telaffuz alıştırmaları yapabilirsin.

Başka, her gün üzerinde durabileceğin iki ifade seç. İşte, her bir ifadeyi öğrenmek için her gün ne yapabilirsin:

  • Bu ifadeyi kullanabileceğin bir durumu kafanda resmet. Ortamdaki diğer insanları ve ne söylediklerini hayal et. Kendini bu ifadeyi söylerken düşün.
  • Son olarak bu ifadeyi en az 2 olmak üzere yaptığın 5 gerçek sohbette kullan.

Listene ifadeleri yaz ve öğrendiğin her bir ifadeyi kontrol et.

Günde iki ifade çalışarak, 15 gün içinde tüm listeyi öğreneceksin! Yahut da her gün bir ifade öğrenirsen, bir ay içerisinde bütün bu ifadeleri öğrenmiş olacaksın.

İngilizce Temel İfadeler: Çok Sık Kullanacağın İngilizce 30 Temel Kalıp

Her Yerde İşine Yarayacak İngilizce Temel İfadeler

temel-ingilizce-ifadeler

İngilizce temel ifadelerden özellikle ilk sekiz kalıp pek çok farklı durumda kullanılabilir.

  1. Thanks so much.

Bu, birine teşekkür etmek için kullanabileceğin basit bir cümle.

Daha fazla şey eklemek için şunları söyle:

Thanks so much + for + [isim] / [fiile -ing ].

Örneğin:

Thanks so much for the birthday Money.
Doğum günü harçlığı için çok teşekkür ederim.

Thanks so much for driving me home.
Beni eve götürdüğün için çok teşekkürler.

  1. I really appreciate…

Birine teşekkür etmek için bu ifadeyi de kullanabilirsin. Örneğin diyebilirsin ki:

I really appreciate your help.
Yardımın için çok müteşekkirim/minnettarım.

Ya da #1 ve #2’yi bağlayabilirsin:

Thanks so much for cooking dinner. I really appreciate it.
Yemeği pişirdiğin için çok teşekkür ederim. Buna gerçekten müteşekkirim/minnettarım.

Thanks so much. I really appreciate you cooking dinner.
Çok teşekkürler. Yemeği pişirdiğin için çok müteşekkirim/minnettarım.

  1. Excuse me.

İlerlerken biri yolunu kapatıyorsa “Excuse me” de.

Birinin sana bakmasını istediğinde de bu ifadeyi kullanabilirsin. Örneğin:

Excuse me sir, you dropped your wallet.
Affedersiniz beyefendi, cüzdanınızı düşürdünüz.

Excuse me, do you know what time it is?
Affedersiniz, saat kaç biliyor musunuz?

  1. I’m sorry.

İster küçük ister büyük bir şey olsun, özür dilemek için bu ifadeyi kullan. Daha fazla bilgi vermek için “for” kullan. Örneğin:

I’m sorry for being so late.
Çok geç kaldığım için özür dilerim/üzgünüm.

I’m sorry for the mess. I wasn’t expecting anyone today.
Dağınıklık için özür dilerim/üzgünüm. Bugün kimseyi beklemiyordum.

Bir şeyden dolayı çok üzgün olduğunu belirtmek için “really” kullanabilirsin.

I’m really sorry I didn’t invite you to the party.
Seni partiye davet etmediğim için gerçekten üzgünüm/özür dilerim.

  1. What do you think?

Bir konu hakkında birinin görüşünü merak ediyorsan bu soruyu kullan.

I’m not sure if we should paint the room yellow or blue. What do you think?
Odayı sarıya veya maviye boyasak mı emin değilim. Sen ne düşünüyorsun/dersin?

  1. How does that sound?

Bir fikrin varsa veya bir plan teklif edeceksen diğerlerinin ne düşündüğünü anlamak için bu ifadeyi kullan.

We could have dinner at 6, and then go to a movie. How does that sound?
Saat 6’da yemek yiyebilir sonrada sinemaya gidebiliriz. Ne dersin?

