ingilizce-dusunmek

İngilizce Düşünüyor musun? İşte İngilizce Düşünmek için Nedenler ve Bunu Yapmak için 6 Adım

Vermen gereken önemli bir karar mı var?

Bunu anadilinde düşünme—İngilizce düşün!

Araştırmalar göstermiştir ki olayları yabancı bir dilde düşünmek verdiğimiz kararların daha iyi ve daha makul olmasını sağlıyor.

Daha iyi kararlar vermek ise İngilizce düşünmek ile gelen tek artı değil. İngilizce düşündüğün zaman dili daha hızlı öğrenir ve dili konuşmakta daha az zorlanırsın.

Eğer zihninde İngilizce “konuşuyorsan” ağzınla konuşman da bir o kadar kolay olur.

O halde nasıl İngilizce düşünmeye başlayacaksın?

Başının üstüne bir kitap koymak elbette işe yaramaz! Bunun yerine, zihninin bugünden İngilizce düşünmeye başlamasına yardımcı olacak altı kolay adımı seninle paylaşacağız.

Learn a foreign language with videos

İngilizce Düşünmek ve Önemi

Dil bilgisi düzeyine bağlı olarak şu anda söylemek istediğin şeyi önce anadilinde düşünüyor ve sonra bunu İngilizceye çeviriyor olabilirsin. En baştan İngilizce düşündüğün zaman bunları çevirmene gerek kalmayacak—bu da daha akıcı İngilizce konuşmana yardımcı olacak.

İngilizce düşündüğün zaman (çevirmeksizin) bu aynı zamanda dili içselleştirmene de yardımcı olur. Bilgiyi içselleştirmek ise o bilgiyi, hakkında düşünmene ihtiyacın olmayacak düzeyde iyi öğrendiğin anlamına gelir. İngilizceyi içselleştirmek ise, konuşmaya başladığın her seferinde kuralları ve telaffuzları hatırlaman gerekmeyeceği anlamına gelir. Sadece konuşursun. Anadili İngilizce olanlar, dili içselleştirmiş oldukları için söyledikleri şeyin her zaman doğru olup olmadığını bilemezler.

Zihninde İngilizce konuşmak da İngilizce pratik yapmanın harika ve baskısı düşük olan bir yoludur. Bir şeyleri doğru söyleyip söylemediğin ya da başkalarının seni anlayıp anlamadığı hakkında endişelenmen gerekmez. Hatalar yapabilir ve bunlara rağmen kendini anlayabilirsin!

Bununla birlikte, İngilizce düşünmek gerçekten kullandığın sözcüklerle kelime dağarcığını geliştirmenin mükemmel bir yoludur. Çok sayıda sözcük bilmek önemlidir ama gündelik sohbetlerde kullanacağın sözcükleri bilmek daha da önemlidir.

6 Basit Adımda İngilizce Düşünmek

1. Tekil sözcükler halinde İngilizce düşünmek

Zamanı: Zihnin açık ve meşgul olmadığın bir zamanda, günde bir ya da iki defa.

Nasıl: Eğer İngilizce öğrenmeye yeni başlıyorsan endişelenme—İngilizce düşünmeye başlamak için hiçbir zaman çok erken değildir. Az sayıda sözcük anlamını öğrenir öğrenmez buna başlayabilirsin.

Tekil sözcüklerle düşünerek başla. Henüz İngilizce olarak önemli kararlar veremeyebilirsin, ama gördüğün objelerin veya yaptığın eylemlerin İngilizce adlarını düşünerek etrafında olup biteni İngilizce dilinde fark edebilirsin. Sabah uyandığın zaman “Good morning!” (“Günaydın!”) diyebilirsin. Ve gece yatarken şöyle düşünebilirsin: “Long day. Tired. Happy. Good night!” (“Uzun bir gün. Yorgun. Mutlu. İyi geceler!”)

Yeni başladığın zaman İngilizce düşünmeyi hatırlamakta zorlanabilirsin. İşte kendine günde bir ya da iki defa İngilizce düşünmeyi hatırlatmak için bazı ipuçları:

  • Telefonunu kullan. Telefonunun kilit ekranına “Think in English!” (“İngilizce Düşün!”) yaz. Böylece, telefonuna baktığın her seferinde bu bir hatırlatma olur.
  • Bunu bir oyuna dönüştür. Beş dakika boyunca İngilizce düşünmeyi hatırladığın her seferinde kendine beş puan ver. Belirli sayıda puana ulaştığın zaman kendini ödüllendirebilirsin!
  • Evin içine notlar yapıştır. Örneğin, banyoda kullanacağın kelimelerden oluşan bir notu banyo aynası üzerine yapıştır. Bu sana günlük İngilizce düşünme pratiğini hatırlatır ve kullanabileceğin bir dizi sözcük sunar.

