ingilizce-deyisler

İlkbahar ve Yaz Temalı İngilizce Deyişler

Uzun bir kışın ardından hepimiz havanın ısınması için heyecanlanıyoruz!

Güle güle kar.

Merhaba kullanışlı İngilizce deyişler!

Dünyanın kuzeyine ilkbahar geldi.

Günler ısınıyor ve güneş kendini daha uzun süre gösteriyor.

Çok geçmeden yaz gelecek.

İlkbahar ve yaz mevsimleri hakkında bazı yeni ifadeler ve renkli sözler öğrenmek için harika bir zaman.

İlkbahar ve yaz hakkındaki birçok deyiş sadece mevsimlerle ilgili değildir. Bunların birçok farklı anlamları vardır ve günlük hayatta kullanılabilirler!

Güzel ilkbahar günlerine, tembel yaz akşamlarına ve yaz yağmurlarına ilkbahar ve yaz ile ilgili bu İngilizce deyişler ile hazırlan.

İlkbahar ve Yazdan Esinlenmiş Kullanışlı İngilizce Deyişler

Burada paylaşacağımız İngilizce deyişler için bazı kategoriler hazırladık. Bu kategoriler sana bunların ne anlama geldiklerini ve birbirleriyle nasıl bir ilişkileri olduğunu anlamanda yardımcı olacak.

Learn a foreign language with videos

Değişen Mevsimler

ingilizce-deyisler

Mevsimlerin değişmesine bayılırız. Her yeni mevsimin sunduğu güzel bir şeyler vardır. Kışın sona ermesi ve ilkbaharın başlaması ise tüm değişimlerin en iyisi olabilir. Kışın yerini ilkbahara bırakmasına ilişkin bu deyişleri öğren.

Absence makes the heart grow fonder

Sevdiğin bir kişi ya da bir şeyden uzakta olmak o kişi ya da şeyi daha da sevmeni sağlar. Dolayısıyla, kış ne zaman çok uzun ve soğuk gelirse, bunun ilkbaharı daha da çok sevmene neden olacağını hatırla!

One swallow does not make a summer

Kırlangıç (swallow) kış bitince ortaya çıkan bir kuştur. Sadece bir kırlangıç görmek ise ilkbaharın geldiği anlamına gelmez. Bu deyiş, başına iyi bir şey geldiği için bunun geriye kalan her şeyin de iyi olacağı anlamına gelmeyeceğini sana hatırlatır.

He’s/She’s no spring chicken

Civcivler ilkbaharda yumurtadan çıkar. Ama bahsi geçen kişi yeni doğmamıştır. Burada bu kişinin artık o kadar da genç olmadığı söyleniyor.

Let grass grow under your feet

Çimen yumuşak ve harikadır ama ayaklarının altında yeşermelerine izin verirsen uzun süre kımıldamadan durman veya hiçbir şey yapmaman gerekir.

Like watching grass grow

Ayaklarının altında çimenler yeşerecek kadar hareketsiz durmasan da bazen sıkıcı olabilecek bir durum içerisinde olman gerekebilir. Bu gibi durumlarda çimenlerin yeşerdiğini izliyormuşsun gibi hissedebilirsin—bu yavaş ve heyecansızdır.

İlkbaharın Güzelliği

ingilizce-deyisler

İlkbahar harika bir mevsimdir. Tüm kış boyunca bekledikten sonra nihayetinde güneş ve sıcağı hissetme fırsatı buluyorsun. Her şey yeniden canlanıyor. Çiçekler, yapraklar ve yavru hayvanlar her yerdedir. İlkbaharın güzelliğinden gelen bu harika İngilizce deyişlerin keyfini çıkar.

Fresh as a daisy

Papatya (daisy) bir çeşit çiçektir. Eğer bir papatya kadar tazeysen (fresh as a daisy) bu sağlıklı ve enerji dolu olduğun anlamına gelir. Bu tam da iyi bir uyku çektikten sonra sabah hissettiğin şeydir.

