amerikan-ingilizcesi-ile-ingiliz-ingilizcesi-arasindaki-farklar

A’dan Z’ye Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi Arasındaki Farklar

“İngilizler neden bu kadar komik konuşuyor?”

Bu öğrencilerimin bana sıkça sordukları sorulardan biri.

Ama diğer sıkça sordukları soru ise “Amerikalılar neden bu kadar komik konuşuyor?” olmaktadır.

Bu çok ilginç çünkü bu sorular, bireysel deneyimlerimizden yola çıkarak bir şeyin “komik” ya da “tuhaf” olduğunu düşünmemize sebep olduğunu gösteriyor.

Ben Amerika Birleşik Devletleri’nde doğdum ve Kosta Rika’da İngilizce öğretmenliği yapıyorum, bu nedenle de öğrencilerimin duymuş olduğu İngilizcenin çoğunluğu Amerikan İngilizcesidir. Dolayısıyla buradaki öğrencilere göre İngiliz İngilizcesi “gariptir.”

Ama Almanya’da yaşadığım dönemde oradaki öğrencilerin birçoğunun İngiliz İngilizcesini öğrendiğini gördüm ve onlar için Amerikan İngilizcesi “garipti.”

O halde şunu söyleyebiliriz: Her dil türü ve her aksan aynı anda hem tuhaf hem de normal olabilir. Her şey bakış açına dayanmaktadır.

Bu iki soruyu sorduktan sonra öğrencilerim bana Amerikan ve İngiliz İngilizcesi arasındaki farkları sorar. İşte bugünkü yazımızın konusu da bu: Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi Arasındaki Farklar.

Hemen Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi arasındaki farklar ve bunların nedenini görerek işe koyulacağız. Bunun üzerine ise en sık görülen farklılıklardan olan telaffuz farklılıklarından bahsederek derse devam ederdik. Bundan sonra birkaç dilbilgisi farklılığına (sadece birkaç—endişelenme!) değinir ve sözcük farklılıklarına geçerdik.

Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi Arasındaki Farklar Rehberi

Learn a foreign language with videos

Neden İngiltere Dışında İngilizce Konuşuluyor?

İngiliz dili yüzlerce yıllık bir gelişim sürecinden geçmiştir. Bu süre içerisinde de büyük ölçüde değişmiştir. Latince, Fransızca ve Almanca gibi dillerden yeni sözcükler eklenmiş ve mevcut İngilizce sözcükleri değiştirmiştir. Bu dil günümüzde de değişmeye devam ediyor, yani günümüzde kulağa “normal” gelen şey 100 yıl sonra “tuhaf” gelmeye başlayacak!

“İngilizce” adını verdiğimiz şeyin kökeni, Büyük Britanya ve Birleşik Krallık olarak bilinen bölgenin bir parçası olan İngiltere’dir. İngiltere, Büyük Britanya ve Birleşik Krallık arasındaki fark biraz kafa karıştırıcı olabilir, ama bu yazıda bu ülke için “Britanya” ve burada konuşulan İngilizce için de “İngiliz İngilizcesi” ifadelerini kullanacağım.

Britanya oldukça güçlü bir ülkeydi ve diğer Avrupa ülkeleri gibi dünyanın diğer yerlerinde koloniler kurmaya başladı. Bu da dünyanın başka bölgelerine gittikleri, o bölgelerde yaşayan insanları fethettikleri ve topraklarının kontrolünü ele geçirdikleri anlamına geliyor.

İngiliz kolonileri arasında günümüzde Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri olarak adlandırılan ülkeler bulunuyordu ve bu da bu ülkelerde günümüzde İngilizce konuşulmasının başlıca nedenidir.

Yıllar içinde çoğu İngiliz kolonisi özgürlüğüne kavuştu. Bu da bu kolonilerde konuşulan İngilizcenin yavaş yavaş değişmesine imkan tanıdı. Aynı zamanda Britanya’da yaşayanların konuştuğu İngilizce de değişiyordu ama bu değişim kolonilerdekiyle aynı yönde değildi.

İngiliz İngilizcesi ile Amerikan İngilizcesi arasında birçok fark olduğu doğru ama bunlardan daha da fazla benzerlik mevcut. İngilizcenin herhangi bir aksanını konuşuyor, okuyabiliyor veya konuşulanı anlayabiliyorsan, muhtemelen diğer aksanları da sorun yaşamadan anlayabilirsin.

