ingilizce-karistirilan-kelimeler

Kafa Karıştıran Kelimelerden Korkma! Sürekli Birbirine Karıştırılan 9 İngilizce Kelime Çifti ve Açıklamaları

Hepimiz İngilizcenin çılgın bir dil olduğunu biliyoruz.

İngilizce kafa karıştıran kelimelerle dolu. Çünkü aynı yazılışa veya telaffuza sahip olduğundan birbirine karıştırılan bir sürü İngilizce kelime var.

Türkçede de bu türden kelimeler var elbet, ama Türkçe ana dilin olduğu için sana bu kadar zorluk çıkartmıyor.

İngilizcede de bazı kelimeler var ki, onlar ana dili İngilizce olanlar için bile kafa karıştırıcı, özellikle de bir şeyler yazarken.

Örneğin, ne zaman “affect” (“etkilemek,” fiil) kelimesini, ne zaman “effect” (“etki,” isim) kelimesini kullanacağız?

Peki ya “to bear” (“taşımak, kaldırmak”) ve “to bare” (“açmak, ortaya çıkarmak”) fiillerine ne demeli?

Böylesi birbirine karıştırılan İngilizce kelimeler İngilizce öğrenenlerin de işini zorlaştırır.

İngilizce sohbetlerini hangi kelimenin doğru olduğunu düşünmek için durdurmak istemezsin.

Sana yardımcı olmak için, bir liste hazırladık. Bu listede, insanların daima aklını karıştıran, kulağa aynı gelen İngilizce kelime çiftlerini ele alarak açıklayacağız.

Learn a foreign language with videos

Herkesin Aklını Karıştıran 9 İngilizce Kelime Çifti

1. Lose ve Loose

Bu kelimeleri farklı yazıyor ve farklı okuyoruz (telaffuz ediyoruz), fakat yine de İngilizcede bu sözcükler birbirine karıştırılan kelimeler arasında. Neyse ki aşağıdaki açıklama sayesinde bu iki sözcüğü ayırt etmen çok kolay olacak!

ingilizce-karistirilan-kelimeler

Lose – “z” sesiyle telaffuz edilir – hem bir şeyi bulamamak anlamında, hem de bir yarışı, rekabeti, ödülü kazanamamak anlamında “kaybetmek” demek olan bir fiildir. Cep telefonunu kaybetmek (lose your cell phone) ya da bir yere giderken yolunu kaybetmek (lose your way) anlamında bu fiil kullanılır.

  • I don’t want my football team to lose the game.
    Futbol takımımın maçı kaybetmesini istemiyorum.
  • She will lose her money if she gambles with it.
    Eğer kumar oynarsa parasını kaybedecek.

Loose – “s” sesiyle telaffuz edilir – hem “gevşek, bol, serbest” anlamlarına gelen bir sıfat, hem de “çözmek, serbest bırakmak” anlamlarına gelen bir fiildir.

  • The door handle fell off because it was too loose.
    Kapının kolu düştü çünkü çok gevşekti.
  • A loose sweater feels very comfortable.
    Bol kazaklar çok rahattır.

İnsanların yaptığı bir başka yaygın hata da, “loser” kelimesinin kullanımı ile ilgilidir. “Kaybeden/aptal/talihsiz/beceriksiz/zavallı/ezik” anlamlarında kullanılan bu kelimeyi “You’re a loser,” (Sen bir eziksin.”) şeklinde kullanabilirsin. Ama bir kişiye “looser” diyemezsin. Eğer bunu yaparsan, kaybeden sen olursun!

2. Resign ve Re-sign

Bu İngilizce kelime çifti biraz daha zorlayıcı. Bu iki kelime birindeki tire (kısa çizgi) hariç aynı yazılır, ama zıt anlamlara sahiptir. Bunların birbirine en çok karıştırılan İngilizce kelimeler arasında olmaları normal, değil mi?

ingilizce-karistirilan-kelimeler

Resign — tire (kısa çizgi) olmadan — “işi bırakmak, istifa etmek” anlamına gelir ve bu kelimedeki “s” harfi “z” gibi okunur (telaffuz edilir).

  • My boss didn’t want to increase my salary so I decided to resign. This will be my last week of work.
    Patronum maaşımı arttırmak istemedi bu yüzden istifa etmeye karar verdim. Bu benim işteki son haftam olacak.

Re-sign — tire (kısa çizgi) ile yazılır — “yeniden kontrat imzalamak” anlamına gelir (“sign” kelimesi “imza/imzalamak” demektir) ve genellikle şu anda çalıştığın işte kalmaya karar verdiğini ifade eder. Bu kelimedeki “s” harfi “s” olarak okunur ve vurgu ilk hecededir.

