yanlis-kullanilan-kelimeler

Eyvah Yanlış Kullanılan Kelimeler! Sen de Bu 12 İfadeyi Yanlış mı Söylüyorsun?

Ana dili İngilizce olan biri gibi konuşmak istiyorsun, değil mi?

Bu aslında pek de iyi bir fikir olmayabilir!

Neden mi?

İster inan ister inanma, ana dili İngilizce olanların bile yanlış kullandığı pek çok ifade var, yani doğru bilinen ama yanlış kullanılan kelimeler söz konusu.

Bu yüzden  ana dili İngilizce olanları taklit etmek suretiyle pek çok şey öğrenirken dikkatli olman gereken bazı ifadeler var.

Sana yardım etmek amacıyla sıklıkla yanlış kullanılan 12 yaygın İngilizce ifadeden oluşan bir liste hazırladık. Buradaki yanlış kullanılan kelimeler gözünü korkutmasın. Çünkü bu 12 ifadenin doğrusunu öğrenip ana dili İngilizce olan arkadaşlarını dahi düzeltebilirsin.

Learn a foreign language with videos

Neden İngilizce Deyimler ve Klişeler Sıklıkla Yanlış Kullanılır?

Kelimeler, sıklıkla kullanılan bir şekilde bir arada sıralandığında buna bir phrase (ifade) denir. Bazı ifadelerin kullanımı ve anlaşılması kolay iken bazılarınınki ise biraz kafa karıştırıcıdır.

Idioms (deyimler), kendi başlarına anlamları olmayan ifadelerdir fakat özel anlamları vardır. Örneğin, eğer “it’s raining cats and dogs” ifadesini duyarsan bu gerçekten hayvanların yağmur gibi yağdığı anlamında değil, yağmurun bardaktan boşanırcasına (çok şiddetli) yağdığı anlamındadır.

Clishes (“clee-SHAYS” şeklinde telaffuz edilir) yani klişeler, çok çok ve sık sık kullanılan deyişlerdir. Eğer bir klişe kullanırsan söylediğin ifade, özgün (benzersiz) olmayacak. Bunlar “happily ever after” (sonsuza dek mutlu), “time will tell” (zaman gösterecek) ve “brave as a lion” (aslan yürekli) gibi ifadelerdir. Bazı deyimler, çok fazla kullanımdan dolayı klişe haline gelir.

Zamanla klişeler ve deyimler farklı insanlar tarafından defalarca tekrar edilirler. Bazen bu süreçte kelimelerin bazıları veya anlamları değişmiş olur ve insanların yanlış ifadeyi kullanmasıyla sonuçlanır.

Unutma ki herkes bir ifadeyi belirli bir şekilde söylese bile her zaman bunun doğru olacağı anlamına gelmez.

İngilizce ifadelerin günlük yaşamda nasıl kullanıldığını öğrenmenin iyi bir yolu var: FluentU. Hatta iOS ve Android cihazlarında FluentU’nun mobil uygulamasıyla pratik yapabilir, birçok yanlışını düzeltebilirsin.

Yanlış Kullanılan Kelimeler Arasından Seni Şaşırtacak 12 İngilizce İfade

Yanlış kullanılan kelimeler ile sık karşılaşsak da doğrusunu bilmeliyiz. İşte, İngilizcede insanların sıklıkla yanlış kullandıkları 12 yaygın ifade! Yanlış kullanılan ifade “Şöyle söyleniyor”dan sonra belirtilecek ve doğru kullanım ise her bir maddenin altında “Söylenmesi gereken”den sonra yer alacak.

1. Şöyle söyleniyor: “I could care less.”

Söylenmesi gereken: “I couldn’t care less.”

“I couldn’t care less,” (umurumda değil) dediğin zaman gerçekten önemsemediğini belirtiyorsun.  Öyle az önemsiyorsun ki daha da az önemseyemezdin.

Eğer biri eski sevgilinin birisiyle tekrar çıkmaya başladığını söylerse
“I couldn’t care less.”
“Umurumda değil” diyebilirsin. Fakat insanlar bunu karıştırdıklarında ve “I could care less” dediklerinde aslında tam tersini söylüyorlar.

2. Şöyle Söyleniyor: “For all intensive purposes.”

Söylenmesi gereken: “For all intents and purposes.”

“For all intents and purposes” (hangi açıdan/nereden bakılırsa bakılsın) ifadesi her pratik ve önemli neden için anlamına geliyor. Montunda büyük bir delik varsa şöyle söyleyebilirsin:
“This coat is, for all intents and purposes, ruined.”
“Bu monta neresinden bakarsan bak harap olmuş.”

Eğer birinin bu ifadeyi yüksek sesle dile getirdiğini duyarsan kulağa sanki “for all intensive purposes” gibi geliyor. Hatta bazen mantıklıda gelebilir – şöyle diyor olabilirsin “tüm başlıca sebepler”. Yine de bu ifadeyi söylemenin yanlış şeklidir.