Ve onları anlayamadığın zamanlar olursa da endişelenme. Bazen bu farklılıklar anadili olarak İngilizce konuşanlar için de kafa karıştırıcıdır.

Daha önce de belirttiğim üzere, Amerikan ve İngiliz İngilizceleri arasındaki en büyük farklardan biri telaffuz.

Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi Arasındaki Farklar: Telaffuz

Bazen anadili olarak İngilizce konuşanların dahi diğer aksanları %100 anlayamadığını söyledim ve bu kesinlikle doğru.

Öğrencilerime İngiliz filmleri veya dizileri izlerken İngilizce altyazılar kullanmayı sevdiğim zaman bunu tuhaf buluyorlar. Altyazı kullanmak tam olarak gerekli olmasa da konuşulanları anlamamda bana yardımcı olduklarını düşünüyorum ve bu da benim için oldukça faydalı.

Yani bir video ya da filmde geçen her bir sözcüğü anlamadıysan ya da altyazıları açman gerektiyse kendini kötü hissetmene gerek yok. Ya da birisiyle konuşuyorsan, o kişiden söylediklerini tekrarlamalarını istemek son derece normaldir.

Yine de bu iki aksan arasında bazı genel farklar bulunur ve bu farkları bilmek iyi olacaktır.

Ve bunların sadece genel farklar olduğunu unutma. ABD’de kullanılan aksanlara arasında pek çok fark bulunur ve çeşitli İngiliz aksanları arasında daha da fazla fark bulunmaktadır. Elbette her bir farkı burada konuşmak imkansız olurdu ama aşağıda en belirgin farklardan bazılarını bulacaksın.

“R” harfinin telaffuzu

Bu, insanların İngiliz aksanları arasında ilk fark ettikleri farklardan biridir.

Bir sözcüğün sonunda bir “r” harfi bulunuyorsa bu harf Amerikan İngilizcesinde genellikle telaffuz edilir. İngiliz İngilizcesinin pek çok lehçesinde ise bu garf telaffuz edilmez. Bunun iyi bir örneği de “computer” sözcüğüdür.

Bu kuralın sadece bir sözcüğün sonunda yer alan “r” harfleri için geçerli olduğunu unutma. Tüm lehçelerde sözcüğün başında (“red” ya da adım “Ryan” gibi) ya da ortasında (“barrier” veya “parent“) gelen “r” harfleri genellikle telaffuz edilir. Bununla birlikte, sözcüğün ortasındaki r harfleri İngiliz İngilizcesinde fark edilir düzeyde “yumuşaktır” ve işitmesi de bir o kadar zordur.

Ayrıca, bazı Amerikan lehçelerinin de sözcük sonundaki r harfini telaffuz etmediğini unutma. Bu aksanlar Amerika’nın kuzey doğusundaki Boston gibi şehirlerde ve güney Amerika’da son derece yaygındır.

“T” harfinin telaffuzu

Amerikan İngilizcesinin yaygın özelliklerinden biri de “t” harfi ya da çift t gibi seslerin “d” harfi gibi telaffuz edilmesidir. İngiliz İngilizcesinde ise buna daha az rastlanır ve t’ler genellikle daha net bir şekilde telaffuz edilir.

“Computer” örneğini yeniden dinle. Eğer “t” harfine dikkat edecek olursan bu harfin İngiliz İngilizcesinde biraz daha belirgin olduğunu fark edeceksin. Bu durum “bitter” gibi çift “t” içeren sözcüklerde daha da barizdir. Amerikan İngilizcesinde “bitter” sözcüğü kendisinden çok daha farklı bir anlama gelen “bidder” ile aynı şekilde telaffuz edilir. Daha fazla örnek için “litter,” “better” ve “butter” sözcüklerindeki farkları dinle.

Bir diğer sıkça rastlanan fark ise, Amerikan İngilizcesinin birçok t’yi telaffuz etmemesidir.

Örneğin, başta “what” gibi kısa sözcükler olmak üzere bazı sözcüklerin sonundaki t’ler olmak üzere Amerikan İngilizcesi konuşan kişiler sert “t” sesini İngiliz İngilizcesi konuşanlar gibi telaffuz etmez. “What” sözcüğünün Amerikan telaffuzu da böylece “wuh” gibi bir hal alır.

