yanlis-bilinen-kelimeler

Yanlış Bilinen Kelimeler: Çoğu İnsan Bu 12 Kelimeyi Yanlış Kullanıyor Ya Sen?

“Bu kelimeyi kullanmaya devam ediyorsun. Senin düşündüğün anlama geldiğini hiç sanmıyorum.”

—Inigo Montoya, “The Princess Bride” (Prenses Gelin)

Pek çok kelimenin karıştırılması zor olan net anlamları var.

Örneğin bir “dog”tan (köpek) bahsetmek için asla “cat” (kedi) kullanmazsın.

Fakat kullanılması hiç de bu kadar kolay olmayan hatta yanlış bilinen kelimeler de var.

İngilizce öğrenme sürecinde büyük olasılıkla sen de defalarca  karıştırdığın birkaç kelime ile karşılaşmışsındır.

O zaman sana bir sır verelim: ana dili İngilizce olanlar bile kelimeleri karıştırıyor.

İnsanların yanlış söylediği yaygın ifadeler olduğu gibi İngilizcede yanlış bilinen kelimeler de var. Bugün yanlış yazılan kelimelerden ziyade , genellikle yanlış bilinen kelimelerden 12 tanesine yakından bakacağız.

Ana dilini konuşan biri bu kelimeleri nasıl yanlış söyleyebilir diye merak ediyor olabilirsin. Önce neden böyle olduğuna bakarak başlayalım.

Learn a foreign language with videos

İngilizce Kelimeler Sürekli Değişiyor

Kelimeleri telaffuz etme, yazma ve kullanma şekli sürekli değişiyor.

Mesela, “awful” kelimesini ele alalım. “Awful”, “awe” (esin veya merak hissi) ve “full” (“empty”nin zıttı olarak) kelimelerinin bir birleşimidir. Awful bir şey, seni esin veya merak ile dolduran bir şeydi. Ayrıca içini biraz korku dolduran şeyi de ifade ederdi. Ancak yıllar boyunca ikinci anlama sıkışmış hale geldi. Bu yüzden artık sözlük tanımı “çok kötü veya nahoş” şeklinde.

Internet sayesinde İngilizce daha önce olmadığından daha hızlı değişiyor. İnsanlar kelimeleri hep  yanlış bir şekilde kullanırlar fakat artık diğerlerinin de çevrimiçi olarak aynı şekilde hatalı olarak kullandıklarını görüyorlar.

Bu yüzden bu kelimelerden bazıları ya zamanla doğru bir şekilde kullanılacak ya da bu yanlış kullanımları yeni bir tanıma dönüşecek. “Literally” kelimesi gibi listemizdeki kelimelerin bazılarına bu zaten olmuş durumda. Bazı sözlükler, kelimenin “yanlış” kullanımını, doğru bir kullanımmış gibi tanıma dahil etmeye başladılar! Yanlış bilinen kelimeler de haliyle artıyor.

Bütün bu kelimelerin anlamları değişene kadar geçerli olan doğru anlamlarını anlamak önemli.

İngilizcede İnsanların Kullandığı Ama Yanlış Bilinen Kelimeler

1. Literally

Yanlış anlamı: Mecazi olarak, çok.  “I’m literally dying of laughter.” (Gülmekten resmen ölüyorum.) cümlesinde olduğu gibi kelime sıklıkla vurgu ve abartı olarak kullanılıyor.

Doğru anlamı: Gerçekten, abartısız, tam olarak.

“Literally” garip bir kelime çünkü son yıllarda bir şekilde tanımının zıttı bir anlamda kullanılmakta. Kelime gerçekten, tam veya kesin anlamına geliyor. Örneğin:

There are literally millions of stars in the sky.(Gökyüzünde abartısız milyonlarca yıldız var.)
( = Gerçekten de gökyüzünde milyonlarca yıldız bulunuyor).

There is literally a snake in my bathroom. Please help! Banyoda gerçekten bir yılan var. Yardım edin lütfen!
(= Banyoda gerçek bir yılan var.)

Gerçekten ölmedikçe “literally dying of laguhter” yani gülmekten asla ölmezsin.  Abartılı durumlarda, çok acıkmış olabilirsin ve “literally eat a horse” yani bir atı bile yiyebilirsin.  (Çevrendeki atlar adına da böyle bir şey umarız olmaz!)