Bright-eyed and bushy-tailed

İşte “fresh as a daisy” demenin başka bir eğlenceli yolu. Aynı anlama geliyor (enerji dolu ve hayatın zorluklarına göğüs germeye hazır) ama bir çiçek yerine insanın aklına sevimli bir sincabı getiriyor. Hangi deyişin sana daha uygun olduğuna sen karar ver!

Not a cloud in the sky

Gökyüzü açık ve her şey iyi! Eğer gökyüzünde tek bir bulut dahi yoksa (not a cloud in the sky) her şey bir süre iyi olacakmış ve endişelenecek bir şey yokmuş gibi görünür.

Head in the clouds

Bu deyiş ya etrafında neler olduğuna dikkat etmediğin ya da çok sayıda gerçek dışı düşünceye sahip olduğun anlamına gelir. Bu aynı zamanda her zaman hayal kurduğun ve iyimser olduğun anlamına da gelebilir. Biri sana başını bulutlardan çıkar ( get your head out of the clouds) derse düşünerek veya hayal kurarak uzun süre geçiriyor olabilirsin.

Chasing rainbows

Gökkuşakları birer ışık oyunudur. Bunlara gerçekten ulaşamaz ya da dokunamazsın. Gökkuşaklarını kovalamak (chasing rainbows) imkansız bir şey ya da pratik olmayan bir şeyi elde etmeye çalışmak anlamına gelir.

Soak up some sun

Güneş ışıklarını cildinde hisset! Plajda güneşi içine çekebilir (soak up the sun) ve bronzlaşabilirsin. Bir yaz gününü geçirmenin ne kadar da harika bir yolu.

Fair-weather friend

Bazı dostların ne olursa olsun yanındadır, ama iyi gün dostları (fair-weather friends) sadece iyi günlerde yanında olur. Bu “dostlar” işler zorlaşmaya başladığında birden bire ortadan kaybolurlar.

A ray of hope

Bir ışın (ray) güneşten gelen ışık parçasıdır. Hava kapalı olduğunda bazen bir miktar ışığın bulutların arasından süzüldüğünü görürsün. Umut ışığı (A ray of hope) da zor bir durumda bulunabilen küçük bir umuttur.

A ray of sunshine

Başka bir ışık türü olan günışığı (a ray of sunshine) seni mutlu eden bir kişi ya da bir şeydir.

Brighten up the day

Günün geri kalanında kendini iyi ve mutlu hissetmeni sağlayan bir şey veya bir kişidir. Seni mutlu eden kişi gerçekten de gününü aydınlatabilir.

Garden variety

Herkesin bahçesinde bulunan tipik ya da sık rastlanan bir şeyi ifade eden bu söz, bir şeyin hiçbir özel yanı olmadığını anlatır.

Lead down the garden path

Tipik olarak “to lead someone on” ile aynı anlamda kullanılan bu deyiş birisini kandırmak ya da ona yalan söylemek anlamındadır.

Have a green thumb

Bahçelerden bahsetmişken, başparmağı yeşil olan kişi (have a green thumb) bahçecilik konusundan uzmandır.

Social butterfly

Kelebekler çiçeklerin etrafında toplanır ama sosyal kelebekler (social butterflies) insanların etrafında olmayı seven kişilerdir. Bir sosyal kelebek arkadaş canlısıdır ve tıpkı bir kelebeğin bir çiçekten diğerine konması gibi kolaylıkla bir kişiden diğerine atlar.

Money doesn’t grow on trees

İlkbaharda bitkiler büyümeye başlar, ama ne yazık ki dallarından para toplayabileceğin bir ağaç bulunmuyor. Bu deyiş, paranı nasıl harcayacağın konusunda dikkatli olman gerektiğini söyler, çünkü para kazanmak kolay değildir.

Yazın Sıcaklığı

ingilizce-deyisler

Yaz sıcaktır. Bu yaygın kullanılan İngilizce deyişler ile kendini havadan konuşmaya hazırla.