Amerikan İngilizcesi konuşanların t’leri telaffuz etmediği başka bir durum ise “t” harfinin “n” harfinden sonra gelmesidir. Bunun tipik bir örneği ise “international” sözcüğüdür. İngiliz İngilizcesi konuşan bir kişi bu sözcüğü söyleyecek olursa ilk “t” harfini duyabilirsin. Ama pek çok Amerikalı bunu telaffuz etmez ve sözcük daha ziyade “innernational” gibi söylenir.

Bunun günlük konuşmada çok yaygın olduğunu görebilirsin. Amerikalılar resmi bir şekilde konuşuyor ya da mümkün olduğunca anlaşılır konuşmaya çalışıyorlarsa t’leri net bir şekilde telaffuz edebilirler.

Ünlü farklılıkları

Amerikan ve İngiliz İngilizcesi arasında çok sayıda ünlü farklılığı bulunur ve bunların bazı açıklamaları biraz tekniktir ve muhtemelen yeni başlayanların kafasını karıştırır.

Genel anlamda, pek çok ünlü harfin telaffuzu da farklıdır ama insanların en çok fark ettiği farklardan biri, bazı sözcüklerdeki “a” sesidir. Bir “a” ve “e” sesinin bir araya geldiği bir [æ] fonetik sesi mevcuttur. Bu ses Amerikan İngilizcesinde son derece normalken İngiliz İngilizcesinde öyle değildir.

Dolayısıyla “dance,” “after” ya da “mathematics” gibi bir sözcük İngiliz ve Amerikan İngilizcelerinde çok farklı telaffuz edilir. Bu farkı anlatmak ise zordur, bu nedenle bu farkları kendin duymak için bu sözcükleri dinlemelisin.

Hello Internet podcast’i

Telaffuzla ilgili son olarak Amerikan ve İngiliz İngilizcesi arasındaki farkların daha doğal örneklerini duymak istiyorsan bir kaynağı seninle paylaşmak istiyorum.

Şahsen sevdiğim Hello Internet adlı bir podcast var. Grey adlı bir Amerikalı ve Brady adlı bir Avustralyalı tarafından hazırlanıyor ve Brady İngiliz-Avustralya aksanı kullanıyor. İkili çok fazla konuşuyor, bu nedenle her konuyu ilginç bulmayabilirsin. Ama ikisinin ne kadar farklı konuştuğunu karşılaştırmak ilginç gelebilir.

Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi Arasındaki Farklar: Dilbilgisi

Genel anlamda, İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi arasında pek çok dilbilgisi farklılığı bulunmamaktadır. Aslında, İngilizce anadilin değilse bu farklılıkları fark etmeme ihtimalin oldukça yüksek. Bunlar yerine telaffuz ve sözcük kullanım farklılıklarını daha fazla fark edeceksin.

Bununla birlikte, bazı farklar da bulunmaktadır, yani ileri seviyede İngilizce konuşan biri olarak bu bölümdeki farklılıkların bazılarını fark etmiş olabilirsin. Eğer daha kapsamlı bir rehber ilgini çekiyorsa birçok farklı kaynağı internette bulabilirsin. Ama bugün öğrencilerimin en sık fark ettiği dört şeye odaklanmak istiyorum. Bunlar sık rastlanan farklılıklardır ve bunları açıklamak biraz kafa karıştırıcı olabilir.

have — have got — got

İngiliz İngilizcesinde “have got” fiil öbeği kullanılırken Amerikan İngilizcesinde sadece “have” kullanılır.

Örneğin, ABD’li bir kişi “I have a car” derken bir İngiliz “I have got a car” der.

Bu durum soru cümlelerini de değiştirir:

BrE: Have you got a car?

AmE: Do you have a car?