2. Factoid

Yanlış anlamı: Küçük bir bilgi

Doğru anlamı: Doğru olmayan bir gerçek.

“Factoid” kelimesi ilk defa 1973’de bir gerçeğin doğru olmadığını anlatmak için gazeteci, yazar ve aktivist Norman Mailer tarafından kullanıldı. “Factoid”i, “bir gazetede veya dergide görünmeden önce var olmayan gerçekler” yani medya tarafından uydurulan şeyler, yakıştırmalar diye yazdı.

Yanlış bilinen kelimeler arasında saydığımız bu kelime bugün “çok küçük” bir bilgi -küçük kısa özet bir bilgi- veya pek çok insan tarafından tekrar edildiğinden doğruymuş gibi farz edilen bir şeyi ifade etmek için kullanılıyor. Factoid kelimesinde yer alan -oid “benzeyen” ya da “gibi” anlamına gelen bir suffix (sonek), bu yüzden aslında factoid, “fact-like” (gerçek gibi) anlamına gelir.

3. Irregardless

Yanlış anlamı: Ne olursa olsun, koşullara bakılmaksızın (rağmen),

Doğru anlamı: Doğru anlamı yok çünkü “irregardless” gerçek bir kelime değil.

“Even though” veya “in spite of” (rağmen) dediğin gibi “regardless of” ifadesi de aynı şekilde kullanılır. Örneğin:

Regardless of the definition being very clear, he still didn’t understand the word.
Tanımının çok net olmasına rağmen kelimeyi hala anlamadı.

Öte yandan “irregardless” gerçekten bir kelime değildir. İlk defa kullanılması 1700’lü yıllara kadar gidiyor, büyük ihtimalle “irrespective” (“regardless”ile kesinlikle aynı anlama gelen fakat insanların nadir kullandığı) yerine kullanılmış.

Zıt anlama gelmesine rağmen (çünkü ir- öneki ve -less soneki her ikisi de olumsuz) “Kelime” bugüne kadar konuşmalarda kullanılagelmiş. Bu da, “I won’t not eat the last cupcake.” (son kup keki yemeyecek değilim.) cümlesinde olduğu gibi iki olumsuz yapar ki yiyeceğin anlamına gelir.

4. Entitled

Yanlış anlamı: Bir kitabın, televizyon programının vs. adı.

Doğru anlamı: Bir şeye hakkının olması veya olduğuna inanma.

Bir ev aldığın zaman “you’re entitled to it” yani onun hak sahibi sen olursun – yasal olarak evi sahiplenme hakkın olur. Kendi düşüncelerini konuşmaya hakkın olduğu için “be entitled to your opinion” yani fikirlerinin de hak sahibi sen olursun. Eğer insanlar özel ilgiyi hak edecek şekilde hareket ederlerse buna “entitled” layık olurlar, hak ederler.

Diğer taraftan bir kitap asla “entitled” olmaz, yalnızca “titled” yani isimlendirilir. İnsanlar, “The best worst movie in the world is entitled ‘Troll 2.’” (‘Troll 2’ dünyadaki en iyi kötü filmi ünvanına sahip/olarak adlandırılıyor.) diyerek sıklıkla bu kelimeyi yanlış kullanıyorlar. Sadece yanlış değil aynı zamanda kelimenin kullanımı da hatalıdır. Kitaplar, filmler, televizyon programları ve diğer şeylerin bir ismi, ünvanı vardır ve “titled” olur yani isimlendirilirler.

5. Poisonous

Yanlış anlamı: Eğer bir şeyi yersen veya bir şey seni ısırırsa zehirlenirsin.

Doğru anlamı: Sadece onu yemen koşuluyla seni zehirleyecek bir şey.

İnsanlar genelde “poisonous” ve “venomous” kelimelerinin aynı olduğunu düşünür.  Seni hasta eden hatta ölümüne sebep olan madde “poison” ile ikisini de ilişkilendirirler. Fark zehrin veriliş yolundadır.

  • Poisonous, ingest yaptığında yani yediğin zaman seni zehirleyen herhangi bir şey için kullanılır.
  • Venomous ise seni ısırdığında zehirleyen herhangi bir şey için kullanılır.