Let’s hire a band to play music, and Brent can photograph the event. How does that sound?
Müzik yapmaları için bir grup kiralayalım ve Brent de etkinliğin fotoğraflarını çekebilir. Ne dersin?

  1. That sounds great.

Bir fikri sevdiysen #6’ya bu ifade ile cevap verebilirsin. “Great” kelimesini “awesome”, “perfect”, “excellent” ya da “fantastic” gibi eş anlamlı bir kelime ile değiştirebilirsin.

A: My mom is baking cookies this afternoon. We could go to my house and eat some. How does that sound?
A: Öğleden sonra annem kurabiye pişirecek. Evet gidip yiyebiliriz. Ne dersin?

B: That sounds fantastic!
B: Harika!

  1. (Oh) never mind.

Diyelim ki biri açıklamaya çalıştığın bir fikri anlamıyor. Defalarca onu açıkladıysan ve artık durmak istiyorsan yalnızca “oh, never mind.” diyebilirsin. Artık başka bir şey hakkında konuşabilirsin.

Ayrıca “önemli değil” ya da “unut gitsin” anlamında “never mind” kullabilirsin. Bu gibi durumlarda samimi bir ses tonuyla ve gülümseyerek bunu söyle. Aksi takdirde bu ifadeyi düşen bir ton ile yavaşça söylediğin zaman bu rahatsız olduğun veya üzüldüğün anlamına gelebilir.

A: Are you going to the grocery store today?
A: Bugün manava gidecek misin?

B: No, I’m not. But why—do you need something?
B: Hayır. Fakat neden – bir şey mi lazım?

 A: Oh, never mind.  It’s okay, I’ll go tomorrow
A: Boş ver. Tamam, yarın gideceğim.

İngilizce Öğrenenler için Temel İfadeler

temel-ingilizce-kaliplar

İngilizce öğrenen biri olarak İngilizcenin ana dilin olmadığını anlatman gerekebilir. İngilizceyi ana dilini olarak konuşanlardan ifadeleri ve kelimeleri tekrar etmelerini ya da daha yavaş konuşmalarını isteyeceğin durumlar olabilir. Bunun için aşağıdaki ifadeler çok faydalı olacak.

  1. I’m learning English.

Bu basit ifade ile İngilizcenin ana dilin olmadığını insanlara anlatabilirsin. Tamamen yeni başlamış biri isen I’dan sonra “just started” ekle:
“I just started learning English.”
“İngilizce öğrenmeye yeni başladım.”

My name is Sophie and I am learning English.
Benim adım Sophie ve İngilizce öğreniyorum.

  1. I don’t understand.

Birinin ne demek istediğini anlamadığın zaman bu ifadeyi kullan.

Sorry, I don’t understand. The U.S. Electoral College seems very confusing!
Affedersiniz, anlamıyorum.  ABD Seçmenler Heyeti çok kafa karıştırıcı geliyor!

  1. Could you repeat that please?

Birinin bir kelimeyi, soruyu veya ifadeyi tekrar söylemesini istiyorsan bu soruyu kullan. “to repeat” “tekrar söylemek” anlamında geldiği için “Could you say that again please?” şeklinde de sorabilirsin.

“please” sözcüğünü ya sorunun sonunda ya da “you” dan sonra söyleyebiliriz, şöyle ki:

Could you please repeat that?
Lütfen, tekrar edebilir misiniz?                                                                                 

Could you repeat that?
Tekrar edebilir misiniz, lütfen?

  1. Could you please talk slower?

Ana dilini konuşanlar çok hızlı konuşabilirler. Hızlı bir İngilizcenin anlaşılması zordur. Birinden daha yavaş konuşmasını istemek kolay bir yoldur.

Not: Bu ifade dil bilgisi kuralları açısından doğru değil. Ancak günlük (gündelik ) hayatta çok sık kullanılır. Dil bilgisi açısından doğru soru “Could you please talk more slowly?” olacaktır.

