learn-english-movies-modern-american-classics

İngilizce’yi filmlerden öğrenmek için 10 modern Amerikan klasiği

Filmleri sever misiniz?

Kim sevmez, değil mi?

O zaman, size bir kolaylık. (“ipucu” da diyebiliriz).

İngilizce’yi filmler ve sinema aracılığıyla öğrenmek konusunda ne düşünüyorsunuz?

Neden İngilizce’yi filmler ve sinema aracılığıyla öğrenmelisiniz?

İngilizce film izlemek, İngilizce’nizi-özellikle de konuşma ve dinleme becerilerinizi geliştirmek için harika bir yoldur.

Eğer kitaplardan ve farklı dilbilgisi ve kelime öğrenmekten yorulduysanız, bir mola verin ve bazı klasik Hollywood filmlerini izleyin. Ve elbette, aynı zamanda İngilizce’nizi de geliştirmiş olun.

  • Yani eğer öğretmenleriniz, arkadaşlarınız ya da aile üyeleriniz notlarınızı okumak yerine neden bu kadar çok film izlediğinizi sorarlarsa onlara şu basit cevabı verebilirsiniz: Filmler sadece sizing gibi İngilizce öğrenen insanlar için yapılmamıştır. Aksine İngilizce konuşan insanlar için yapılmıştır. Bu nedenle duyacağınız her şey gerçekte olduğu gibidir. Dil,gerçekçi yerel aksanlarla ve hızlı bir şekilde konuşulmaktadır.
  • Filmler eğlencelidir. Başka bir şey yapamayacak(örneğin okuyamayacak) kadar yorgun olduğunuzda İngilizce’ye geri dönmenin en harika yolu bir film izlemektir.
  • İngilizce filmler izlemek size ayrıca kültürel bir içgörü de sağlayacaktır.  İlginizi çeken yerler hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.Eğer bir gün oraya giderseniz, sadece İngilizce bilmekle kalmayıp, oranın kültürünü ve tarihini de anlarsınız.
  • Eğer İngiliz arkadaşlarınızla sohbet edecek bir konu arıyorsanız-sinema harika bir konu. Herkes filmler hakkında konuşmaktan hoşlanır.
  • Diyaloğu dinleyerek, İngilizce telaffuzunuzu mükemmel hale getirebilirsiniz…

…o zaman ne bekliyorsunuz? Patlamış mısırınızı ve arkadaşlarınızı alın, arkanıza yaslanın ve bir İngilizce dersinin tadını çıkarın.

Learn a foreign language with videos

İngilizce’yi filmler ve sinema aracılığıyla öğrenmek için öneriler 

1. Zaten bildiğiniz filmlerden seçin. Eğer başlangıç seviyesinde veya düşük bir seviyedeyseniz, en iyisi daha önce izlediğiniz bir film seçmektir. Neden mi? Cevabı basit çünkü taslağını(ana hikayeyi) zaten biliyorsunuz. Bu sefer, yeni bir hikayeyi takip etmeye çalışmaktansa dilin kendisine odaklanabilirsiniz.

2. Altyazı kullanın. Sadece altyazı kullanıyor olmanız hile yaptığınız anlamına gelmez çünkü yine de İngilizce seslendirme duyuyorsunuz. Eğer seviyeniz düşükse, onlarsız da rahat edebilecek duruma gelene kadar kendi dilinizdeki altyazıları kullanın. Eğer biraz daha ileri seviyedeyseniz,  rahat alanınızdan çıkarak biraz kendinize meydan okuyun ve İngilizce altyazılı bir film izleyin. Çok yorucu olabileceğinden dolayı filmleri kelime kelime takip etmek zorunda değilsiniz, bunun yerine eğer konuşma çok hızlı ilerlerse veya konuşulan dil çok gündelik(gayriresmi dil) ise ve karakterlerin ne dediğini anlamıyorsanız sadece genel fikri (ana fikri) yakalamayı deneyin.