  • I love my current job, so I happily re-signed for another year.
    Şu anki işimi seviyorum, bu yüzden memnun bir şekilde bir yıl için daha kontrat imzaladım.

3. Advice ve Advise

Bu İngilizce kelimelerin yazılışı ve anlamları hemen hemen aynı, yalnızca okunuşlarında çok ufak bir fark var. Birbirine karıştırılan kelimelerden olmaları çok normal!

ingilizce-karistirilan-kelimeler

Advice — “s” sesiyle okunuyor — Türkçede “tavsiye, öneri” anlamına gelen bir isim. “Arkadaşına tavsiye verebilirsin,” cümlesini advice kelimesi ile kurarsak, bu kelime bir isim olduğundan, bir fiille birlikte (give) kullanman gerekir ve “You can give your friend some advice,” dersin.

  • My father gave me one piece of advice – “Always be on time.”
    Babam bana tek bir tavsiye verdi – “Her yere daima zamanında git.”

Advise — “z” sesiyle okunuyor — Türkçede “tavsiyede bulunmak, öneri vermek” anlamına gelen bir fiil. “Arkadaşına tavsiye verebilirsin,” cümlesini bu kez advise kelimesini kullanarak kurmak istersen, bu kelime zaten bir fiil olduğundan, tek başına kullanabilir ve “You can advise your friend,” diyebilirsin. Anlam yukarıdaki cümle ile aynı olur.

  • She advised me to invest my money more carefully.
    Paramla daha dikkatli bir şekilde yatırım yapmamı tavsiye etti.

4. Affect ve Effect

Bu iki kelime arasındaki temel fark da dil bilgisi açısından kullanım farkı, ama telaffuzları arasında da hafif bir fark var. Affect kelimesi “etkilemek, etki etmek” anlamına gelen bir fiil ve effect kelimesi “etki, tesir” anlamına gelen bir isim ve bu kelimeler belirli eylemlerin sonuçlarından bahsedilirken kullanılır.

ingilizce-karistirilan-kelimeler

  • I’m worried that your lazy habits will affect your studies (your lazy habits will have a bad effect on your studies).
    Tembelce alışkanlıklarının çalışmalarını etkileyeceğinden endişeleniyorum (tembelce alışkanlıklarının çalışmaların üzeerinde kötü bir etkisi olacak).
  • Before you start an argument with your boss, consider the effects of your actions (before you start an argument, consider how your actions will affect the situation).
    Patronunla tartışma başlatmadan önce, eylemlerinin etkilerini düşün (bir tartışma başlatmadan önce, eylemlerinin durumu nasıl etkileyeceğini düşün).

5. Compliment ve Complement

ingilizce-karistirilan-kelimeler

Compliment  Eğer biri sana, “I really like your shirt,” Türkçesiyle, “Gömleğini çok beğendim,” derse, sana “iltifat” etmiş olur. Compliment kelimesi hem isim, hem de fiil olarak kullanılır. “Sana iltifat ediyorlar,” cümlesini hem, “They’re complimenting you,” şeklinde hem de, “They’re giving you a compliment,” şeklinde kurabilirsin.

  • complimented my sister on her delicious cooking. (verb)
    Kız kardeşime lezzetli yemekleri konusunda iltifat ettim. (fiil)
  • I gave my sister a compliment on her delicious cooking. (noun)
    Kız kardeşime lezzetli yemekleri konusunda iltifatta bulundum. (isim)

Complement — iki şeyin bir arada iyi gittiğini, yani bir arada güzel ve uyumlu olduklarını, birbirlerine yakıştıklarını, birbirlerini tamamladıklarını ifade etmek için, complement fiilini kullanabiliriz. Bu kelime İngilizcede genellikle yiyecekler ve moda alanlarında, birbirlerine uyan ve birbirlerini tamamlayan yiyeceklerden, giysilerden ve tarzlardan söz etmek için kullanılır.

  • My blue tie really complements my white shirt.
    Mavi kravatım beyaz gömleğimi gerçekten iyi tamamlıyor. (Mavi kravatımla beyaz gömleğim birbirine iyi uyuyor, yakışıyor).
  • That wine complements the meat dish well.
    Bu şarap et yemeğine yakışıyor.