Amerikan İngilizcesinde “I have” anlamına gelecek şekilde “I got” deme eğilimi de görülmektedir. Genel anlamda bunun doğru dilbilgisi kullanımı olduğu düşünülmez. Bu muhtemelen “I’ve got” demenin hızlı yoludur ve “‘ve” kısmı net bir şekilde telaffuz edilmez. Böylelikle “I got a car” sözünde olduğu gibi “I got” halini alır. Bir Amerikalı için bu söz şimdi bir arabam olduğu ya da geçmişte bir zamanda bir araba satın almış olduğum anlamına gelebilir.

got — gotten

Çoğu fiilin geçmiş zaman çekimleri İngiliz ve Amerikan İngilizcesinde aynıdır, ama bunun bazı istisnaları bulunur (bkz. bir sonraki madde). En yaygın istisna ise “to get” fiilinin geçmiş zaman çekimleridir.

Amerikan İngilizcesinde “to get” fiilinin 3. hali genellikle “gotten” (get-got-gotten) olmaktadır. Ama İngiliz İngilizcesinde bu “got” (get-got-got) olmaktadır.

Şimdi iş arkadaşın Tony’nin seni o gün daha önce aramış olduğunu düşünelim. Patronun sana şöyle soruyor: “Hey, has Tony called you yet today?”

İngiliz İngilizcesi konuşan bir kişi muhtemelen “Yes, I’ve already got a call from him.” şeklinde yanıt verir.

Amerikan İngilizcesi konuşan bir kişi ise muhtemelen “Yes, I’ve already gotten a call from him.” yanıtını verir.

Aynı farkın “to forget” fiiliyle de görüldüğünü unutma. Amerikan İngilizcesinde çekimi forget-forgot-forgotten iken İngiliz çekimi forget-forgot-forgot olacaktır.

Fiillerin geçmiş zaman çekimleri

Düzenli fiillerde sözcüğün sonuna “-ed” takısı eklenerek fiilin 2. ve 3. hali elde edilir. Bunun sıkça kullanılan örnekleri:

  • look — looked
  • push — pushed
  • pull — pulled

Bu genellikle hem Amerikan hem de İngiliz İngilizcesi için doğrudur ama İngiliz İngilizcesinde sözcük sonun “-ed” yerine “-t” eklenerek geçmiş zaman çekimi yapılan bazı düzenli fiiller mevcuttur. Örneğin:

  • burn — burnt (BrE) / burned (AmE),
  • dream — dreamt (BrE) / dreamed (AmE)
  • learn — learnt (brE) / learned (AmE)

İngiliz İngilizcesinde genellikle iki seçenek olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin, İngiliz İngilizcesinde “burnt” ya da “burned” denilebilir, ama “burnt” daha sık kullanılır. Amerikan İngilizcesinde ise bu fiillerin sadece -ed geçmiş zaman çekimi kullanılır.

Edatlar

Kısaca hatırlatmak gerekirse edat, iki isim arasındaki ilişkiyi gösteren bir sözcüktür. Edatlar arasında “at,” “in,” “under,” “on,” vb. sözcükler sayılabilir.

Edatlar İngiliz ve Amerikan İngilizcesinde farklı olabilir. Diğer sayfalarda bunların birçok örneği mevcut ama bunun en sık karşılaşılan örnekleri şu şekilde:

  • at the weekend (BrE); on the weekend (AmE)
  • different to (BrE); different from (AmE)
  • wait on line (BrE); wait in line (AmE)
  • Monday to Saturday (BrE); Monday through Saturday (AmE)

Yazım

Yazım bir dilin yazılışıyla alakalı olduğu için bu farklılıkları İngilizce okurken ya da yazarken fark edeceksin. Bu sözcükler genellikle tam olarak birbirleri gibi okunur (ya da yukarıda belirttiğimiz telaffuz farklılıkları olur).

Bazı sıkça karşılaşılan yazım farklılıkları arasında şunlar yer alır:

-our (BrE) vs. -or (AmE)

“Colour,” “flavour,” “favour,” “favourite” ve “neighbour” gibi sözcükler İngiliz İngilizcesinde “-our” ile sonlanır. Amerikan İngilizcesinde ise “u” kullanılmaz. Yani bunların Amerikan İngilizcesindeki denkleri “color,” “flavor,” “favor,” “favorite” ve “neighbor” olacaktır.

-ise (BrE) vs. -ize (AmE)

“Organise” ve “realise” gibi sözcükler, İngiliz İngilizcesinde “-ise” ile sonlanır. Amerikan İngilizcesinde ise “organize” ve “realize” olacaklardır.