3.Azdan başlayın. Destanımsı bir hikayenin tamamını İngilizce olarak izleyip anlayıp anlayamayacağınızdan şüphe mi duyuyorsunuz? O zaman izlemeyin! Nispeten daha kısa olan bir film seçin ve tarih ve kültür konusunda derin bir kavrama ve düşünce gerektiren  bu nedenle de dile odaklanmanızı engelleyen bir filmi tercih etmeyin.

4. Filmi parçalara ayırın. Eğer İngilizce film izlemeyi yorucu buluyorsanız, onu biraz parçalara ayırın. Filmi 30 dakikalık bölümler halinde izleyin. Bir bölümü izledikten sonra, başka bir işle ilgilenin. Bir içecek alın, bir şey yiyin, maillerinizi kontrol edin bölümler boyunca konsantre olduğunuz sürece arada ne yaptığınız önemli değil.  Bütün bir filmi İngilizce olarak izlemek yorucu ve moral bozucu olabilir özellikle de anlamak için kendinizi kasıyorsanız, bu yüzden de küçük bölümler halinde izlemek daha iyi bir fikirdir.

5. Dinleyin ve tekrar edin. Kayıtlı bir filmi online veya DVD’den izlemenin güzelliği istediğiniz zaman durdurma tuşuna basarak anlamadığınız yere geri dönebilmenizdir-bunu sınıfta İngilizce öğretmeninize yapamazsınız. Anlamadığınız bir bölüme geri gidin ve onu yüksek sesle söyleyin. Birkaç defa tekrar edin ve altyazıları okuyun.  Duyduğunuz bir şeyi sesli olarak tekrar etmek harika bir doğal aksan düzeltme yöntemidir, bunu yapmaksa bir dil sınıfında daha zordur çünkü bazen kendinizi aptal gibi hissedebilirsiniz-kendi yatak odanızda veya kanepenizde ise utanılacak bir durum yoktur, düzgün yapabildiğinizden emin olana kadar tekrar edebilirsiniz!

6. Hoşunuza giden filmleri izleyin. Dram filmlerini sevmiyor musunuz? O zaman onları izlemeyin! Çifte kumrularla ilgili romantik filmlere dayanamıyor musunuz? O zaman onları izlemeyin! Binlerce ve hatta onbinlerce film var ve mutlaka herkesin sevdiği türde filmler olacaktır. Ondan bir şeyler kazanacağınızı ve öğreneceğinizi göz önüne alarak, hoşunuza giden türden (örn. romantik, korku gibi) filmler tercih edin.  Eğer hikayesi çok az bile olsa ilginizi çekmeyen filmleri izlemek için kendinizi zorlarsanız, çaba sarfedersiniz ve ayrıca bu durumda İngiliz dili derslerinize  yönebilirsiniz.

7. Bir ülkeden filmlere odaklanın. Bildiğiniz gibi İngilizce dünyada farklı ülkelerde konuşuluyor ancak İngilizce öğrenirken bir alana sabit kalmanız daha iyidir çünkü hem aksan hem de dil bölgeden bölgeye değişkenlik gösterir. En çok ilginizi çeken ülkeyi seçin ve bu filmlerle  başlayın  (en azından kendinize güveniniz gelene kadar). Birçok ESL kullanıcısı İngilizce’yi Amerikan filmlerinden öğrenmeyi tercih eder çünkü onlar hem bu kültüre daha aşinadır hem de diğer İngilizce konuşan ülkelere göre aksanları anlamak daha kolaydır.

8. Onları arkadaşlarınızla izleyin. İngilizce’sini geliştirmek isteyen başka arkadaşlarınız da var mı? Bir araya gelin ve birlikte bir film seçin. Hem arkadaşlarınızla vakit geçirmiş hem de anlayamadığınız farklı kısımlarda birbirinize yardımcı olmuş olacaksınız. Bunu biraz daha ileri götürmek ister misiniz?  Filmden sonra birer kahve alın ve filmle ve  filmin en sevdiğiniz kısımları ile ilgili görüşlerinizi paylaşın (tabiki tamamen İngilizce olarak).

