ingilizce-seyahat-sozleri

Gönül Rahatlığıyla Tatile Çıkmak için İngilizce Seyahat Sözleri

Eğer akıcı İngilizce konuşmak istiyorsan kendini İngilizce ile sarmalamalısın.

Yoğun pratik gerçek anlamda dil öğrenmenin en iyi yollarından biridir—birçokları bunun dil öğrenmenin tek yolu olduğunu söyleyecektir.

Neyse ki dünyanın her yanında İngilizce bulmak mümkün. Neredeyse dünyanın her yerine gidebilir ve İngilizce pratik yapma fırsatı bulabilirsin.

İngilizce, Mandarin ve İspanyolcadan sonra dünyanın anadil olarak konuşulan üçüncü büyük dili. Birçok kişi anadil olarak İngilizce konuşuyor olsa da İngilizce dünyanın üçüncü yaygın dilidir. Medya, uluslararası politika ve ticaret için önemli bir dil haline gelmiş olması nedeniyle genel olarak dünyanın en yaygın konuşulan dili olduğu tahmin edilmektedir.

Peki seyahat edenler için bunun anlamı ne? Bunun anlamı, İngilizce konuşan bir gezgin olarak dünyanın daha fazla yerine seyahat etme fırsatı bulacağın, İngilizce seyahat sözleri öğreneceğin ve İngilizce pratik yapabileceğindir! Peki seyahat ederken karşılaştığın kişilere İngilizce neler demelisin?

Bu kullanışlı İngilizce seyahat sözlerine bir göz at!

Her Gezginin Bilmesi Gereken İngilizce Seyahat Sözleri

Learn a foreign language with videos

Selamlama Sözleri

ingilizce-seyahat-sozleri

Selamlama sözleri (bir diyaloğun başında söylediğin şeyler) genellikle tek anlamlıdır ve İngilizce dil öğrencileri için kolaydır. Bununla birlikte, bu sözler her sohbet için önemlidir. İngilizce konuşulan bir ülkeyi ziyaret ederken seni iyi anlayabilmeleri için onları iyi selamlamalısın. Aşağıdaki sık kullanılan selamlama sözlerine bir göz at.

Good morning. Bu söz sabah saatlerinde İngilizce konuşan kişiler arasında standart bir selamlama olarak kullanılır. Bu öyle çok resmi bir söz değildir, ama insanlar tanımadıkları kişiler ya da otorite sahibi kişilerle (öğretmen, polis, önemli kişiler) konuşurken de bu sözü kesinlikle kullanırlar. Bununla birlikte, bu söz sadece öğlen saat 12’ye (12 p.m.) kadar kullanılır. Eğer bu sözü öğleden sonra kullanırsan insanlar sana komik bakışlar atabilir.

Good afternoon. Bir hata yaptın ve öğleden sonra günaydın (good morning) mi dedin? Kullanman gereken söz good afternoon olacaktı ve öğleden sonra ile gece arasındaki çizgi belirsizliğini korusa da bu sözü saat 17:00’dan önce kullanabilirsin.

Good evening. Akşam saatleri genellikle saat 17:00 ile 22:00 arasındaki saatlerdir ve bazıları akşamın insanın uykuya daldığı saate kadar uzadığını söyler. Her iki durumda da bu söz akşam yemeğinden sonraki zaman için kullanılabilir.

Hello / Hi / Hey. Saatin kaç olduğunun aklını karıştırmasını istemiyor musun? Bu sözleri kullanabilirsin. Bunlar arasında hello en resmi olanıdır ve tanımadığın kişiler ya da resmi ortamlarda kullanılmalıdır. Hi ise biraz da az resmidir ve bu sözcüğü otorite sahibi kişilerle kullanmayı tercih etmeyiz. Hey sadece arkadaşlar ve aile ile kullanılmalıdır.