Indian summer

Bazen havanın soğuması gereken sonbahar aylarında hava sıcaklıkları yüksek seyreder. Buna pastırma sıcakları (Indian summer) adı verilir. Bu sözcük mecazi olarak ise başarı veya mutluluğun kişinin hayatının ilerleyen döneminde geldiğini belirtmek için de kullanılabilir.

It’s a scorcher!

Çok çok sıcak bir gün için a scorcher diyebiliriz. Neyse ki yazın böyle günlere o kadar sık rastlanmaz!

Dog days

Dog days yazın en sıcak zamanıdır. Sıcak nedeniyle hiçbir şey yapmadan sadece ortalıkta oturmak isteyeceğin için dog days sözünü hiçbir şeyin olmadığı zaman aralıkları için de kullanabilirsin.

Summer fling

Yaz aşkı (summer fling) ciddi bir hal alması beklenmeyen ve sadece eğlenceli olan kısa romantik bir ilişkidir.

Hot under the collar

Eğer küplere bindiysen (hot under the collar) hava sadece sıcak olmakla kalmaz aynı zamanda gerçekten öfkelenmiş olduğunu da belirtir.

Like a cat on a hot tin roof

Sac (tin) güneş altında hızla ısınır ve bu da üzerinde oturmayı oldukça zorlaştırır! Bu ifade, birisinin huzursuz olduğunu ve yerinde duramadığını belirtmek için kullanılır.

Full of hot air

Sıcak hava ile dolu olmak (full of hot air) boş ve saçma konuşmak anlamına gelir. Birisi anlamsız ya da inanılmaz şeyler söylediği zaman bu sözü kullanabilirsin.

Çisildeyen Yağmur

ingilizce-deyisler

İlkbahar ve yaz, İngilizce konuşulan ülkelerde beraberinde bol miktarda yağış getirir. Bu yağmur bize hayat ve enerji veren şeydir. Yağmur ve fırtınalarla ilgili şeyler hakkında nasıl konuşacağını bu deyişlerle öğren.

Take a rain check

Eğer bir pikniğe çıkmayı planladıysan ama o gün yağmur yağarsa, bu planı başka bir güne erteleyebilirsin (take a rain check). Bu söz bir daveti nazik bir biçimde reddetmek için kullanılabilir ve bu daveti başka bir zaman kabul edeceğin anlamına gelir.

Steal someone’s thunder

Bazı gerçekten heyecan verici haberler paylaşmak üzeresin ama biri bu iyi haberleri senden önce paylaşıyor. İşte ilgiyi kendi üzerine çekmiş oldu (stole your thunder). Bu ifade genellikle birisi başkası yerine övgü aldığı ya da dikkatleri üzerine çektiği zaman kullanılır.

April showers bring May flowers

Nisan ayında düşen yağış, ilkbahar çiçeklerinin açmasına yardımcı olur. Bu deyiş, kötü ya da nahoş şeylerin sonunda iyi şeylerin olmasına vesile olabileceğini söylemenin bir yoludur.

It’s raining cats and dogs

Bu deyiş, bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığı anlamına gelir. Gerçek anlamda gökyüzünden kediler ve köpekler düşeceği anlamına gelmez.

Storm in a teacup

Bir bardak suda fırtınalar koparmak (a storm in a teacup ) bir kişinin o kadar da önemli olmayan bir şey için büyük bir yaygara koparması anlamına gelir. Benzer bir anlama gelen başka bir deyiş ise tempest in a teapot olmaktadır. Bora (tempest) oldukça büyük bir fırtınadır.

Come rain or shine

Bu söz, hava şartları ne olursa olsun gerçekleşecek bir şeyi tanımlamaktadır. Hava yağışlı ve kötü olsa da meydana gelecektir.

 

İlkbahar ve yaz ayları boyunca kullanabileceğin harika İngilizce deyişler öğrendin. Bunları yılın geri kalanında da kullanabileceğini unutma!

Umarız çok neşeli ve enerjiksindir ve güneşe doyar ve güzel ilkbahar ve yaz havasının tadını çıkarırsın.

Keyfini çıkar!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.