9. Bir film günlüğü tutun. Hoşunuza giden bir deyim veya kelime mi duydunuz? Onu ilerde kullanabilmek ister miydiniz? O zaman onu not edin ! Filmlerinizi izlerken, gelecekte faydalı olabileceğine inandığınız bir şey duyarsanız videoyu duraklatın ve onu günlüğe not edin. Bu yolla  pratik yapabileceğiniz ‘otantik’ gerçek-hayat ifadeleri öğrenebilir ve bunları ileride İngilizce konuşan arkadaşlarınızla konuşmalarınızda kullanabilirsiniz(elbette rahatsız edici değillerse).

10. En kolay ve en etkili yol: FluentU.Eğer bir film günlüğü tutmak ve kelimelere sözlükten bakmak size çok fazla iş gibi gelirse ve başka eğlenceli videolar izlemeye açıksanız, FluentU’yu denemelisiniz.  FluentU’da film fragmanları, müzik videoları ve TV şovları gibi İngilizce öğrenmek için webteki en iyi videolardan oluşan bir arşiv bunlunur. Tüm videolarda altyazılar, açıklamalar ve örnek cümleler vardır.

FluentU film fragmanı gibi zor videolardan öğrenmek için harikadır.  FluentU’da tek bir yerde İngilizce öğrenmek için harika videolar bulunur. Ayrıca FluentU’da İngilizce öğrenmek için tasarlanmış bir video player da mevcuttur.  Kelimeleri, video kliplerle tekrar edersiniz. FluentU sizin ilerleme düzeyinizi hatırlar ve bunu, size video önermek için kullanır.  İngilizce’nizi akıcı bir hale getirebilmeniz için mutlaka izlemeniz gereken birkaç filmi aşağıda bulabilirsiniz… ve tabiki bir film uzmanını söylemeye gerek bile yok! 

İngilizce’yi filmlerden öğrenmek için 10 Modern Amerikan Klasiği

Learning English with Movies

1. Sosyal Ağ (2010) Oyuncular: Jesse Eisenberg, Justin Timberlake, Andrew Garfield.

Hikayesi: Facebook’un keşfedilmesinin arkasındaki hikayeyi öğrenmek ister misiniz? Bu hikayede, Harvard’da okuyan  bir bilgisayar kurdu olan genç Mark Zuckerberg’in diğer insanlarla iletişim yolumuzu kökten değiştirmek istemesi anlatılıyor. Hikayede Zuckerberg’in tesadüfen nasıl şöhret kazanıp bir multi-milyonere dönüştüğü anlatılıyor-ancak herşeyin bir bedeli var. Eski arkadaşlarının ve yıllar boyunca bağlantı kurduğu insanların çoğu onun başarısız olmasını istiyor.  Mark Zuckerberg bize materyal bazında herşeye sahip olmasına rağmen, arkadaş bazında çok aza sahip olduğunu gösteriyor.  Mark Zuckerberg kendini birkaç kez mahkemede buluyor ve filmde dünyanın en büyük sosyal ağı olan Facebook’u gerçekten o mu yarattı sorusu gündeme geliyor.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Bu film Aaron Sorkin tarafından yazılan ödül kazanan bir film. Onu meşhur eden özelliklerden biri doğal diyalogları ve eğlenceli dizeleri ki bunlar filmi eğlenceli ve takip etmesi kolay hale getiriyor. Ayrıca, neredeyse herkes Facebook’u biliyor ve anlıyor bu nedenle film ile otomatik bağlantı kuracaksınız ve tabi ki söylemeye bile gerek yok, bilgisayarlar, teknoloji ve sosyal ağlar ile ilgili birçok harika İngilizce kelime öğreneceksiniz.

Favori alıntı: Facebook’u ben yarattım!