Tek ve çift ünsüzler

İngiliz İngilizcesinde bazı sözcüklerde aynı ünsüz harf art arda iki defa kullanılır, ancak Amerikan İngilizcesinde sadece bir ünlü kullanılır.

Örneğin, İngiliz İngilizcesinde “travelled,” “travelling,” “traveller,” “cancelled,” “cancelling” ve “modelling” gibi iki ünsüz harf kullanılacaktır. Amerikan İngilizcesindeki yazımları ise “traveled,” “traveling,” “traveler,” “canceled,” “canceling” ve “modeling” olur.

Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi Arasındaki Farklar: Sözcükler

Daha önce de belirttiğimiz üzere, İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında en büyük fark bu başlıktadır. Bu aynı zamanda farklı aksanları kullananlar arasındaki iletişimde en büyük kafa karıştıran husustur.

Burada many sözcük farklılıklarının listelerini bulabilirsin, bu yüzden tüm bunları burada tekrarlamayacağım. Bunun yerine, bir İngilizce öğretmeni ve İngilizce konuşan bir kişi olarak fark ettiği en yaygın 33 sözcüğü buradan paylaşmak istiyorum.

Eğer Amerikan İngilizcesi öğreniyor ve İngiltere’yi ziyaret etmek istiyorsan (ya da tam tersi) bunlar fark edeceğin başlıca farklılıklar arasında olacaktır. Bu listede önce İngiliz İngilizcesinden (BrE) sözcükler ve sonra da Amerikan İngilizcesinden (AmE) aynı anlama gelen sözcük görülecektir.

İngiliz ve Amerikan İngilizcesi Arasında 33 Farklı Sözcük

1. aeroplane (BrE) — airplane (AmE)

İlk örneğimiz aslında birbirine oldukça benzeyen iki sözcük ve daha ziyade yazımdaki bir farklılık (ama telaffuzu da biraz farklı).

2. biscuit (BrE) — cookie/cracker (AmE)

Amerika’ya gidiyorsan çikolata parçacıklı kurabiye (chocolate chip cookies) denemek istersin. Bunlar elbette lezzetlidir ama İngiliz İngilizcesinde bunlara biscuits adı verilir.

A biscuit Amerikan İngilizcesinde oldukça farklıdır. Burada, kurabiyeden daha kalın, tereyağlı bir ekmek çeşidini ifade eder.

Ayrıca, Amerika’da cracker olarak adlandırılan kurabiyeye benzer ama kurabiyeler tatlıdır ve krakerler tuzludur.

3. chemist (BrE) — drugstore/pharmacy (AmE)

Burada ilaç ya da diğer küçük ürünler satın alabileceğin bir eczaneden bahsediyoruz. ABD’de bir pharmacy genellikle ilaç satar ve eczaneler genellikle daha büyük mağazaların bir parçasıdır.

Örneğin, bir drugstore içerisinde bir eczane olabilir. Ve drugstore genellikle uzun saatler boyunca açık ya da 24 saat hizmet veren ve çeşitli ürünler satan bir mağazadır.

4. chips (BrE) — fries/french fries (AmE)

İşte patates kızartması için kullanılan farklı sözcükler. İngiltere’de sevilen bir lezzet olan fish and chips, kızarmış balık ve patates kızartmasından meydana gelir. İngiliz patates cipsleri genellikle Amerikan french fries ile karşılaştırıldığında daha kalın ve büyüktür.

Amerika’nın her yerinde (ve bütün dünyada) french fries bulmak mümkündür ve bunlar genellikle İngiliz cipslerden daha uzun ve daha incedir.

5. crisps (BrE) — chips (AmE)

Bu sözcükler de kızarmış patatesi tanımlar ama bunlar İngiliz ya da Amerikan patates kızartmasından çok daha küçük ve incedir.

Yani, ABD’de chips ya da İngiltere’de crisps sipariş edersen önüne bir paket Lays cips gelir.

Ama yukarıdaki 4. maddeye göre, İngiltere’de chips ya da Amerika’da fries sipariş ettiğin zaman McDonalds restoranlarında servis edilen gibi patatesler yersin.