Bu küçük adımlarla daha fazla sözcük öğrendikçe İngilizce düşünmek de kolaylaşacak. Becerilerini ne kadar geliştirirsen düşüncelerin de o kadar gelişir ve çok geçmeden cümleler ile düşünmeye başlarsın.

2. Gününü anlat

Zamanı: Zihnin açık ve meşgul olmadığın bir zamanda, günde bir ya da iki defa.

Nasıl: Bir hikayeyi anlatan ya da okuyan kişiye anlatıcı denir. Kitaplarda bu anlatıcı diyalog olmayan ve neler olduğunu tanımlayan kısımdır. Birçok film—özellikle belgeseller—belirli kısımları açıklamak için anlatıcılar kullanır. Artık hayatının bir anlatıcısıymış gibi yapabilirsin, tıpkı hayatın bir filmmiş gibi!

Gününü geçirirken yaşadıklarını anlat. Bunu ister kendi ses tonunda yapabilir ister Morgan Freeman ya da James Earl Jones gibi efsanevi anlatıcıların ses tonunu kullanabilirsin.

Günlük hayat anlatımın şunun gibi bir şey olabilir: “It’s morning. She wakes up and rubs her eyes, preparing to face the day. She yawns as she makes herself a cup of coffee, and wonders what she should wear today.” (“Sabah olmuştur. Kız uyanır ve gözlerini ovuşturur, önündeki gün ile yüzleşmeye hazırlanır. Kendisine bir fincan kahve yaparken esner ve bugün ne giyeceğini düşünür.”)

Kendinden üçüncü tekil şahıs (“he/she”) olarak ya da birinci tekil şahıs (“I”) olarak bahsedebilirsin. Yaptığın şeyden, nasıl göründüğüne ya da nasıl düşündüğüne kadar her şeyi tanımlayabilirsin. Bu da sana yaygın kullanılan sözcüklerle pratik yapmanın yanı sıra tam ve doğru cümleler kurarak konuşma şansı verir.

3. Zihninde sohbetler uydur

Zamanı: Yalnız olduğun ve meşgul olmadığın zaman, günde bir defa.

Nasıl: Elbette başkalarıyla konuştuğun zaman onlara sadece o gün neler yaptığını anlatmazsın. Birçok farklı konu üzerine sohbet edebilirsin, bu nedenle de sohbet becerilerini de çalışmak isteyeceksin.

Ve bunları çalışmak için yapman gereken tek şey bunları zihninde uydurmaktır!

Bir konu belirle ve başkasıyla bu konu hakkında konuşuyormuş gibi yap. Eğer bir mülakata hazırlanıyorsan, bu mülakattaymış gibi yapabilirsin. Sadece yeni bir kelime listesini öğrenmek istiyorsan kendine bu kelimelerle ilgili sorular sorabilirsin. Seçeceğin konu hiç fark etmez! Eğer aklına hiçbir konu gelmiyorsa burada büyük bir sohbet konusu listesi bulabilirsin.

Mesela, kısa süre içinde bir restoranda yemek yemeyi planlıyorsan garson ile yapacağın konuşma için pratik yapabilirsin. Hem garsonun hem de kendinin söyleyeceklerini düşün. Yapacağın konuşma şöyle bir şey olabilir:

Garson: “Hello, and welcome to our restaurant. Do you know what you’ll be ordering?”
“Merhaba, restoranımıza hoş geldiniz. Sipariş vermek ister miydiniz?”

Sen: “I’m not sure yet. What do you recommend?”
“Şu anda emin değilim. Ne önerirdiniz?”

Garson: “If you like seafood, our fish of the day is fantastic.”
“Eğer deniz mahsulleri seviyorsanız günün balığı şahane.”

Sen: “Great, I’ll have that, then.”
“Harika, o halde ondan alayım.”

Bu konuşmayı farklı şekillerde deneyebilir ve her seferinde nasıl sonuçlandığını görebilirsin.

Bunları zihninde pratik yaptığın için konuya daha iyi odaklanabilirsin—telaffuz ya da gerçek bir kişiyle konuşma korkusuyla kafan karışmaksızın. Ayrıca, her yerde pratik yapabilirsin.

Zihninde bazı hayali sohbetler yaptıktan ve bu konular ve detaylar sana daha rahat gelmeye başladığı zaman bir partner ile yüksek sesli olarak pratik yapmanı öneririz. Böylelikle söyleyeceğin şey—ve bunu nasıl söyleyeceğin—hakkında kendine daha fazla güvenebilirsin.