 

Learning English with Movies

2. Felekten bir gece(2009) Oyuncular: Ed Helms, Bradley Cooper ve Zach Galifiankis.

Hikaye: Arkadaşlarının düğününden birkaç gün önce dört erkek Las Vegas’a bekarlığa veda partisine gider.  Filmde, sonrasında başlarına gelen maceralar ve başlarının belaya girmesi anlatılır. Başlarına öyle işler gelir ki, arkadaşlarının düğününe zamanında yetişip yetişmeyecekleri bile belli değildir.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Herşeyden önce çok eğlenceli(gerçekten komik) bir film ve tüm film boyunca ilginizi canlı tutuyor.  Bir komedi filmi olduğundan ve daha çok görselliğe dayandığından, karakterler arasındaki diyalogları anlamak çok daha kolaylaşıyor. Felekten bir Gece’deki tüm karakterler günlük İngilizce konuşuyor, eğer ABD’ye taşınmayı düşünüyorsanız bu film günlük hayatta kullanabileceğiniz modern Amerikan argosunu harika bir şekilde öğrenmenize yardımcı olacaktır.  “Stag party(sap partisi)”(bekarlığa veda partisi) ve “all-nighter(tüm gececi)”(tüm gece uyumadan ayakta kalma)  gibi sık kullanılan ifadeleri duyacaksınız.

Favori alıntı: Vegas’da yaşananlar Vegas’da kalır.

 

The Hunger Games

3. Açlık oyunları(2012) Oyuncular: Jennifer Lawrence ve Liam Hemsworth.

Hikaye: Bu film gelecekte kurgulanmıştır ve Panem adı verilen gelecek zamandaki bir ülkede geçer. Her yıl, Açlık oyunları savaşları için kendi bölgelerini temsil etmek üzere iki kişi seçilir.  Bu seçilme, kura sistemiyle olur. Hikayede anlatılan Bölge 12’den 16 yaşındaki bir kız olan Katniss’dir. Hikayede onun sıkı bir çalışmadan geçtikten sonra 74. yıllık açlık oyunlarında kendi bölgesini temsil etmek üzere kendini bir savaşın içinde bulması anlatılır.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Bu çok görsel bir film olduğundan, muhtemelen diyalogda kaçırdığınız şeyleri görsel aksiyon sahnelerinden anlayacaksınız. Karmaşık bir terminoloji kullanan diğer bilim kurgu veya çağ ötesi filmlere kıyasla, aksiyonlar fazla da olsa dil nispeten kolaydır.  Kullanılan aksan temiz bir Kuzey Amerika aksanı olduğundan karakterlerin ne dediğini anlamakta zorlanmayacaksınız. Karakterler çok hızlı konuşmaz ve böylece neler olup bittiğini anlamak kolaydır. Ayrıca aksiyonla dolu bir film olduğundan ve ilginç bir hikayesi olduğundan, bu filmle İngilizce öğrenmek daha da iyidir. Bu filmde hem aksiyon, hem romantizm, hem komedi hem de gelecek olduğundan herkes mutlaka kendinden bir şeyler bulacaktır.

Favori alıntı: Al sana bir tavsiye, hayatta kal!

 

Learning English with Movies

4. Oyuncak hikayesi (1995) Oyuncular: Tim Allen ve Tom Hanks.

Story: Bu film, Andy adındaki genç bir çocuğu anlatan bir anime (çizgi) filmdir.  Andy odasında oyuncaklarıyla oynamayı sevmektedir.  Özellikle de Woody adı verilen aksiyon figürüyle oynamayı sever. Andy kaybolduğunda, oyuncaklar hayata döner. Andy’nin annesi ona doğumgünü hediyesi olarak Buzz Lightyear adında sonradan Andy’nin en sevdiği oyuncağı olacak bir oyuncak verir. Woody incinmiş hisseder ve Andy’nin yeni oyuncağına olan ilgisini kıskanır ve sonuç olarak da ondan kurtulmak ister. Ancak iki oyuncak kavga etmeye başladıklarında kaybolurlar. Hikayede onların maceraları anlatılır, tam aksiyonlu ve çok eğlenceli bir hikayedir.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Oyuncak hikayesi gibi animasyon filmlerinin hedef kitlesi daha genç yaş grubudur bu nedenle hem hikaye hem de kullanılan kelimeler zor değildir.  Her ne kadar film temelde çocuklar için olsa da, hiç öyle hissettirmiyor ve yönetmen biraz yetişkin mizah anlayışı ile filmi beslediğinden film yetişkinler için de eğlenceli bir hal alıyor.