3. Şöyle Söyleniyor: “Could of, should of”

Söylenmesi gereken: “Could have, should have”

Yanlış kullanıma bir başka örnek de hepsi modal verbs yani kiplerin yardımcı fiilleri olan could have, would have ve should have, ifadelerinin could’ve, would’ve, should’ve kısa hallerinin söyleyişinde ortaya çıkar.

Bu yanlış kullanılan kelimeler doğru yazılmak istenirse could have, would have ve should have şeklinde olmalı.

4. Şöyle Söyleniyor: “By purpose, on accident”

Söylenmesi gereken: “On purpose, by accident”

Bunlardan herhangi birinin doğru olduğunu söyleyen özel bir kural yoktur. Ancak “on purpose” (kasıtlı, bilerek) ve “by accident.” (kazayla) yaygın bir şekilde kabul edilen halleridir. “On accident” kullanımı olayın geçtiği anda ortaya çıkmış olabilir fakat “on purpose” tamamen bunun tersidir, bu yüzden insanlar aynı şekilde kullanmış olabilirler.

“On purpose” ifadesi bir deyime dönüşmüş ve Shakespeare dönemine kadar izi sürülebilir. Eğer yağmurda ıslanmayı önemsemiyorsan şöyle diyebilirsin:
“I left my umbrella at home on purpose.”
“Şemsiyemi evde bilerek bıraktım.”

“By accident” ifadesi eğer cümleyi biraz açabilirsen kolayca açıklanabilir. Eğer isteyerek ayağını takmadıysan bir kaza “nedeniyle” ayağın takılmıştır. Bu yüzden şöyle dersin:
“I tripped by accident.”
“Kazayla ayağım takıldı.”

5. Şöyle Söyleniyor: “Nipped it in the butt”

Söylenmesi gereken: “Nipped in the bud”

“Nipping a problem in the bud” ciddi bir sorun haline dönüşmeden önce bir şeyi çözmek demektir. Yeni çıkan bitki için kullanılan bud yani sürgün, filiz ve çiçeklenmesini, büyümesini engellemek manasında nipping, ısırmak (çimdiklemek) kelimelerinden bu ifade oluşmaktadır.

Genellikle “Nipped it in the butt” şeklinde yanlış söylenir bu da bir problemi poposundan ısırdığın gibi bir anlama gelir (problemleri çözmenin bir başka yolu olabilir…).

6. Şöyle Söyleniyor: “You have another thing coming”

Söylenmesi gereken: “You have another think coming”

Tam ifadeyi duymak, bu yanlış söylenen ifade karmaşası için çok yardımcı olur:
“If that’s what you think, then you have another think coming.”
“Eğer düşündüğün buysa tekrar düşünmen gerekiyor.”

Orijinal ifade dil bilgisi açısından doğru değil fakat birinin düşüncesinin yanlış olduğunu söylemenin bir yoludur. Pek çok insan bu ifadeye katılmasa da konuşmalarının içinde her iki şekilde de kullandıklarını duyabilirsin. Ancak bu onu yanlış kullanılan kelimeler listemizden çıkarmak için yeterli değil.

7. Şöyle Söyleniyor: “Slight of hand”

Söylenmesi gereken: “Sleight of hand”

Sihirbazlar, sihir gösterileri yaparken sleights of hand (el çabukluğu) kullanırlar. Ellerini o kadar hızlıca ve hünerlice hareket ettirirler ki yaptıkları hileyi göremezsin. Bir deyim olarak hile yapma veya aldatmak anlamına gelir.

Pek çok insan, bir şeyin küçük veya aşağılayıcı bir şey olduğu anlamına gelen “slight” kelimesini kullanarak bu ifadeyi yanlış kullanıyor. Fakat “sleight” burada kullanılması gereken doğru kelimedir. Genellikle birini kandırmak amacıyla hızlı ve uyanık olmak anlamına gelir.

8. Şöyle Söyleniyor: “One in the same”

Söylenmesi gereken: “One and the same”

Yanlış kullanılan kelimeler için bir örnek daha. İki şey birbirinin tıpatıp aynısı veya birbirlerine çok benziyorsa “one and the same” ifadesini kullanabilirsin. Örneğin:
“The authors Stephen King and Richard Bachman  are one and the same.”
” Yazar Stephen King ve Richard Bachman birbirinin aynısıdır.”

“One in the same” yalnızca ifadenin yanlış işitilen şeklidir.

9. Şöyle Söyleniyor: “Wet your appetite”

Söylenmesi gereken: “Whet your appetite”

To whet your appetite birini tatlılıkla ikna etmek veya bir şeyle birinin ilgilenmesini sağlamak anlamındadır.  Sattığın evlerin resimlerini göstererek ev arayan birinin “whet the appetite of”, iştahını kabartabilir, onu ev almaya ikna edebilir, aklını çelebilirsin.