Çünkü “slowly” bir zarftır bu yüzden (“talk” gibi) fiilleri niteler. “Slower” bir karşılaştırma sıfatıdır, bu da fiilleri değil, isimleri (insanları, yerleri veya eşyaları) nitelerken kullanılması gerektiği anlamına gelir. (Örneğin: My car is slower than yours. – Benim arabam seninkinden daha yavaş.)

A: You can give us a call any weekday from 8:00 a.m. to 5:00 p.m. at five five five, two five zero eight, extension three three—
A: Hafta içi her gün saat 8:00’dan 5:00’a kadar 5552508 dahili 33’ten arayabilirsiniz-

B: I’m sorry, could you talk slower?
B: Affedersiniz, daha yavaş konuşabilir misiniz?

  1. Thank you. That helps a lot.

Birisi senin için daha yavaş konuşmaya başladığında bu ifade ile ona teşekkür et.

Bunu diğer pek çok durumda kullanabilirsin de.

A: Ben, could you please make the font bigger? It’s hard for me to read the words
A: Ben yazı tipini biraz daha büyütür müsün? Kelimeleri okurken zorlanıyorum.

B: Sure! B: Tabii ki! I’ll change it from size 10 to 16. How’s this?
B: Büyüklüğü 10’dan 16’a değiştireceğim. Bu nasıl?

A: Thank you. That helps a lot.
A: Teşekkür ederim. Bu çok yardımcı oldu.

  1. What does ~ mean?

Yeni bir kelime gördüğünde ya da duyduğunda anlamını sormak için bu ifadeyi kullan.

A: What does “font” mean?
A:”font ne demek?

B: It’s the style of letters, numbers and punctuation marks when you type. A common font in the USA is Times New Roman.
B: Yazı yazarken harflerin, sayıların, noktalama işaretlerinin biçimidir. ABD’deki yaygın yazı tipi Times New Roman’dır.

  1. How do you spell that?

İngilizce yazılış zor olabilir, o halde bu soruyu mutlaka öğren. Ayrıca birine “Could you spell that for me?” şeklinde de sorabilirsin.

A: My name is Robbertah Handkerchief.
A: Adım Robbertah Handkerchief.

B: How do you spell that?
B: Nasıl yazılıyor?

  1. What do you mean?

Kelimeleri tek tek anladığın halde bir bütün olarak ne ifade ettiğini anlamadığında bu soruyu kullan. Birinin sana ne anlattığıyla ilgili kafan karışırsa bunu sorabilirsin.

A: The Smiths do have a really nice house, but the grass is always greener on the other side.
A: Smithler’in gerçekten güzel bir evi var fakat diğer tarafta çimler daima daha yeşildir.

B: What do you mean?
B: Ne demek istiyorsunuz?

A: I mean that if we had the Smith’s house, we probably wouldn’t be happier. We always think other people have better lives than us, but other people have problems too.
A: Eğer Smithler’in evi bizim olsaydı muhtemelen biz daha mutlu olmazdık demek istiyorum.
Daima diğer insanların bizden daha iyi bir hayata sahip olduğunu düşünürüz fakat diğer insanların da problemleri var.

“The grass is always greener on the other side – Diğer tarafta çimler daima daha yeşildir” sözü Türkçe’deki “Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür” atasözüne benzer.

Arkadaş Edinmek ve Kendini Tanıtmak için Kullanabileceğin Kalıplar

temel-ingilizce-ifadeler
İşte, yeni insanlarla tanıştığın zaman kendini tanıtmak için kullanabileceğin ve onlar hakkında daha fazla şey öğrenmeni sağlayacak İngilizce temel kalıplar.

  1. Hi! I’m [adın]. (And you?)

Yeni arkadaşlarla tanıştığında kullanabileceğin resmi olmayan günlük dilde selamlaşma ifadesidir. Eğer insanlar sana isimlerini söylemiyorlarsa “And you?” veya “And what’s your name?” diye sorabilirsin.

Hi! I’m Rebecca. And you?
Merhaba! Ben Rebecca. Ya sen?