4. Yaratıcı ol

Zamanı: Bir şeyi İngilizce nasıl söyleyeceğini bilmediğin her seferinde.

Nasıl: Arabanda oturuyor ve İngilizce çalışıyorsun. Bu harika! Peki, bir sözcüğü nasıl söyleyeceğin aklına gelmediği zaman ne yapacaksın? Bir sözlük uygulamasına bakmak için sohbeti bölmek yerine yaratıcı olmanın zamanı.

Bir şeyi açıklamanın her zaman birden fazla yolu bulunur. Bir sözcüğü bilmesen dahi yaratıcı düşünerek ve diğer sözcükleri kullanarak düşünceni karşı tarafa aktarabilirsin.

Örneğin, birisine anahtarını kaybettiğini anlatmaya çalışıyorsan ve “key” (anahtar) sözcüğünü hatırlayamıyorsan, karşındaki kişiye “I can’t open my door because it’s locked” (“Kilitli olduğu için evimin kapısını açamıyorum”) ya da “I can’t get into my house, I lost the thing you use to unlock the door” (“Kapı kilidini açmak için kullanılan şeyi kaybettiğim için evime giremiyorum”) diyebilirsin.

Her iki cümlede de “key” sözcüğü kullanılmamıştır ama bunlar ne demek istediğin anlaşılacak kadar açıktır.

İngilizce düşünürken böyle takılıp kalırsan hile yaparak anadilini kullanma. Bunun yerine, bu sözcüğün etrafından dolaşmanın bir yolunu bul. Gerçek bir sohbet sırasında bir sözcüğü hatırlayamadığın zaman bunun sana büyük yardımı olacak.

Hatırlayamadığın bir sözcüğü anlatmanın bazı yolları şu şekildedir:

  • It’s the opposite of… (-ın zıttı)
  • It’s similar to… (-a benzer)
  • It’s a place where… (-ın olduğu yer)
  • It’s something you use to… (için kullanılan şey)
  • It’s an action you do when… (olduğunda yapılan eylem)

İşte bazı ilave örnekler: “Garage” (“Garaj”) sözcüğünü hatırlayamazsan “the place where you park your car at home” (“evde arabayı park ettiğin yer”) diyebilirsin. Nasıl “excited” diyeceğini hatırlayamazsan, “when you’re really happy, the opposite of being bored” (“gerçekten mutlu olduğun zaman, sıkılmış olmanın zıttı”) demeyi dene.

Yaratıcı konuşma konusunda becerilerini güçlendirmek için arkadaşların ya da bir konuşma partnerinle eğlenceli oyunlar oynamayı deneyebilirsin. Tabu ve Catch Phrase oyunları seni belirli sözcükleri söylemeden bir şeyler söylemeye yöneltir. Sıklıkla unuttuğun sözcüklerden oluşan bir liste hazırlayarak konuşma partnerinle bu oyunların kendi versiyonunuzu oynayabilirsin. Bir sözcüğü söylemeksizin, partnerinin aklındaki sözcüğü tahmin etmesini iste.

5. Kelime dağarcığını genişlet

Zamanı: İngilizce düşündüğün her zaman.

Nasıl: Birkaç saat önce aklına gelmeyen sözcüğü hatırlıyor musun? (4. adımda yaratıcılığını kullanmanı gerektiren sözcükler.) Bu sözcüğü hatırlar hatırlamaz bunun “tanımını” İngilizce ya da anadilinde bir kenara kaydet. Yanında bir not defteri taşı ya da telefonunda not defteri uygulamasını kullan. İngilizce bir sözcük aklına gelmediği her seferinde (ya da bir sözcüğün anlamını bilmediğin zaman) bunu not al. Günün sonunda bu sözcüklerin anlamlarına İngilizce olarak bak ve bunları not al. Bunu yapmak, kelime dağarcığındaki boşlukları doldurmana yardımcı olur.

Artık elinde yeni sözcüklerden oluşan bir liste olduğuna göre bunlarla ne yapabilirsin? Atılacak ilk adım bunları konuşmalarında (ve düşüncelerinde) kullanmak. Bunu yapmanın iyi bir yolu ise bu sözcükleri gruplara ayırmaktır. Her sabah yaklaşık beş sözcükten oluşan bir grup seç ve bunları gün boyunca kullan. Bunu yapmak uzun vadede bunları hatırlamana yardımcı olur.