6. Disinterested ve Uninterested

Bu iki kelime, İngilizcedeki en kafa karıştırıcı kelimelerden! Ana dili İngilizce olan kişilerin çoğu bu iki kelimeyi aynı anlama sahipmiş gibi kullanırlar – sıkılmış, bıkkın veya (bir şeye karşı) ilgisiz, aldırış etmeyen anlamında. Bu tanım, kesinlikle uninterested  kelimesinin anlamını karşılıyor, disinterested kelimesininkini değil. Disinterested kelimesinin gerçek anlamı, tarafsız, objektif veya bir tartışmada taraf tutmayandır. Mahkemede davayı dinleyen bir hakim disinterested olabilir fakat kesinlikle uninterested olmamalıdır!

ingilizce-karistirilan-kelimeler

  • The children wanted to play outside and were very uninterested in doing any studying.
    Çocuklar dışarıda oynamak istiyordu ve ders çalışmaya karşı gayet ilgisizlerdi.
  • Sometimes a stranger can make a disinterested and fair decision more easily than a family member.
    Bazen bir yabancı bir aile üyesinden çok daha kolay bir şekilde daha adil ve tarafsız bir karar verebilir.

Bu günlerde çoğu kişi, disinterested olmanın aynı zamanda uninterested olmak anlamına gelebileceğine inanıyor. Yine de, bu ikisi arasındaki farklı bilmek önemli ve faydalı.

7. Bear ve Bare

ingilizce-karistirilan-kelimeler

Bear — fiil olarak — Türkçede bir ağırlığı desteklemek, taşımak, kaldırmak veya zorluklara dayanmak, güç durumları kaldırabilmek, bir yükü taşımak gibi pek çok anlama sahip. Elbette burada ormanda yaşayan büyük, kıllı ayılardan (bears) söz etmiyoruz.

  • Don’t stand on that old chair, it cannot bear your weight.
    O eski sandalyenin üzerine çıkma, o senin ağırlığını kaldıramaz. (senin ağırlığını taşıyamaz)
  • I cannot bear to see my son in pain.
    Oğlumu acı içerisinde görmeye dayanamıyorum.

Bare — hem fiil hem sıfat olarak kullanılır —  sıfat olarak çıplak, üzeri açık anlamlarına gelirken, fiil olarak üzerini açmak, açığa çıkarmak anlamlarına gelir.

  • Visitors to the temple must not have bare arms or legs, so wear long pants and a jacket. (adjective)
    Tapınak ziyaretçilerinin kolları veya bacakları çıplak olamaz, bu yüzden uzun pantolon ve bir ceket giy. (sıfat)
  • I bared my arm to show them my new tattoo. (verb)
    Onlara yeni dövmemi göstermek için kolumu açtım.

8. Further ve Farther

Bu iki kelime gayet kafa karıştırıcıdır. Further ve farther kelimeleri aynı anlama sahiptir, fakat farklı durumlarda kullanılırlar. Telaffuzları da hemen hemen aynıdır,  – fur ve far arasındaki fark dışında.

ingilizce-karistirilan-kelimeler

Farther  far ile — fiziksel bir mesafeden söz edilirken kullanılır.

  • Arabadaki bir yolcu olarak, şoföre şöyle sorabilirsin: “How much farther until we reach our destination?”
    “Varış yerimize ulaşmamıza daha ne kadar kaldı?”
  • Bir yarışta şöyle söyleyebilirsin: “She ran farther and faster than him.”
    “O (kadın) ondan (o adamdan) daha uzağa ve daha hızlı koştu.”

Further fur ile — daha soyut durumlarda kullanılır.

  • The human resources representative told me: “If you have any further complaints, please tell me.”
    İnsan kaynakları temsilcisi bana şöyle söyledi: “Eğer daha başka şikayetiniz varsa, lütfen bana söyleyin.”
  • The professor told us: “If you have any further questions you can ask me at the end.”
    Profesör bize şöyle söyledi: “Eğer başka (daha fazla anlamında) sorunuz varsa, sonda bana sorabilirsiniz.”

Bu örneklerde, şikayetler ve sorular fiziksel şeyler olmadığından, bu durumlarda farther kelimesini kullanamazsın. Bu iki kelime arasındaki farka bir de şu bağlamda bak:

If we drive any farther tonight we’ll be too tired to continue driving tomorrow.
Eğer bu gece biraz daha araba sürersek (gidersek) yarın sürmeye devam etmek için fazlasıyla yorgun oluruz.

We should discuss this topic further before we make a decision.
Bir karar vermeden önce bu meseleyi biraz daha tartışmalıyız.

9. Hanged ve Hung

Hanged ve hung arasındaki fark ölümcül olabilir.

ingilizce-karistirilan-kelimeler

Hung, çoğunlukla hang (asmak) fiilinin geçmiş zaman halidir.