  1. Nice to meet you.

Birbirinizin adını öğrendikten sonra bu ifadeyi söylemek bir nezakettir.

A: Hi Rebecca, I’m Chad.
A: Merhaba Rebecca, Ben Chad.

B: Nice to meet you, Chad.
B: Tanıştığımıza memnun oldum, Chad.
A:  Nice to meet you too
A: Ben de memnun oldum.

  1. Where are you from?

Birinin nereli olduğunu öğrenmek için bu soruyu sor. Bu soruya “I’m from ~.” ile cevap ver.

Bu soruya İngilizce cevap verebilir misin? Hemen şimdi soruyu ve cevabını yüksek sesle söyle. (4 kez, unutma!)

A: Nice to meet you, Sergio. So, where are you from?
A: Tanıştığımıza memnun oldum, Sergio.  Peki, nerelisin?

B: I’m from Spain.
B: İspanyalıyım.

  1. What do you do?

Pek çok yetişkin tanıştıklarında birbirlerine bu soruyu sorar. Hayatını idame ettirmek için ne yapıyorsun (işin ne, ne işle meşgulsün, ne iş yapıyorsun) anlamındadır.

Bence bu soru biraz sıkıcı, bu yüzde ben başka sorular soruyorum. Fakat pek çok insan sana bu soruyu büyük ihtimalle soracak

A: What do you do, Cathleen?
A: Ne iş yapıyorsun Cathleen?

B: I work at the university as a financial specialist.
B: Üniversitede finans uzmanı olarak çalışıyorum.

  1. What do you like to do (in your free time)?

Birine işinin adını sormak yerine, ne yapmaktan keyif aldığını sormayı tercih ediyorum. Bu cevaplar genelde daha fazla ilginç oluyor!

A: So Cathleen, what do you like to do in your free time?
A: Peki Cathleen, boş zamanlarında ne yapmayı seviyorsun?

B: I love to read and to garden. I picked two buckets of tomatoes last week!
B: Okumayı ve bahçe işlerini seviyorum. Geçen hafta iki kova domates topladım!

  1. What’s your phone number?

Yeni tanıştığın birisi ile iletişim halinde bulunmak istiyorsan telefon numarasını öğrenmek için bu soruyu sor. Eğer e-posta adresini öğrenmek istiyorsan “phone number”ı “email address” ile değiştir.

Bazı insanlardan daha gündelik olarak “Can I get your ~?,”, “Can I get your phone number?” şeklinde de kullandıklarını duyabilirsin.

It would be great to meet up again sometime. What’s your phone number?
Bir ara tekrar buluşmak harika olurdu. Telefon numaran ne?

  1. Do you have Facebook?

Pek çok insan Facebook vasıtasıyla iletişimde (temasta) bulunuyor. Birinin Facebook hesabı olup olmadığını öğrenmek için bu soruyu kullan. Ayrıca “Are you on Facebook?” şeklinde de sorabilirsin.

Let’s keep in touch! Do you have Facebook?
Haberleşelim! Facebook’un var mı?

İş Yerinde Kullanabileceğin Temel İngilizce Kalıplar

İngilizce temel ifadeler
Son olarak iş yerinde kullanabileceğin kalıplardan 7 tanesine değinelim.

  1. How can I help you?

Bir müşteri hizmetlerinde çalışıyorsan, bu ifadeyi çok kullanacaksın. Ayrıca telefona cevap verirken de çok sık kullanılan bir ifadedir.

[Telefonda]: Hello, this is Rebecca speaking.  How can I help you?
Merhaba, Ben Rebecca. Nasıl yardımcı olabilirim.

  1. I’ll be with you in a moment.

Biri seni görmek istediğinde, öncelikle bir şeyi bitirmek için çok kısa bir süreye ihtiyacın varsa bu ifadeyi kullan. Bir mağazada müşteri bekliyorsa bir sonraki sıranın onda olduğunu göstermek için bu cümleyi kullan.