6. dustbin (BrE) — trashcan/garbage can (AmE)

Çöpler ya da atıkların koyulduğu konteynerin, yani çöp kutusunun adıdır.

Bu kutu, Amerikan İngilizcesinde genellikle küçüktür ve evin içindedir, ama İngiliz İngilizcesinde daha büyük bir konteynerdir ve sokaktadır.

7. cinema (BrE) — movie theater (AmE)

İşte en son “Fast and the Furious” ya da “Transformers” filmini diğer insanlarla birlikte izlediğin yer, yani sinema.

Amerikan İngilizcesinde cinema sözcüğü genellikle tüm filmleri içine alan sanat dalını ifade eder. Yani, “The cinema of the 1920s” gibi bir söz duyduğun zaman o on yıllık süreye ait tüm filmler anlatılmak istenmektedir.

8. film (BrE) — movie (AmE)

Netflix üzerinden ya da bir sinemaya (movie theater (AmE) veya cinema (BrE)) gittiğin zaman izlediğin şeydir.

Film sözcüğü Amerikan İngilizcesinde de yaygın olarak kullanılır ama genellikle fiziksel ürünü (örneğin, dijital olmayan kameralarda kullanılan filmleri) ifade eder.

9. fizzy drink (BrE) — pop/soda (AmE)

Bu sözcükler genellikle şekerli ve gazlı içecekleri tanımlar (Coca-Cola/Coke gibi).

Amerikan İngilizcesinde bu içeceklere ne ad verilmesi gerektiği hakkında süregelen bir tartışma vardır ve hatta bu konuya adanmış bir web sitesi bir mevcuttur! Sanırım bu site şu anda en sevdiğim site oldu.

Ayrıca, güney Amerika’da gazlı içeceklerin tamamına coke adı verildiğini belirtmekte fayda var.

10. flat (BrE) — apartment (AmE)

Tam olarak daire anlamına gelen sözcüktür. Bunlar, büyük bir binadaki diğer daireler ile yan yanadır.

11. football (BrE) — soccer (AmE)

Bu sözcüklerde her zaman tartışma yaşanır.

İngiliz İngilizcesinde ve dünyanın pek çok diğer ülkesinde bu spora football denir.

Ama dünyanın her yerinde değil! Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve elbette ABD gibi İngilizce konuşulan diğer ülkelerde bu spor için soccer sözcüğünün kullanıldığını belirtmekte fayda var. Bunun nedeni ise bu ülkelerde football ile kast edilen şeyin başka bir spor olmasıdır.

Ayrıca, “soccer” sözcüğünün Amerikan İngilizcesine İngiliz İngilizcesinden gelmiş olduğunu, ama artık İngiltere’de kimsenin bu sözcüğü kullanmadığını belirterek ilginç bir bilgiye de yer verelim.

12. holiday (BrE) — vacation (AmE)

Bu, farklı bir yere seyahat etmeyi, yani tatili tanımlayan sözcüktür.

Örneğin, İngiliz İngilizcesinde “Last year we went on holiday to Greece” diyebilirsin. Ama Amerikan İngilizcesinde “Last year we took a vacation to Mexico” dersin.

“Holiday” sözcüğü Amerikan İngilizcesinde de yaygın kullanılır ama buradaki kullanımı okula ya da işe gitmen gerekmeyen bir bayram gününü ifade eder, tıpkı Christmas ya da Thanksgiving gibi.

13. jumper (BrE) — sweater/sweatshirt (AmE)

Uzun kollu bir giysi olan süveteri ifade etmek için kullanılan sözcüktür.

Jumper, sweater ve sweatshirt çeşitleri çok sayıdadır. ABD’de sweater genellikle daha resmi bir giysi ilen sweatshirt sıklıkla spor yaparken giyilir. Spor yaparken sweatshirt giyenlerin çoğu bununla aynı malzemeden yapılmış bir de sweatpants giyer.

14. lift (BrE) — elevator (AmE)

Bir binanın bir katından diğerine taşıyan makine, yani asansöre verilen addır.

15. lorry (BrE) — semi truck (AmE)

Bu sözcükler kargo taşıyabilen büyük bir taşıtı, yani tırı ifade eden sözcüklerdir. Amerikan İngilizcesinde tır için semi ya da semi truck kullanılır.