How are you? / How is it going? Bu soru normalde yukarıdaki selamlama sözlerinden sonra gelir ve karşıdaki kişiye nasıl olduğunu sormak için kullanılır. Bunu birisi sormuş olsa da genellikle çok fazla detaya inmemek gerekir. Genellikle buna yanıt olarak “good” ya da “not so good” denmesi yeterlidir.

Yukarıdaki selamlama sözleri sadece bilmen gereken bazı temel sözlerdir. Daha fazlası için bu yazıya bir göz at. Nasıl olduğun hakkında konuşmanın harika yolları için “good” yerine verilebilecek bu alternatifleri oku.

Havaalanında

ingilizce-seyahat-sozleri

İngilizce konuşulan bir ülkeye gittiğin zaman İngilizce duymaya başladığın ilk yer muhtemelen havaalanı olacaktır. Hiç sorun yaşamadan uçuş kartını almak için bu sözlere bir göz at!

I would like… Bu söz, bir şey istediğini söylemenin standart ve kibar yoludur. Örneğin, susadıysan “Su alabilir miyim” (“I would like some water”) diyebilirsin.

What time is my flight? Havaalanları her zaman uçuş saatlerini aktarmakta iyi bir iş çıkarmayabilir, ama bu soru ile uçuşunu kaçırmadığından emin olabilir ve İngilizce konuşulan o ülkeye gidebilirsin.

What airline am I flying? Bir havayolu şirketi (airline), uçuşunu gerçekleştiren taşımacılık firmasıdır.

Where is my gate? Bir gate uçağa bineceğin kapıdır ve aynı zamanda uçağa binişi beklerken de burada beklersin.

Where is the restroom? Bir tuvalet (restroom), elini yüzünü yıkayabileceğin ve tuvalet ihtiyacını giderebileceğin yerdir. Bu söz birçok farklı şekilde söylenebilir ve farklı ülkelerde bu amaçla kullanılan alana farklı adlar verilir: bathroom, washroom, toilets.

How much does the magazine cost? Kim eğlenceli bir şeyler olmadan uçmak ister ki? Belirli bir derginin fiyatını sorarak o dergiye ne kadar ödemen gerektiğini öğrenebilirsin. Ayrıca, dergi (magazine) sözcüğünü satın almak istediğin diğer ürünlerle de değiştirebilirsin: water bottle, snack (atıştırmalık) ya da book.

Havaalanında kullanacağın daha fazla sözcük için buraya bir göz at.

Uçakta

ingilizce-seyahat-sozleri

Demek havaalanında yolunu buldun ve artık uçaktasın. İyi bir uçuş için bu İngilizce seyahat sözleri öğrenilmeyi bekliyor.

Are meals included? Bir öğün (meal), bir serviste önüne gelen yemektir. Tüm havayolu şirketleri uçuşlarına ücretsiz yemek seçeneğini dahil etmemektedir, bu nedenle de uçuş sırasında yemek verilip verilmeyeceğini sormak iyi bir fikir olabilir.

May I have something to eat/drink? Yemeğin dahil olmadığını mı öğrendin? Yiyecek ya da içecek bir şeyler almak için bu soruyu kullan.

May I purchase headphones? Eğer kulaklıkların (headphones) yoksa uçakta televizyon olmasının ne anlamı kalır ki? Kabin görevlisine (flight attendant) kulaklık satın alıp alamayacağını sor.

What time is it? Bu, saatin kaç olduğunu öğrenmek için sorulan standart bir sorudur. Farklı zaman dilimleri arasında uçuyorsan bu soru işine yarayabilir.

Gümrükte

ingilizce-seyahat-sozleri

Havaalanı ve uçaktan sonra, gezginler için sıra stresli bir deneyime gelir: gümrük. Burada o ülkeye neden geldiğini açıklarsın ve memurlara orada olma amacını söylersin. Ama stres yapmaya gerek yok! Bu sözler sayesinde işini kısa sürede halledeceksin.

I have a connecting flight. Bir ülkeye kalmak üzere gelmediysen ve sadece aktarma için oradaysan, başka bir ülkeye giden başka bir uçağa bineceğini bu şekilde söylersin.