Artan sözcük listenle ilgili olarak yapabileceğin bir diğer şey ise bunları dijital ortama taşımaktır. Wordnik, bir sözcüğü aratabileceğin ve bunun içinde kullanıldığı gerçek cümleler görebileceğin bir site. Ayrıca burada da bir sözcük listesi oluşturabilirsin. Yeni sözcüklerini ekle ve onları nasıl kullanacağını öğren. Bu yeni sözcükleri içselleştirirken “sözcük” listesinden “öğrenilmiş sözcükler” listesine geçiş yapabilirsin.

Dictionary sitesi (ve uygulaması= da tıpkı Vocabulary sitesi gibi bir favori listesine sözcükler eklemene imkan tanır. Bu web siteleri ve listeleri kullan!

6. İngilizceden İngilizceye sözlük kullan

Zamanı: Bir sözcük anlamını arattığın her zaman.

Nasıl: İngilizce düşünme alıştıktan sonra bunu mümkün olduğunca gündelik hayatında yapmaya çalış. Bunun için İngilizceden İngilizceye sözlük (tanımları İngilizce olan) kullanman yeterli. Ne kadar az çeviri yaparsan İngilizce düşünmen ve konuşman da o kadar kolay olur.

Bu değişikliği yaptıktan sonra İngilizce-Türkçe sözlüğe geri dönmek isteyebilirsin. Bunu yapma! Aslında en iyisi mevcut tüm sözlük uygulamalarını silme ve sadece iyi bir (ya da iki) İngilizce-İngilizce sözlük uygulamasını bırakman.

İlk başta İngilizce sözlüklerin bilmediğin sözcükleri tanımlamak için bilmediğin sözcükler kullandığını düşünebilirsin. Bunun seni yıldırmasına izin verme. Bunun yerine, İngilizce öğrenenlere ya da çocuklara hitap eden iyi bir sözlük uygulaması ya da web sitesi seç. Bu gibi uygulamalarda sözcükleri açıklamak için daha basit bir dil kullanılır. Vocabulary ve Merriam-Webster Learner’s Dictionary İngilizce öğrenenler için iki harika sözlüktür.

 

Zihninin İngilizce düşünmeye başlamasına ve İngilizce düşünmek için sana yardımcı olacak birçok diğer yol bulunmaktadır. Örneğin, uygulamaların, telefonun ve sosyal medya hesaplarının dilini İngilizce olarak değiştirebilirsin. Ama bu altı adım ile başla ve İngilizce düşünmek gittikçe daha kolay hale gelecek.

Ve kararlarını İngilizce dilinde vermeye başlamayı unutma. Unutma ki böylece daha iyi kararlar veriyor olacaksın. Böyle olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır!

Ve Son Bir Şey…

Eğer İngilizce düşünmek istiyorsan FluentU uygulamasına da bir göz atmalısın. Buradan da görebileceğin üzere tıpkı web sitesinde olduğu gibi FluentU uygulaması da popüler şov programları, akılda kalan müzik videoları ve eğlenceli reklamlarla İngilizce öğrenmeni sağlar:

en iyi Ingilizce uygulamalar

İzlemek istersen yüksek ihtimalle FluentU uygulamasında bunu bulabilirsin.

FluentU uygulaması İngilizce videoları izlemeyi gerçekten çok kolaylaştırır. İnteraktif altyazılar bulunuyor. Bu da bir imge, tanım ve kullanışlı örnekler görmek için herhangi bir sözcüğe dokunabileceğin anlamına geliyor.

en iyi Ingilizce uygulamalar

FluentU, dünyacı ünlü kişiler ve ilgi çekici içerik ile öğrenmeni sağlıyor.

Örneğin, “brought” sözcüğüne dokunacak olursan şunu görürsün:

en iyi Ingilizce uygulamalar

FluentU herhangi sözcüğe bakmak için dokunmana imkan tanır.

 

Hazırlanmış testler ile herhangi videodaki tüm sözcükleri öğren. Öğrenmekte olduğun sözcüğün daha fazla örneğini görmek için ekranı sola ya da sağa kaydır.

en iyi Ingilizce uygulamalar

FluentU, kullanışlı sorular ve birçok örnek ile hızla öğrenmene yardımcı olur. Daha fazlasını öğren.

En iyi yanı ne mi? FluentU öğrenmekte olduğun sözcükleri hatırlar. Öğrenmiş olduğun sözcüklere bağlı olarak sana örnekler ve videolar önerir. Gerçek anlamda kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşarsın. Bilgisayarın ya da tabletini kullanarak FluentU web sitesini kullanmaya başla ya da daha iyisi Play Store veya iTunes mağazasından FluentU Uygulamasını indir.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.