kafa-karistiran-ingilizce-kelimeler

Dil Öğrencileri için Kafa Karıştıran İngilizce Kelimeler Rehberi

Ünlü bir şair ve eski bir öğretmen olan Taylor Mali, öğrencilerine definitely ve beautiful sözcüklerini ta ki bunları bir daha yanlış yazmayana kadar tekrar tekrar yazdığını söyler.

Eğer İngilizce öğreniyorsan, muhtemelen bu sözcükler ya da diğer bunlar gibi zorlu sözcükler aklını karıştırmıştır.

İngilizce öğrenenlerin çoğunun karşılaştığı problem ise bu dilde çok sayıda kafa karıştırıcı sözcük olmasıdır.

Bu sözcükler birbirine benzer ve/veya birbiri gibi okunur ama tamamen farklı manalara gelirler. Telaffuzu zor sözcükler ve nasıl yazıldığını hatırlamadığın sözcükler olacak.

Korkmana gerek yok!

Bunları öğrenebilmen ve bu sözcüklerin akıcı İngilizce konuşmanın önüne geçmelerini engelleyebilmen için kafa karıştıran İngilizce kelimeler ile bir liste hazırladık.

Learn a foreign language with videos

Kafa Karıştıran İngilizce Kelimeler Neden Dil Öğrencileri için Önemlidir?

Akıcı konuşmak için bir şansın olabilmesi için öncelikle İngilizce bilgin ya da gramer açısından doğru cümleler kurabilme yeteneğin üzerine çalışman gerekir‏‎.

Kafa karıştıran İngilizce kelimeler doğru yazmayı ya da konuşmayı zorlaştırabilir—bunları hatalı kullanıyor olman ya da onları diğerleriyle karıştırıyor olman fark etmeksizin. Bazı temel kafa karıştıran İngilizce kelimeler öğren, akıcı konuşma yolunda önemli bir adım atmış olacaksın.

Aynı zamanda yazım denetimi gibi genellikle yardımcı ama bazen işleri İngilizce öğrenenler için daha da kötü hale getiren araçlara bağımlılığın da azalacak. Sözcük işlemcinin yazım denetimi özelliğinin yakalayamayacağı bazı hatalar bulunuyor. Bu durum özellikle eşsesliler, yani aynı şekilde okunan sözcükler (aşağıda bu konuya değineceğiz).

Örneğin, yazım denetimi “nice to meat you” yerine “nice to meet you” yazmak istediğini bilmeyecektir.

Genel anlamda, kafa karıştırıcı İngilizce sözcüklerde ustalaşmak İngilizceyi daha fazla özgüvenle konuşmanı sağlayacaktır. Eğer bunları öğrenirsen, bu sözcükleri duyduğun zaman ya da bunlardan birine ihtiyacın olduğu zaman donakalmazsın. Kendine güvenin ne kadar artarsa o kadar akıcı konuşmaya başlarsın—ve İngilizce çalışmaya devam etmek için motivasyonun da o kadar artar.

Kafa Karıştıran İngilizce Kelimeler Karşına Çıktığında Ne Yapmalı

Okurken, bir film izlerken, internette gezinirken ya da İngilizce herhangi başka bir şey yaparken iyi bir sözlük kullanmak bu kafa karıştıran İngilizce kelimelerin üstesinden gelmene yardımcı olabilir. Bir sözcüğün anlamını sözlükten bakmak için birkaç saniyeni ayırmakta utanılacak hiçbir şey yoktur—ve bir dahaki sefere bunu hatırlama olasılığın da artar. Eğer gününün çoğunu yolda geçiriyorsan kullanışlı bir sözlük uygulaması dene.

kafa-karistiran-ingilizce-kelimeler

Benzer şekilde, gramer ve sözcük bilgisi için bir kaynakçayı yanında bulundurmak da yardımcı olur. “The McGraw-Hill Handbook of English Grammar and Usage” bir klasik ama aynı zamanda “The Little, Brown Handbook” ve “A Practical English Grammar” de ilgini çekebilir.

Kullandığın sözlükte bir sözcüğün nasıl yazıldığı, tanımı ve kullanımını görebilirsin ama telaffuzu için ekstra yardıma ihtiyaç duyman doğaldır.