I am traveling for leisure. Eğer eğlence ya da tatil amaçlı seyahat ediyorsan pasaport kontrol memuruna bunu söyleyebilirsin.

I am traveling for work. Eğer şirketini temsilen seyahat ediyorsan ya da iş gezisindeysen pasaport kontrol memuruna bunu söyleyebilirsin.

I will be here for ___ days. Boş bırakılan yere, gittiğin ülkede kalacağın gün sayısını koy.

I am visiting family. Gittiğin ülkede aile üyelerin varsa gümrük memuru bunu bilmek isteyecektir. Sorması halinde aile üyesinin adı ve adresini verdiğinden emin ol.

I am staying at _____. Gümrük memuru sana gittiğin yerde nerede kalacağını sorabilir. Otelinin adı elinin altında olsun.

Destinasyonuna Varış

ingilizce-seyahat-sozleri

Uçuşundan sonra gerçek eğlence başlar: destinasyonun (ziyaret ettiğin yer). Bu sıkça kullanılan sözler ile rahatlıkla yolunu bulacak ve keşfedeceksin.

Do you have a map? Bir harita (map) kullanmak, gittiğin yerdeki restoranlar gibi turistik lokasyonları (attractions) ve hatta otelini bulmana yardımcı olacaktır.

Where is the currency exchange? Bir döviz bürosu (currency exchange), kendi ülkende kullandığın para birimini gittiğin ülkenin para birimiyle değiştirdiğin yerdir.

Where is the bus stop? Bir otobüs durağı (bus stop) bulmak özellikle ucuz ulaşım seçenekleri bulmakta yardımcı olur. Ayrıca, “where is this bus going?” sorusunu sorark doğru yere gidip gitmediğinden emin olabilirsin.

Where can I find a taxi? Otobüs yok mu? Sorun değil: bir taksi (taxi) tut. Buna bazı ülkelerde cab adı da verilmektedir.

I would like to go to _____. Bu boşluğu gitmek istediğin yerin ismiyle doldur ve yola çık.

Do you know where this hotel is? Eğer yolunu kaybedersen her zaman otelinin yolunu bulmaya çalış.

I don’t understand. Bunu söylediğin zaman anadili İngilizce olan kişiler, İngilizcenin anadilin olmadığını daha kolay anlar. Ayrıca, İngilizcenin iyi olmadığını (“I don’t speak English very well”) söyleyebilir ve onlardan yavaş konuşmalarını isteyebilirsin (“please speak slowly”).

Otelde

ingilizce-seyahat-sozleri

Uçuşundan sonra yurt dışındayken önemli olan diğer şey ise nerede kalacağındır ve arkadaşında ya da ailenle kalmayacaksan ve bir otelde kalacaksan aşağıdaki sözler işine yarayacak.

Does the room have a bathroom? Daha önce de belirttiğimiz üzere bathroom sözcüğü restroom sözcüğünün (ve aynı zamanda washroom ve toilets sözcüklerinin) yerine kullanılır ve odanda özel banyo olup olmadığını ya da paylaşımlı banyo (birden fazla odada kalan misafirler kullanır) olduğunu öğrenmek her zaman iyi olacaktır.

How many beds are in the room? Otel odanda kalacak kişi sayısına göre yeterli sayıda yatak olduğundan emin olmak için kullanışlı bir sorudur.

I would like one queen bed, please. Bir queen yatak (queen bed) iki kişinin rahat bir şekilde yatmasına imkan tanıyan bir yataktır.

I would like two double beds, please. Bir ikiz yatakta (double bed) iki kişi uyuyabilir ama bazen bir kişi de fazladan yer olması için ikiz yatakta (double bed) uyuyabilir.

What floor am I on? Bir kat (floor) burada otelin katını ifade etmektedir.

Where are the elevators? Kendini otelin üst katlarından birinde bulursan kendi odana gitmek için asansörü kullanmak isteyebilirsin.