16. maths (BrE) — math (AmE)

Her iki ülkede de bunlar matematik (“mathematics”) sözcüğünün kısaltmasıdır. İngilizler Amerikalıların neden “s” kullanmadığını ve Amerikalılar da İngilizlerin neden “s” kullandığını merak eder. Bu da evrenimizin gizemlerinden biri.

17. mobile phone (BrE) — cell phone (AmE)

Bir iPhone ya da daha eski bir “cep telefonunu” ifade etmek için kullanılır. ABD’de insanların “mobile phone” dediklerini duyabilirsin ama cellular phone ya da bunun kısaltması olarak cell dediklerini daha sık duyarsın.

18. nappy (BrE) — diaper (AmE)

Bebeklere giydirilen ve böylece dışkı ve idrarlarının her yere saçılmamasını sağlayan bebek bezini ifade eder.

Yeni baba olmuş biri olarak bana inan: İster diapers de ister nappies de ama bunları değiştirmek eğlenceli değildir.

19. pants (BrE) — underwear/panties (AmE)

Burada büyük bir fark görüyoruz. Britanya’da pants genellikle kadınların giydiği küçük ve sıkı iç çamaşırını ifade eder.

ABD’de bu çamaşırlara genel olarak underwear denir. Çoğu kadın iç çamaşırına panties de denilebilir.

Bacaklarını da saran uzun bir giyim ürünü hakkında konuşmak istiyorsan bir sonraki maddeye bir göz at.

20. trousers (BrE) — pants/slacks (AmE)

Bu sözcükler pantolonu ifade eder. Britanya’da trousers ve ABD’de pants genel terimlerdir. ABD’de slacks ise biraz daha resmi olan pantolonları ifade eder.

“Trousers” sözcüğü de bazen ABD’de kullanılır ama o kadar da sık kullanılmaz ve bu genellikle daha resmi, kumaş pantolonları tanımlamak için kullanılır.

21. pavement (BrE) — sidewalk (AmE)

İşte insanların sokak ve binalar arasında yürüdükleri kaldırımı ifade eden sözcükler.

ABD’de pavement bir yol ya da asfalt veya beton kaplı bir yüzeyi ifade eder (yani bu yol kaplanmıştır (paved), ve toprak yol değildir).

22. petrol (BrE) — gasoline (AmE)

İşte çoğu arabanın kullandığı benzin için kullanılan sözcükler. Bu nedenle arabanın deposunu İngiltere’de bir petrol station’da ve ABD’de bir gas station’da doldurabilirsin.

Ayrıca, gas ABD’de “gasoline” sözcüğünün kısaltması olarak kullanılır ama doğalgaz gibi diğer yakıt türleri için de kullanılan genel bir sözcüktür. Gas aynı zamanda kimyada maddenin bir halidir; diğer halleri ise sıvı ve katıdır.

23. post (BrE) — mail (AmE)

Bu sözcükler elle dağıtılan mektupları ifade eder. Bu sözcükleri aynı zamanda postbox/mailbox (posta kutusu) ya da postal/mail carrier (postacı) gibi sözcüklerde de görürsün.

24. pram (BrE) — stroller (AmE)

Bu sözcükler, bir bebeği taşımak için ittirilen tekerlekli küçük (ama pahalı!) bir sandalye olan bebek arabasını ifade eder.

25. queue (BrE) — line (AmE)

Bir hizmet ya da bir yere giriş için bekleyen oluşturduğu kuyruğu ifade eder. İngiliz İngilizcesinde queue sözcüğünün “q” harfiyle aynı okunuşa sahip olduğunu ve “ueue” kısmının sessiz olduğunu unutma.

Bunu aynı zamanda şnsanların düzenli bir sıraya girmelerini istiyorsan queue up ya da line up gibi söz öbeklerine de dönüştürülebilir.

26. to ring (BrE) — to call (AmE)

Bu listedeki sözcüklerin birçoğu isim olsa da bu bir fiil. Her iki fiil de birisini aramak anlamına geliyor. Dolayısıyla ABD’de “I’m going to call my mom” dersin ama İngiltere’de “I’m going to ring my mom” demen gerekir.

27. rubber (BrE) — eraser (AmE)

Kurşun kalemle yazılmış hatalar ya da sembollerin silinmesi için kullanılan küçük bir obje, yani silgiyi ifade eder.