Örneğin, Pronunciation Book, İngilizce sözcüklerin Amerikan aksanıyla doğru okunuşlarını gösteren eğitim videolarından oluşan bir YouTube kanalı. Literatürde telaffuzu en zor sözcüklerden biri olan Cthulhu (bir H. P. Lovecraft hikayesinin kurgu karakteri) isminin nasıl telaffuz edildiği hakkındaki uzun bir tartışmayı sonlandırmak için bu kanalı kullanmıştım.

Visual Thesaurus, yeni veya kafa karıştırıcı sözcükleri belirlemen ve bunları hemen ezberlemene yardımcı olan bir diğer harika araç. Geleneksel bir eşanlamlılar sözlüğü sadece arattığın sözcükle ilgili terimlerin bir listesini gösterirken Visual Thesaurus interaktif bir sözcük haritası sunar.

Hangi sözcüklerin benzer anlamlı ve hangilerinin tam olarak söylemek istediğin şeyi anlattığını görmek için haritaya tıklaman yeterli. Karmaşık sözcükleri tam olarak kavrayacak ve bunları nasıl yazacağını, nasıl kullanacağını ve nasıl söyleyeceğini hemen öğreneceksin! Visual Thesaurus içerisinde kendi telaffuz kayıtları da bulunuyor.

Kafa Karıştıran İngilizce Kelimeler ve Bunları Öğrenmenin Yolları

“Misery loves company” (el ile gelen düğün bayram) derler ve bu kafa karıştırıcı sözcükler için de geçerlidir. Bu sözcükleri yazılışları, telaffuzları ya da zorluk düzeylerine göre kategorilere ayırabiliriz, böylelikle bunların yarattığı sorunları daha iyi görebilir ve bu sorunları nasıl çözeceğini bilirsin.

Eşsesliler

Meet (buluşmak) ve meat (et) gibi sözcüklere eşsesliler denir: aynı şekilde okunan ama farklı anlamlara gelen sözcükler. Bu sözcükler kulağa aynı geldikleri için onları birbirine karıştırmak kolaydır ve kendini son derece komik durumlarda bulabilirsin.

Eşsesliler aynı şekilde telaffuz edilir, ama bu iki sözcük arasındaki tek benzerlik çoğu zaman bundan ibarettir. Bunları öğrenebilmen için (ketchup ya da catch up gibi!) eşseslilerin bazı örneklerini gözden geçireceğiz.

Aloud ve Allowed

Aloud, “sözlü olarak; yüksek sesle” anlamlarına gelen bir zarftır.

Allowed ise “bir şeye izin vermek” anlamına gelen allow fiilinin geçmiş zaman halidir.

The student was allowed by the teacher to read his poem aloud to the class.
Öğretmen, öğrenciye şiirini sınıfa yüksek sesle okuması için izin verdi.

Right ve Write

Right sözcüğü karşına çıkması olası birkaç anlama sahip.

Right sözcüğünün anlamlarından biri de “doğru”dur. Birisi sana bir soru sorduğu zaman ona doğru yanıtı vermeye çalışırsın. Right aynı zamanda yön veya lokasyon ifade etmek için de kullanılır—sol sözcüğünün zıttı olarak. Kuzeye bakarken doğuya dönersen sağa dönmüş olursun.

Buna karşın, write sözcüğü “yazmak ya da derlemek” anlamına gelir.

Take a pencil from the cabinet on your right.
Sağındaki dolaptan bir kurşun kalem al.
Write the essay again, and this time use the right words!
Kompozisyonu bir daha yaz ve bu sefer doğru sözcükler kullan!

Die ve Dye

To die fiili “ölmek” anlamına gelirken to dye fiili bir şeyin rengini boya ya da kimyasallar kullanarak değiştirmeyi ifade eder.

If you dye my hair the wrong color, I will just die!
Saçımı yanlış renge boyarsan şuracıkta ölüveririm!

Bare ve Bear

Birisini nitelemek için bare kullandığımız zaman o kişinin örtünmemiş, çıplak ya da ortada olduğunu söyleriz.

To bear fiili ise taşımak ya da dayanmak anlamına gelir. Bir isim olarak bear vahşi bir hayvandır (daha sonra bunu ele alacağız).

He could hardly bear the pain of walking with bare feet on the hot sand.
Kızgın kumlar üzerinde yalın ayak yürümenin acısına zor dayandı.

You’re ve Your

You’re, “you” ve “are” sözcüklerinin bir daralmasıdır ve bunu cümle içerisinde şöyle kullanabilirsiz: You’re a good friend. (You are a good friend-Sen iyi bir arkadaşsın).