How do I access the Internet? Bazı otellerde WiFi (kablosuz internet bağlantısı) olabilir ve bu hizmeti kullanmak istersen ona nasıl erişeceğini sorman gerekir. Ayrıca, WiFi şifresinin ne olduğunu da sorabilirsin (“what is the password for the WiFi?”)

Is there free breakfast? Bazı otellerde ücretsiz küçük bir kahvaltı sunulur. Bu konuyu resepsiyona sor.

My room needs towels. Kat görevlileri (housekeeping) çoğu zaman odanda ihtiyacın olan her şeyin olduğundan emin olur. Bunu unutmaları halinde ise havlu (towel), çarşaf (bed sheets) ya da tuvalet kağıdı (toilet paper) isteyebilirsin.

My room is messy, and I would like it cleaned. Eğer odan temizlenmemişse, yeniden temizlenmesini istemekten çekinme.

How do I call for room service? Oda servisi (room service), birisinin odana yiyecek ve hatta alkol getireceği anlamına gelir.

How do I call down to the front desk? Resepsiyon için hem front desk hem de reception desk kullanılmaktadır. Çoğu resepsiyon günün yirmi dört saati açıktır ve bir şeye ihtiyacın varsa önce resepsiyonu arayabilirsin.

Şehirde

ingilizce-seyahat-sozleri

Havaalanı ve otelin için kullanacağın sözcükler tamam, ama yeni bir şehri ziyaret etmek için seyahat ettin! Şehri keşfederken sana yardımcı olacak bu sözlere bir göz at.

Where can I find a grocery store? Eğer restoranda yemek istemiyorsan market (grocery store) yiyecek satın alabileceğin yerdir.

Where is the hospital? Yurt dışında seyahatin sırasında hastalanır ya da yaralanırsan bir hastane (hospital) bulman gerekebilir.

Where can I find a restaurant? Yemek hazırlamaktan sıkıldın mı? Yerel mutfağı denemek için bir restoranın yolunu tutmak iyi bir fikirdir.

Where is the bank? Eğer cebindeki nakit biterse para çekmek için bankaya (bank) gitmen gerekebilir

How do you get to ____? Bu soru cümlesini kullanarak ziyaret etmek istediğin yerleri nasıl bulacağını öğrenebilirsin.

How far is it to _____? Bu soru ile bir yere yürüyüş mesafesinde olup olmadığını ya da taksi ya da otobüse binmenin daha iyi olup olmayacağını öğrenebilirsin.

Yol Tarifi. Yol tarifi alırken insanlar sana yardımcı olmak için bu sözleri kullanacaktır:

  • It’s to the right. Bu cümle, aradığın şeyin sağda olduğu anlamına gelir.
  • It’s to the left. Bu cümle, aradığın şeyin solda olduğu anlamına gelir.
  • It’s straight ahead. Bu cümle, doğru yolda gittiğin ve aynı yönde gitmeye devam etmen gerektiği anlamına gelir.
  • It’s at the corner. Sokağın köşesi (corner) iki yolun kesiştiği yerdir.
  • It’s two blocks ahead (or three blocks, or four…). Bir blok (block) bir yolun iki yol ağzı arasındaki bölümüdür.

Restoranda

ingilizce-seyahat-sozleri

Şehri keşfederek geçen uzun bir günün ardından yemek yemek her zaman hoş bir moladır. Yemek siparişi vermek hakkında faydalı restoran diyalogları ve bu yazıya bir göz at.

A table for two/four. Bu cümlede kullanılan sayı, restoranda kaç kişi olacağınızı belirtmektedir.

I would like to drink… Bu cümleyi içmek istediğin içecek ile tamamla ve susuzluğunu dindir. Popüler seçenekler arasında water (su), soda pop (gazoz), beer (bira) ve wine (şarap) sayılabilir.

May I see a menu? Menü (menu) sana ne yiyeceğine karar vermende yardımcı olur.