Genelde insanlar, her ne kadar mantıklı olsa da “wet your appetite” şeklinde söyleniyormuş gibi yanlış kullanımını duyarlar. Acıktığın zaman veya lezzetli bir şeyin kokusunu duyduğunda ağzın sulanır. Fakat doğru fiil keskinleştirmek anlamına gelen eski bir kelime “whet” olacak.

Ancak yine de yapabilirsin bir şeyler içmek, boğazını ıslatmak anlamında wet your whistle kullanabilirsin.

10. Şöyle Söyleniyor: “Plead the Fifth”

Söylenmesi gereken: “Take the fifth”

Eğer daha önce bir Amerikan suç draması izlediysen “I plead the fifth!” (bu soruya cevap vermeyeceğim) ifadesini duymuş olabilirsin. Bu Amerikan Anayasası’nın Beşinci Maddesi’nden gelmektedir. Özellikle vereceğin cevap senin suçlu görünmene sebep olacaksa cevap vermeme hakkını kullanmak istediğini söylediğin kısımdan bu ifade geliyor.

Filmlerin aksine gerçek mahkemede plead the fifth (beşinciyi kabul etme) değil de take the fifth yani susma hakkını kullanıyorsun. Eğer bir sana son kurabiyeyi kimin yediğini sorarsa şöyle diyebilirsin:
“I take the fifth!”
“Susma hakkımı kullanıyorum.” Fakat elbette, bu sadece senin suçlu olduğunu gösterir.

“Plea” kelimesi, genellikle duygusal anlamda bir rica manasına gelir.
“You can plead to be allowed to retake a test you failed,” diyerek başarısız olduğun bir testi yeniden yapmak isteyebilirsin veya
“You can make a plea for a retake.” diyerek tekrar etme isteğinde bulunabilirsin.
Bir mahkemede “the plea” birinin dava başlangıcında verdiği
“I plead guilty.”
“Suçumu kabul ediyorum.” veya
“I plead not guilty.”
“Suçumu kabul etmiyorum.” ifadesidir.

11. Şöyle Söyleniyor: “[X] and myself”

Söylenmesi gereken: “[X] and me, [X] and I”

İngilizce dil bilgisinin kafa karıştırıcı kısımlarında biri de “[bir kişi] ve I” diğer şekli “me ve [bir kişi] ne zaman söyleneceğidir. Her ikisinden de sakınmak isteyen bazı insanlar “[bir kişi] and myself” demeye başladılar. Bu gittikçe popüler bir hal alıyor fakat bu doğru değil! Bu önemli olduğu için neyse ki bu ifadenin nasıl kullanılacağını öğrenmek kolay.

“Sam and I went to the park” (Sam ve ben parka gittik) gibi bir cümlede aslında iki cümle zamandan tasarruf etmek ve kulağa hoş gelmesi açısından birleştiriliyor. Eğer iki parçaya ayırırsan şöyle olacaktı:
“Sam went to the park. I also went to the park.”

Bir cümlede hangi pronoun (zamir) kullanılacak emin değilsen cümleyi ikiye bölebilirsin.

Örneğin: “The photographer took a picture of Sam and [?].”
(“me” ya da “I”) kelimelerinden hangisi kullanılacağına karar vermek için cümleyi ikiye bölelim.

The photographer took a picture of Sam. The photographer took a picture of me.
Fotoğrafçı Sam’in resmini çekti. Fotoğrafçı benim resmimi çekti.

Öyleyse doğru ifade:
“The photographer took a picture of Sam and me.”
“Fotoğrafçı, Sam ve benim resmimi çekti.”

12. Şöyle Söyleniyor: “Waiting on”

Söylenmesi gereken: “Waiting for”

Biri sana neden hiçbir şey yapmadan durduğunu sorduğu zaman onlara  “waiting for my friend” (arkadaşını beklediğini) söyleyebilirsin. Bir restoranda garson olarak çalıştığında ve arkadaşın bir müşteri olduğunda sadece “waiting on my friend” (arkadaşıma servis yapıyorum) diyebilirsin. Bu iki ifade aynı anlama gelmiyor fakat insanlar gerçekten birini beklerken de “wait for” için “wait on” ifadesini sıklıkla kullanıyorlar.

Unutma ki eğer “waiting on a friend” dersen bu arkadaşına servis yaptığın anlamına gelir – büyük olasılıkla da bunu kastetmiyorsun.

 

İngilizce yanlış kullanılan kelimeler bu kadar değil. Ancak bir dahaki sefere buradaki İngilizce ifadelerden herhangi birini konuşmalarında kullanmak istediğinde doğru bir şekilde nasıl kullanacağını artık biliyorsun!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.