Bununla birlikte your, “you” sözcüğünün iyelik sıfatı halidir ve bunu da cümle içerisinde şöyle kullanabiliriz: Your book is on the table. (The book that belongs to you is on the table-Kitabın masanın üzerindedir.)

Bu sözcüklere dikkat et—anadili İngilizce olanlar dahi bunları bazen birbirine karıştırır!

Eşyazımlılar

Eşseslilere ek olarak eşyazımlılara da dikkat etmelisin—aynı şekilde yazılan ama anlamları farklı sözcükler—şunlar gibi:

Bear

Tıpkı daha önce ele aldığımız right sözcüğünde olduğu gibi bear sözcüğü hem bir eşsesli hem de eşyazımlı olabilir!

To bear fiilinin anlamı taşımak veya dayanmak iken a bear ismi ormanda yaşayan bir hayvanı ifade eder.

Winnie the Pooh is a small bear who cannot bear a lot of weight.
Winnie the Pooh çok fazla yük taşıyamayan küçük bir ayıdır.

Subject

Eğer bir tebaa (subject) isen bir kral gibi bir kişinin egemenliği altındasındır.

Bu sözcüğün daha yaygın kullanımı ise “konu,” “bir konuşma/makale/çalışma/vb. Teması” anlamına gelir. Ayrıca, matematik, fen ya da İngilizce gibi bir dersi (subject) de çalışabilirsin.

Benjamin Franklin is the subject of this biography.
Benjamin Franklin bu biyografinin konusudur.

The king will provide for his loyal subjects.
Kral sadık tebaasına iyi bakacaktır.

Object

Bir isim olarak object sözcüğü, görebildiğin ya da dokunabildiğin şeyler, nesnelerdir. Genellikle cansız bir şeyi ifade eder.

Bir fiil olarak ise object, reddetmek ya da itiraz etmek anlamına gelir.

A frisbee is a small, round object the size of a dinner plate.
Frizbi, bir yemek tabağı boyundaki küçük, dairesel bir nesnedir.

I have to object to the immoral business being carried out.
Yürütülen bu ahlak dışı işlere itiraz etmeliyim.

Bow

Bir isim olarak bow, bir kurdele ya da ipin uçlarını birleştiren fiyonktur.

Bir fiil olarak ise bow, insanın bir saygı göstergesi olarak ya da birisini karşılamak için bedenini öne doğru eğmesidir.

The girl wore a pretty bright bow in her hair.
Kız saçına güzel, renkli bir fiyonk taktı.

The man bowed his head in prayer.
Adam dua sırasında başını öne eğdi.

Bununla birlikte, bu listede farklı telaffuza sahip az sayıdaki eşyazımlıdan biridir. Bow ismi “oh” ünlemiyle kafiyeliyken bow fiili “how” ile kafiyelidir.

Produce

Bir fiil olarak produce “bir şeyi üretmek ya da yapmak” anlamına gelir.

Bir isim olarak ise produce taze meyve ya da sebzeleri ifade eder.

The new automobile factory is not ready to produce cars yet.
Yeni otomobil fabrikası henüz araba üretmek için hazır değil.

The farmer sells his produce from the back of his truck.
Çiftçi ürünlerini kamyonun arkasından satıyor.

Date

İsim olarak bir date genellikle takvimdeki belirli bir günü tanımlar.

Bir date aynı zamanda Orta Doğu veya Kuze Amerika’da yetişen hurma meyvesinin de adıdır.

Bir fiil olarak ise date, “birisiyle romantik bir randevuya çıkmak” anlamına gelir.

July 4 is an important date in American history.
4 Temmuz, Amerika tarihindeki önemli bir tarihtir.

I ate so many dates I made myself sick!
O kadar çok hurma yedim ki midem kötü oldu!

He dated a lot of people while he was in high school.
O, lisedeyken çok kişiyle çıktı.

Tear

Bir fiil olarak tear, “yırtmak ya da parçalamak” anlamına gelir. İsim olarak ise tear, “insanın gözünden gelen su damlası, yani gözyaşını” ifade eder.

Tear fiili bear ile kafiyeliyken tear ismi here ile kafiyelidir.

This fabric is bad! It tears easily.
Bu kumaş kötü. Kolaylıkla yırtılıyor.

She was crying—I found her in tears.
O ağlıyordu—onu gözyaşları içinde buldum.

Lie

Bir fiil olarak lie ya yatar pozisyonda olmak ya da yalan söylemek anlamına gelir.