Favori alıntı: Woody’den Buzz Lightyear’e: Bu şehir ikimiz için yeterince büyük değil.

 

Learning English with Movies

5. Yeni Hayat (2000) Oyuncular: Tom Hanks, Helen Hunt ve Chris North.

Hikaye: Bu film bir sistem analisti olan ve Fedex merkezlerindeki problemleri çözebilmek için dünyayı gezmesi gereken Chuck Noland (Tom Hanks)’ın maceralarını konu alır. Chuck, bir Noel zamanında iş için Malezya’ya gitmesi gerektiği yönünde bir telefon alır ve arkasında kız arkadaşı Kelly’yi (Helen Hunt) bırakması gerekir. Uçağı felaket bir fırtınaya yakalanır ve Pasifik Okyanus’unda bir yerlere çakılır.   Chuck çakılan uçaktan bir şekilde kaçmayı başarır ve soğuk denizde bir cankurtaran sandalına tutunur. En sonunda bir sonraki gün çölleşmiş bir adada yıkanma fırsatı yakalar.  Hikayede, Chuck, onun adadaki mücadelesi veWilson adını verdiği bir top anlatılır.  Chuck yalnızlığıyla başedebilmek için her gün topuyla (Wilson’la) konuşur. Dört yıl sonra, Chuck hala adadadır ve Wilson ile yaptığı bir insan yapımı sandalla balık tutmaktadır.  Wilson denize düşer, kurtarılamaz ve Chuck kendini geçen bir kargo gemisi ona kurtarana kadar yalnız ve kaybolmuş hisseder.  Chuck tekrar eve döner, ancak dört yıl içinde herşey değişmiştir ve artık bir zamanlar aşina olduğu bir hayatı yoktur.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Filmdeki konuşmaların çoğu monolog (bir kişi konuşuyor) . Farklı karakterler arasında gidip gelen karmaşık ilişkiler yok bu yüzden filmi takip etmek çok kolay.  Tom Hanks’in de  net anlaşılan ve yumuşak bir ses tonu var bu da herhangi bir İngilizce öğrenen insanın anlaması için mükemmel bir özellik.

Favori alıntı: Chuck (Hanks) ‘dan Wilson’a (top): Merak etme Wilson. Ben pedal çeviririm. Sen sadece sıkı tutun.

 

Learning English with Movies

6. Summer’ın (500) günü (2009) Oyuncular: Zooey Deschanel ve Joseph Gordon-Levitt.

Hikaye: Bu tipik bir aşk hikayesi değil. 8 Ocak’ta, Tom Hansen (Joseph Gordon-Levitt) adındaki genç mimar Summer Finn’le (Zooey Deschanel) tanışır.  Anında ona aşık olur ve her ne kadar Summer ona aşka inanmadığını söylese de ilk birkaç ay boyunca birlikte çok zaman geçirirler. Her ne kadar onun en sevdiği yerlere beraber gitseler, bir arkadaşının düğününe beraber katılsalar da Summer Tom’a karşı onun hissettiği gibi hissetmez. Bu hikayede Tom’un Summer’ı nasıl sevdiği karşılığında ise Summer’ın aynı duyguları hissetmemesi anlatılır. Birkaç yıl sonra tekrar karşılaşırlar ve Summer ona aşk konusundaki düşüncelerinde haklı olduğunu ve biriyle tanıştığını anlatır.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Bir insanın bakış açısından hikaye tarzında anlatılan filmin İngilizce’sini anlamak ve takip etmek çok kolay. Tipik bir aşk hikayesi olmadığından da daha en baştan izleyicinin ilgisini çekiyor.