“Rubber” sözcüğünün ABD’de de yaygın olduğunu ama burada bir malzemeyi (araba lastiği yapımında kullanılan kauçuk gibi) ifade eder. “Rubber” sözcüğünün ayrıca ABD’de kondomları ifade etmek için kullanılan bir argo olduğunu da unutma.

28. sweet(s) (BrE) — candy (AmE)

Bu sözcükler, içerisinde bol miktarda şeker bulunduran şekerlemelerin genel adıdır. Örneğin, ABD’de “I’m going to the candy store” diyebilirsin. İngiltere’de ise aynı şeyi ifade etmek için “I’m going to the sweet shop” dersin.

29. toilet/loo (BrE) — bathroom/restroom (AmE)

Bu sözcükler en az bir klozet barındıran bir odayı ifade eder. Bu odaya İngiltere’de genellikle (ve günlük konuşmalarda) loo denir. İngilizler “bathroom” sözcüğünü de kullanır, ama genellikle ifade ettiği şey evlerdeki küvet veya duş barındıran yerlerdir.

ABD’de ise “bathroom” sözcüğü hem umumi hem de özel tuvaletler için kullanılır. Ama restroom genellikle umumi tuvaletler için kullanılır. (Dolayısıyla, arkadaşının evindeysen yerini soracağın oda restroom değil bathroom olacaktır.)

30. trainers (BrE) — sneakers/tennis shoes (AmE)

Bunlar spor ayakkabıları tanımlamak için kullanılan terimlerdir.

İngiltere’de tennis shoes sözü tenis oynarken giydiğin ayakkabıları ifade etmek için kullanılabilir. ABD’de tennis shoes çoğu spor ayakkabıyı tanımlamak için genel bir terim olarak kullanılabilir.

ABD’de çoğu sportif ya da günlük ayakkabıya sneakers denilmektedir. Yine ABD’de “trainer” sözcüğü insanlara bir spor salonunda yardımcı olan kişiyi ifade eder.

31. underground/”the Tube” (BrE) — subway (AmE)

Bu sözcükler, yeraltı tünellerinde seyahat eden bir taşıma sistemi olan metroyu ifade eder. Birçok şehirde metro sistemi bulunur, dolayısıyla da bunları tanımlamak için kullandıkları günlük isimler mevcuttur (mesela, Washington, D.C.’de bulunan yeraltı sistemine “Metro” denilmektedir).

32. wardrobe (BrE) — closet (AmE)

Kıyafetlerin içinde saklandığı mobilya olan gardırop için kullanılan sözcüklerdir. Genellikle bu kıyafetleri asabileceğin bir bölüm içerir, bu yönüyle de sadece çekmeceler içeren dresser sözcüğünden farklılaşmaktadır.

Bu sözcük, “The Lion, the Witch, and the Wardrobe”’daki kullanımı nedeniyle pek çok Amerikan tarafından da kullanılmaktadır.

33. Zed (BrE) — Zee (AmE)

Bu son sözcük çiftimiz teknik olarak bir telaffuz farklılığı olacak çünkü “z” harfinin iki farklı telaffuzunu ele alacağız. İngiliz İngilizcesinde “head” sözcüğü ile kafiyeli olacak şekilde “zed” denilmektedir. Amerikan İngilizcesinde ise “sea” sözcüğü ile kafiyeli olacak şekilde “zee” denilmektedir.

 

İşte hepsi bu: Makalenin başlığında A’dan Z’ye (Zed) demiştik ve gerçekten de bunu yaptık. Umarım bir şeyler öğrenmiş ya da Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi arasındaki farkların ilginç olduğunu düşünmüşsündür. Konuşurken ve seyahat ederken mutluluklar diler ve okuduğun için teşekkür ederim!


Ryan Sitzman Kosta Rika’da İngilizce ve bazen de Almanca öğretmenliği yapmaktadır. Öğrenmek, kahve içmek, seyahat etmek, diller, yazmak, fotoğrafçılık, kitaplar ve filmler onun ilgi alanları arasındadır, tabi bu sırayla olması şart değil. Sitzman ABC web sitesinden hakkında daha fazlasını öğrenebilir ve onunla iletişime geçebilirsin.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.