“moment”ı “minute” ile değiştirebilirsin: “I’ll be with you in (just) a minute.” “Bir dakika, sizinle ilgileneceğim”.

Bu durum için bir başka yaygın ifade de “I’ll be right with you.” “Birazdan/Hemen size döneceğim”.

Good morning! I’ll be with you in a moment.
Günaydın! Birazdan sizinle ilgileneceğim.

  1. What time is our meeting?

Bir etkinliğin saatini sormak için bu soru yapısını kullanabilirsin:”What time is [etkinlik]?”

Belirli bir gündeki bir toplantıyı sormak istiyorsan “on [gün].” ekle. Örneğin:
“What time is our meeting on Thursday?”
“Perşembe günü toplantımız saat kaçta?”

What time is our meeting on Wednesday?
Çarşamba günü toplantı saat kaçta?

  1. Please call me (back) at…

Birinin seni aramasını ya da yeniden aramasını (geri dönüş yapmasını) istediğinde telefon numaranı vermek için bu ifadeyi kullan.

Hi, this is Cathleen from the financial office.
Merhaba, ben mali bürodan Cathleen.

I’m wondering if you found those missing receipts.
Şu kayıp makbuzları bulup bulmadığınızı merak ediyorum.

Please call me back at 555-5555. Thanks!
Lütfen, bana
555-5555’ten dönüş yapın. Teşekkürler

  1. (Oh really?) Actually, I thought…

Birine katılmadığın zaman “Actually, I thought…” kullanmak “No” veya “You’re wrong.” söylemekten daha nazik ve kibar bir söyleme biçimidir. Bu ifade, herhangi birinden farklı bir fikre sahip olduğunu ifade ederken çok işine yarayacak.

A: So Sam’s coming in tonight at 8, right?
A: Yani, Sam bu gece saat 8’de geliyor, değil mi?

B: Actually, I thought he wasn’t working at all this week.
B: Aslında bu hafta çalışmadığını düşünmüştüm.

A: Oh, ok. I’ll have to look at the schedule again.
A: Ha, tamam. Programa tekrar bakmak zorunda kalacağım.

  1. Actually, I [fiil]…

#28’de olduğu gibi “actually, I…” ifadesini pek çok farklı fiille kullanabilirsin: “heard,” “learned,” “am,” “can,” “can’t,” vs. Yukarıda olduğu gibi aynı durum için bunu da kullanabilirsin; birinden farklı bir görüşe sahip olduğun zamanlarda kullanacağını unutma!

A: Did you finish the reports?
A: Raporları bitirdin mi?
B: Actually I am running a bit behind, but they’ll be done by noon!
B: Aslında,  biraz geride kaldım fakat öğlene kadar hazır olurlar.

C: When you type, always put two spaces between sentences.
C: Yazı yazarken, cümleler arasına her zaman iki boşluk koyun.

D: Actually, I learned to put a single space between sentences.
D: Aslında,  cümleler arasına iki boşluk koymayı daha önce öğrendim.

  1. I’m (just) about to [fiil]…

Bir şeye kısa bir zaman sonra başlayacaksan sen “just about to”sun yani bir şeyi yapmak üzeresin.

I’m just about to send those faxes.
Şu faksları tam göndermek üzereydim.

I’m about to go and pick up some coffee. Do you want anything?
Tam gidip bir kahve almak üzereydim. Başka bir şey ister misin?

 

İngilizce temel ifadeler arasından bu 30 kalıp yalnızca başlangıç. Yeni başlayan biri olarak öğrenebileceğin daha başka pek çok kolay İngilizce temel ifade var. Hazır olduğunda daha fazlası için şu yazılara göz at:

Keyifli Öğrenmeler!

 


Rebecca Thering Güney Kore’de, İspanya ve Fransa’da İngilizce öğretmeyi sevdi. Şimdi minnettarlık, gelişim zihniyeti, ve farkındalık ile İngilizce eğitiminin gerçekleştiği English With Rebe‘de destekleyici bir öğrenme topluluğu kuruyor.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.