Favori alıntı: Tom: Bu kız ya şeytan, ya hissiz zavallı bir insan, ya da…bir robot.

 

Twilight – New Moon

7. Alacakaranlık (2008) Oyuncular: Kristen Stewart, Robert Pattinson ve Taylor Lautner.

Hikaye: Bella Swan adındaki genç kız, diğer gençlerden her zaman farklıdır ve havalı kızlar grubuna dahil olmakla hiçbir zaman ilgilenmemiştir. Annesi tekrar evlendiğinde, Bella Washington’daki küçük bir kasabada babasıyla yaşamaya karar verir. Burası sıkıcı ve yağışlı bir yerdir ve Edward Cullen adındaki gizemli ve çok yakışıklı bir çocukla tanışana kadar Bella’nın hayatında enterasan hiçbir şey olmaz.  Edward  daha önce tanıştığı hiçbir çocuğa benzemez- yakışıklıdır, zekidir ve espritüeldir. Vampir olduğu ve 1918 yılından beri hiç yaşlanmadığı için farklıdır. Bella ve Edward birbirlerine aşık olurlar, bu aşk hikayesi de Romeo ve Juliet’teki gibi yasak bir aşkın modern zamanlardaki versiyonudur.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Filmin hedef kitlesi ergenlik çağındaki ya da genç insanlar olduğundan gündelik İngilizce kullanılmıştır.Dil, tipik Amerikan dilidir karakterlerin aksanları ise açık ve anlaşılması kolaydır. Bu film, yazar Stephanie Myer’in serisinden sinemaya uyarlanmıştır ve eğer bu popüler seriyi anadilinizde zaten okuduysanız, o zaman filmin hikayesini çok daha iyi anlarsınız.

Favori alıntı: Edward’dan Bella’ya: Artık benim hayatım sensin.

 

Learning English with Movies

8. Ayrılık (2006)   Oyuncular: Jennifer Aniston ve Vince Vaughn.

Hikaye: Gary (Vince Vaughn) ve Brooke (Jennifer Aniston) bir Chicago Cubs oyununda tanışırlar. Anında birbirinden etkilenen çiftten Brooke, Gary’nin espri anlayışını sever, çıkmaya başlarlar ve hemen sonrasında birlikte bir apartman dairesi alırlar.   Gary bir otobüs turu operatörüdür ve Brooke’un da yönettiği bir sanat galerisi vardır. Farklı altyapıları olduğundan, bir süre beraber yaşadıktan sonra farklı ilgi alanları olduğunun farkına varırlar. Ayrılmaya karar verirler, ancak apartman dairesi ile ne yapacakları konusunda fikir birliğine varamadıklarından oda arkadaşları gibi beraber yaşama kararı alırlar. Gary, bekar bir erkek gibi yaşamaya başlar, partiler organize eder, eve bayanları davet eder bu da Brooke’un kalbini daha da çok kırar.  Brooke buna daha fazla dayanamaz, işinden ayrılmaya ve Avrupa turuna çıkmaya karar verir. Geri döndüğünde, Gary hatalarını anlamıştır ve onun tekrar kalbini kazanmaya çalışır. Bu hikaye, tüm izleyenlerin hoşlanacağı, kahkahalarla dolu bir hikayedir.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Bu filmde birçok sosyal durumda her gün kullanılan argo dil kullanılmıştır. Bir partner ile iletişim kurarken kullanacağınız dili ve ayrıca bir tartışmada söylenen yaygın cümleleri öğreneceksiniz. Bu filmde anlaşılması kolay, basit bir espri anlayışı kullanıldığından ana dili İngilizce olmayan izleyiciler de satır arasındaki esprileri kolayca yakalayabilir.