Bu yüzden televizyon dizilerinden katiler kurbanlarını “poison” (zehir) kullanarak öldürürler, “venom” (yılan, böcek vs. zehri) kullanmazlar. Bir başka örnek ise Japonya’ya has özel bir lezzet olan aynı zamanda zehirli bir balık türü sayılan pufferfish (balon balığı) gösterilebilir ve yersen seni öldürebilir (ancak pek çok insan yine de yiyor!) Diğer taraftan seni bir yılan zehirleyebilir çünkü “venomous” yani zehirlidir. “Poisonous” olması için öncelikle senin onun ısırman gerekir, becerebilirsen.

6. Runners-up, Passers-by

Yanlış anlamı: Anlam, genellikle burada doğrudur, kelimenin kendisi yanlıştır – insanlar genellikle “runner-ups” ve “passer-bys” şeklinde söylerler.

Doğru anlamı: “Runner-up” ve “passer-by” kelimelerinin doğru çoğul hali “runners-up” ve “passers-by” şeklindedir. (Not: “passerby” ve “passersby,” kısa çizgi olmaksızın her ikisi de doğru yazılımdır.)

Runners-up (yarışmada ikinci gelen), bir yarışmada kazanamayan fakat mansiyon hak edecek kadar iyi kişilerdir. Passersby (veya passers-by – yoldan gelip geçen kimse) bir yerin yanından geçmekte olan insanlardır.

Genellikle insanlar tarafından yanlış yazılan kelimeler arasında “passer-bys” ve “runner-ups” sayılabilir. Hyphen (-) aslında gerekli değil, daha da acayip olan ise:”passersby” “passerby”ın çoğul halidir. Çünkü insanlar çoğuldur, ikinci kelime (sadece insanları tasvir etmeye yarayan) değil.

7. Ironic

Yanlış anlamı: Talihsiz bir şey.

Doğru anlamı: Umduğun şeyin tam zıttı olan şey.

“Ironic” kimsenin pek de anlamadığı bir kelime hatta ana dilini konuşanlar tarafından yanlış bilinen kelimeler içinde başı çekenlerden. Birbirinden farklı birkaç “irony” türü var fakat “ironic” kelimesini kullandıkları zaman insanların kastettikleri tür “situational irony” (durumsal ironi). Bu beklediğin bir şeyin tamamen tersi meydana geldiği zaman olur. Örneğin, bir diyete başlarsın ve 5 kilo alırsın veya itfaiye istasyonu yanar. “Irony” her ne kadar üzücü olsa da komik de olabilir.

Alanis Morissette ünlü şarkısı “Isn’t It Ironic” talihsizce olan şeylerin en güzel örneklerine sahip fakat aslında ironik değil. Örneğin, düğün gününde yağmurun yağması özellikle isteyerek o günü seçtiysen ironiktir çünkü hava durumu tahminleri havanın güneşli olacağını söylemişlerdi.

Yine belki de bize bir şakadır… İroni ile ilgili bir şarkıda hiçbir şeyin ironik olmaması da aslında oldukça ironik bir durum.

8. Infamous

Yanlış anlamı: Çok ünlü.

Doğru anlamı: Olumsuz nedenlerden ötürü ünlü olma

“Infamous” insanlardan ve şeylerden konuşurken kelime “çok ünlü” olmayı ifade etmez. Aslında kötü nedenlerden dolayı tanınan, ünlü olan daha doğrusu adı kötüye çıkmış bir şeyi veya birini ifade eder.

Kahramanlar, yaptıkları büyük işlerden dolayı ünlüdürler. Diğer taraftan banka soyguncuları işledikleri suçtan dolayı “infamous” yani kötü şöhretlidirler. Ünlüler, her ikisi de olabilirler, bu onların ne kadar iyi davrandıkların ya da davranmadıklarına bağlıdır.

9. Inflammable

Yanlış anlamı: Yanıcı olmayan, yanmaz.

Doğru anlamı: Yanıcı, yanabilir.

İyi bir nedenden ötürü bu hata çok yaygındır: mantıklı geliyor!  Daha önce bahsettiğimiz gibi önek in- “olmayan, -sız” anlamındadır bu yüzden “”inflammable”, “not flammable” kastetmek için mantıklı gelebilir. Ancak problem şu ki “inflammable” kelimesi “enflame.” kelimesinden gelmekte.