  • I hung the painting on the wall and I hung my clothes on the clothes line.
    Resmi duvara astım, kıyafetlerimi de çamaşır ipine astım.

Hanged ise ölümcül istisnadır, çünkü tek bir özel durumda hang fiilinin geçmiş zamandaki halidir. Hang aynı zamanda bir suçluyu idam etmek veya birini öldürmek amacıyla iple asmak anlamına da gelir. Bu durumda, hang fiilinin geçmiş zamandaki hali, hanged olur.

  • The judge sentenced the murderer to be hanged.
    Hakim katili asılmakla cezalandırdı.
  • The criminal was hanged in the prison.
    Suçlu cezaevinde asıldı.

Farklı bil ki kafan karışmasın.

İngilizcede kafa karıştıran kelimelerin sayısı gerçekten de çok fazla. Birbirine karıştırılan İngilizce kelimelerle baş etmek zor gibi görünebilir.

Neyse ki, aralarındaki farkları bilmek, hata yapmaktan kaçınmayı kolaylaştırıyor. Özellikle İngilizce konuşurken, çoğu kişi bu benzer sesli (okunuşları benzer olan) kelimeleri karıştırdığını fark etmez. Aslına bakarsan, ana dili İngilizce olanlar da bu tür hataları sürekli yaparlar. Fakat İngilizce yazı yazarken, bu tür kelimelere karşı gözünü dört açmalı ve doğru olanı kullanmaya dikkat etmelisin. Birbirlerine bu kadar çok karıştırılan İngilizce kelimelere dikkat edersen İngilizcen düşündüğünden daha fazla ilerleyecektir.

Yazdığın kelimeleri iki kez kontrol etmeyi unutma ve içinde bulunduğun durumu düşün. Birine güzel bir şey mi söyledin? O bir compliment idi, complement değil. İşinden resign edip ayrılıyor musun, yoksa re-sign edip aynı yerde çalışmaya devam mı ediyorsun? Kafa karıştıran kelimeler her yerde! Birbirine sık karıştırılan İngilizce kelimeler pusuda bekliyor! Ama çözümü sende. Bağlamdaki farkların farkına varmak hata yapmanı önlemeye yardımcı olabilir. Bağlam (ve pratik yapmak) en önemli ipucu ve çözüm yoludur!


Richard Whitten serbest çalışan bir İngilizce öğretmeni, editör ve yazar. Kendisi 2010 yılından beri Güney Kore’de yaşıyor ve çalışıyor.

Unutmadan, Bir Şey Daha…

Eğer İngilizce öğrenmekten hoşlanıyorsan, FluentU uygulamasına bayılacaksın. İnternet sitesinde olduğu gibi, FluentU uygulaması da İngilizceyi popüler talk-showlar, akılda kalıcı müzik videoları ve komik reklamlar aracılığıyla öğrenmeni sağlar, aynı burada görebileceğin gibi:

en-iyi-ingilizce-uygulamalar

İzlemek istediğin her şey muhtemelen FluentU’da vardır.

FluentU, İngilizce videoları izlemeyi inanılmaz derecede kolaylaştırıyor. Nasıl mı? Videoların interaktif altyazıları var. Bu sayede, kelimelerin tanımlarını, kelimeyi anlatan bir görseli ve faydalı örnekleri görmek için kelimelerin üzerine tıklaman yetiyor.

en-iyi-ingilizce-uygulamalar

FluentU ilgi çekici içerikleri dünyaca ünlü kişilerle öğrenmeni sağlar.

Örneğin, “brought” kelimesinin üzerine tıkladığında, şunu görürsün:

en-iyi-ingilizce-uygulamalar

FluentU her kelimenin üzerine tıklayarak tanımlarına bakmanı sağlar.

 

Videolardaki bütün kelimeleri kısa sınavlar yoluyla da öğrenebilirsin. Öğrenmekte olduğun kelimelerle ilgili daha fazla örnek görmek için ekranı sola ya da sağa kaydırabilirsin.

en-iyi-ingilizce-uygulamalar

Faydalı soruları ve birden fazla örneğiyle FluentU hızlı bir şekilde öğrenmene yardımcı olur. Daha fazlasını öğrenmek için tıkla.

İşin en iyi kısmı ne, biliyor musun? FluentU öğrenmekte olduğun kelimelerin hepsini hatırlar. Öğrendiğin kelimeleri baz alarak sana yeni örnekler ve videolar önerir. Bu sayede tamamen kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşarsın.

FluentU’yu internet sitesi üzerinden bilgisayarında ya da tabletinde kullanmaya başla veya, daha da iyisi, iTunes store’dan veya Google Play’den FluentU mobil uygulamasını indir.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.