I would like to order ____. Boşluğu menüde gördüğün bir yemek ile doldur ya da şunlardan birini sipariş et:

  • I’ll have soup. Çorba (soup) bir öğüne başlamanın yaygın bir yoludur.
  • I’ll have a salad. Eğer hava çorba (soup) içmek için çok sıcaksa salatayı (salad) dene.
  • I’ll have a hamburger. Hamburger restoranlarda sıklıkla bulunan yiyeceklerdendir. Garsona (server) hamburgerinde ne istediğini söylemeyi unutma.
  • I’ll have chicken. Kırmızı et yemiyor musun? Tavuk (chicken) yemeyi dene.

I’ll have an appetizer. Bir aperitif ya da meze (appetizer) ana yemekten önce alınan küçük bir tabaktır.

I would like dessert. Tatlı (dessert), ana öğünden sonra yenilen şekerli bir yiyecektir.

May I have the bill? Hesap (bill ) yemeğini yedikten sonra ne kadar ödemen gerektiğini gösterir. Hesabı istemeyi unutma. Bazı restoranlarda hesabı istemediğin sürece garson hesabı getirmez.

Sıkça Rastlanan Problemler

Özenle planlamış ve bu İngilizce seyahat sözlerini öğrenmiş olsan da bazı sorunlarla karşılaşabilirsin. İşte kötü bir şey olması halinde sana yardımcı olacak bazı sözler.

I have lost my passport. Eğer pasaportunu kaybettiysen vatandaşı olduğun ülkenin konsolosluğunu bulman gerekir. Aşağıdaki soruyu kullan ve boşluğa kendi ülkenin adını yaz: where is the embassy for _____?

Someone stole my money. Birisi paranı ya da başka bir eşyanı çalarsa polis (police) ile irtibata geçmelisin. ABD’deyken telefonla 911’i ararsın.

Help! Eğer başına kötü bir şey gelirse bu yardım çağrısını kullanarak insanların dikkatini çekebilir ve yardım etmelerini sağlayabilirsin.

Umarız bu acil durum sözcüklerinin hiçbirine ihtiyaç duymazsın. Ama hazırlıklı olmak her zaman iyidir!

İyi yolculuklar!

Ve Son Bir Şey…

Eğer gerçek İngilizceyi öğrenmeyi seviyorsan FluentU tam sana göre. FluentU sana İngilizce öğretmek için popüler söyleşi programları, akılda kalan müzik videoları ve eğlenceli reklamları kullanır:

en iyi İngilizce uygulama

Bunu izlemek istiyorsan muhtemelen FluentU üzerinde bulabilirsin.

FluentU, İngilizce videoları izlemeyi gerçekten çok kolaylaştırır. Nasıl mı? İnteraktif altyazılar içerir. Yani bir resim, tanım ve kullanışlı örnekler görmek için herhangi bir sözcüğe tıklayabilirsin.

en iyi İngilizce uygulama

FluentU ile dünya çapında meşhur ilginç içeriklerle dil öğrenirsin.

Örneğin, “brought” sözcüğüne dokunacak olursan şunu görürsün:

en iyi İngilizce uygulama

FluentU kullanırken dokunarak her sözcüğün anlamına bakabilirsin.

 

Herhangi bir videoda kullanılan sözcükleri FluentU ile öğrenebilirsin. Öğrenmekte olduğun sözcüğün daha fazla örneğini görmek için ekranı sola ya da sağa kaydır.

en iyi İngilizce uygulama

FluentU sana kullanışlı sorular ve çok sayıda örnek sunarak daha hızlı öğrenmene yardımcı olur. Daha fazlasını öğren.

En iyi yanı mı? FluentU öğrenmekte olduğun sözcükleri bilir. Sana örnekler ve videolar sunmak için sözcük bilginden faydalanır. Gerçek anlamda kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşarsın.

Bilgisayarın ya da tabletini kullanarak FluentU web sitesini kullanmaya başla ya da daha iyisi Play Store veya iTunes mağazasından FluentU Uygulamasını indir.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.