O zaman “flammable” ve “inflammable” arasındaki fark ne? Kesinlikle hiç bir fark yok. Aynı anlamda her iki kelimeyi de kullanabilirsin. Eğer bu yeterli değilse “non-flammable” (yanmaz, tutuşmaz) da kullanabilirsin. İngilizce bazen acayip olabilir! Komedyen George Carlin belirtiği gibi “Flammable… inflammable… non-inflammable. Neden üç tanesi var? Ya yanar ya da yanmaz!”

10. Bemused

Yanlış anlamı: Ayrı bir şekilde memnuniyet içinde olma, eğlenme

Doğru anlamı: Kafası karışmış, şaşkın veya şaşırmış.

“Amused” ve “bemused” birbirlerine çok benziyor bu yüzden sakin bir şekilde “amused” eğlenmek için “bemused” kelimesini insanların kullanması mantıklı gelebilir. Ancak kelimenin gerçek anlamı, şaşırmış, şaşkın veya kafası karışık. Düşünceler içerisinde kaybolmak anlamına da gelebilir.

Partindeki palyaçonun komiklikleriyle eğleniyorsan, o seni “amused” eğlendirmiş olur. Eğer partine hiçbir palyaço çağırmadıysan daha ziyade “bemused” şaşkınsındır.

11. Infer, Imply

Yanlış anlamı: Bazen insanlar, her ikisini de bir şey önermek anlamında aynı şey olduğunu düşünürler.

Doğru anlamı: “Imply” bir şeyi ima etmek anlamındadır fakat “infer” açıkça belirtilmeyen bir şeyi bulmak, anlamak, mana çıkarmak, anlamındadır.

“Infer” ve “imply” anlamca birbirlerine bağlı fakat aynı şey değiller. Eğer birine “Wow this bag is really heavy for me to carry all alone.” (Tek başıma taşıyabilmem için bu çanta gerçekten çok ağır.) dersen yardım isteği implying, ima ediyorsundur. Doğrudan yardım isteğinde bulunmuyorsun fakat onu ima ediyorsun.

Her kim ile konuşuyorsan senin ifadenden ağır çantayı taşımak için yardım istediğini infer eder yani anlar, böyle bir mana çıkarır. Yoksa çantanın ağır görünmediğini, kendinin taşıması gerektiğini ima ederek bir cevap verirler.

12. Good, Well

Yanlış anlamı: “Well” ve “good” aynı anlamdadır, olumlu olan bir şey.

Doğru anlamı: İki kelimede benzer anlama sahip fakat “well” bir adverb (zarf) ve “good” bir adjective (sıfat).

Çoğu zaman “well” ve “good” karıştırılır. Aynı anlama sahiptirler: doğru veya tatmin edici bir şey anlamında fakat farklı kullanımları var.

  • “Well” kelimesi, bir şeyleri nasıl yaptığın anlamında bir zarftır.

Örneğin:
“I play basketball well”
“Basketbolu iyi oynarım” veya
“Taylor Swift sings really well.”
“Taylor Swift gerçekten iyi söylüyor.”
Cümlelerde nasıl iyi oynadığını veya Taylor’ın şarkıları nasıl iyi söylediğini tarif ediyor ve “sing” ve “play” her ikisi de fiildir.

Ayrıca eğer sağlıklıysan, kendini iyi hissettiğin için “well”i kullanırsın.

  • “Good” kelimesi, bir kişiyi, yeri veya şeyi tasvir eden bir sıfattır.

Örneğin:
“This is a good TV show”,
“Bu iyi bir televizyon programı”,
“London is a good city.”,
“Londra iyi bir şehir.”,
“O iyi bir çocuk.”

“I feel good” demek kendini iyi bir insan gibi hissediyorsun anlamına gelir, tabi bu mümkün ama aslında söylemeye çalıştığın büyük ihtimalle bu değil.

Yanlış bilinen kelimeler diline dolanmadan doğru kullanımlarını öğren bu sayede İngilizcene daha fazla güveneceksin. Bu kelimelerin kullanımlarının görmek için FluentU‘yu bilgisayarında iOS ve Android mobil cihazlarında deneyebilirsin. Unutma ki ana dili İngilizce olanlar bile bunların birçoğunu yanlış anlıyor!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.