The book lies on the table.
Kitap masanın üzerinde duruyor.

He lied about his age. He said he is 30, but he is older than that.
O yaşı hakkında yalan söyledi. 30 yaşında olduğunu söyledi ama bundan daha yaşlı.

Content

Eğer content olduğunu söylüyorsan, bir şeyden memnun olduğunu ya da bir şeyle tatmin olduğunu söylersin.

He was content with the movie and settled back to enjoy watching.
Filmden memnundu ve keyifle izlemek için arkasına yaslandı.

Bir isim olarak content ise genellikle bir şeyin içinde bulunan malzeme ya da bilgileri, yani içeriğini ifade eder. Genellikle çoğul olarak kullanılır (contents).

Oranges have a high content of vitamin C.
Portakal yüksek C vitamini içeriğine sahiptir.

The poem had a lot of words, but very little interesting content.
Şairin söyleyecek birçok şeyi vardı ama içeriği neredeyse hiç ilginç değildi.

What are the contents of this envelope?
Bu zarfın muhteviyatı nedir?

Yazımı Zor Sözcükler

Yazımı, sürekli sözlüğe bakmanı gerektirecek kadar zor, throughout gibi sözcükler vardır. Hangisi önce geliyordu, g mi yoksa h mi? Her seferinde iki kere kontrol ettiğinden emin ol.

Awkward

Bu sözcükteki w-k-w kombinasyonu, onu yanlış yazma olasılığını artırır ve kendini utandırıcı (awkward) bir duruma sokmana neden olabilir.

Weird

Bu sözcük, evet… biraz tuhaf. Bunun nedeni belki de İngilizcedeki “i her zaman e’den önce gelir ama c’den sonra e’den sonra gelir” kuralını bozduğu içindir.

Bunu nasıl yazacağını hatırlamak için şu cümleyi tekrar etmeyi dene: “We are weird. We is the beginning of weird.”

Rhythm

Sadece bir sesli harf ve bir çift vahşi h mi? Bu sözcüğü yazmanın bu kadar zor olmasına şaşmamalı. Bundan biraz daha kolay olan rhyme sözcüğünü hatırlamaya çalış.

Dessert ve Desert

Dessert ve desert sözcüklerini birbirine karıştırmak oldukça kolaydır. Bir tek s içeren Sahra’nın bir tatlı değil, bir çöl olduğunu hatırlamaya çalış.

Especially ve Specially

Especially, İngilizcede özellikle yaygın olarak yanlış yazılan bir sözcüktür.

Bazı İngilizce öğrencileri bunu yanlışlıkla bir x ile yazar (expecially ya da exspecially), belki de bunun nedeni çoğu kişinin bu sözcüğü bu şekilde telaffuz etmesidir. Nasıl yazıldığını hatırlamak için şu ipucunu hatırlamaya çalış: especially içerisinde special sözcüğü bulunur ve bu da doğru sözcüğü hatırlamayı kolaylaştırır.

Ama işin içine bir de specially girdiği zaman her şey daha da karmalık bir hale gelir.

Especially sözcüğü “bilhassa” ya da “özellikle” anlamına gelir.

She loves flowers, especially roses.
O çiçekleri, özellikle de gülleri sever.

Dğer yandan, belirli bir şey ya da bir amaç hakkında konuşurken specially sözcüğünü kullanırız:

This bathroom was specially designed to make it easy for a disabled person to use.
Bu banyo, engellilerin kullanımını kolaylaştırmak için özel olarak tasarlandı.

 

Ne kadar fazla sözcük öğrenirsen, iletişim kurman da o kadar kolay olur. Ne kadar fazla iletişim kurarsan, İngilizce konuşurken kendine güvenin de o kadar fazla olacaktır. İngilizce öğrenmenin eğlenceli olması gerektiğini unutma! Bu kafa karıştırıcı sözcüklerden birini yanlış yazarsan buna gülebilirsin; yaptığın şeyden keyif aldığında daha fazla öğreneceksin.

Bu kafa karıştıran İngilizce kelimeler arasında hangisiyle dertlisin? Peki ya hangileri sana kolay geliyor? Bunları doğru şekilde kullanmayı hatırlamak için kullandığın yöntemler var mı?


Gabriel Goyo dil öğrenimi hakkında yazılar yazar ve modern diller öğretmenidir ama bir ninja olmak gibi daha güvenli bir iş seçmenin onun için daha iyi olup olmayacağını düşünmekten kendini alıkoyamaz. 

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.