Favori alıntı: Gary’den Brooke’a: Oyunu böyle mi oynamak istiyorsun Brooke? Çünkü ben de öyle oynayabilirim. Lionel Richie’nin şarkısındaki gibi oynayabilirim ‘Tüm gece boyunca’

Learning English with Movies

10. Forrest Gump (1994) Oyuncular: Tom Hanks, Robin Wright, Gary Sinise ve Sally Field.

Hikaye: Forrest Gump (Tom Hanks)  bir otobüs durağında beklemektedir ve hikayesini durakta otobüs bekleyen insanlara anlatmaya başlar. Acıklı hikayesi, çocukluğunda bacakları ile ilgili bir problem yaşaması ile birlikte bacak askısı kullanmak zorunda kalmasıyla başlar. Diğer çocukların onunla alay etmesinden çok çeken Forrest, en sonunda Jenny(Robin Wright) adında bir genç kızla tanışır.  Jenny’ye aşık olur ve ikisi çok iyi arkadaş olur. Bir gün onunla alay eden arkadaşlarından kaçarken, bacak askısı kırılır ve birden ne kadar hızlı koşabildiğini farkeder. Çok zeki olmamasına rağmen bu sayede bir üniversite bursu kazanır.Üniversiteden mezun olduktan sonra, savaşa gitmek için ismini yazdırarak Vietnam’a savaşa gider.  Orada birkaç arkadaşını kurtarır ve bir cesaret madalyası ile ödüllendirilir. Aynı zamanlarda, evde Jenny’nin bazı problemleri vardır, uyuşturucu bağımlısı olmuştur ve çok hastalanır. Forrest eve döndüğünde Jenny ile tekrar karşılaşır ve ona evlenme teklif eder. Jenny bu teklifi kabul etmez ancak yine de sevişirler. Forrest’ın morali o kadar bozulur ki bir koşuya çıkar. Koşusu bir maratona dönüşerek üç yıl boyunca sürer.

Bu film İngilizce öğrenmek için neden harika: Forrest Gump’ın zihinsel problemleri nedeniyle konuşması yavaş olduğundan bu film İngilizce öğrenmek için harika bir filmdir.  Dil basit ve akıcıdır, takip edilmesi ise kolaydır. Bu film ayrıca size Amerikan tarihi, Amerika’nın Vietnam savaşına katılımı ve 60’lardaki popüler hippi hareketi ile ilgili bazı önemli noktaları öğretecektir. Bu film dünyadaki birçok insan için favori bir filmdir ve sinemadan bahsedebileceğiniz bir konuşmaya dahil olursanız, bu film tartışmak için harikadır çünkü neredeyse herkes  izlemiştir.

Favori alıntı: Forrest Gump otobüs durağındaki bir yabancıya: Hayat çikolatalarla dolu bir kutu gibidir, sana ne sunacağını asla bilemezsin.

Bunlar sizin İngilizce öğrenmenize yardımcı olacak birçok harika filmden sadece birkaçıdır. Bu yüzden, artık bir ya da iki film izlemek için bir bahaneye ihtiyacınız yok-siz İngilizce’nizi daha da iyiye götürmek istiyorsunuz!  Keyfinize bakın, biraz mısır patlatın ve gerçek dünyadaki İngilizce’yi öğrenmek için bir film maratonuna başlayın.  Eğer bu gönderiyi beğendiyseniz, İngilizce’yi şarkılar ve müzik aracılığıyla öğrenme konusundaki gönderimizi de beğenebilirsiniz!

Eğer İngilizce’yi filmler aracılığıyla öğrenmeyi sevdiyseniz, FluentU uygulamasına da mutlaka göz atmalısınız. Aşağıda görebileceğiniz üzere aynı websitesi gibi, FluentU uygulaması da popüler talk şovlardan, ilgi çekici müzik videolarından ve komik reklamlardan İngilizce öğrenmenizi sağlar:

best English apps

If you want to watch it, the FluentU app has probably got it.

FluentU uygulaması, İngiliz videolarını izlemeyi gerçekten kolay bir hale getirir.İnteraktif altyazı seçeneği vardır. Bir resmi, tanımı ve faydalı örnekleri görüntülemek için herhangi bir kelimenin üzerine hafifçe tıklayabilirsiniz.

 

best English apps

FluentU lets you learn engaging content with world famous celebrities.

Örneğin “brought” kelimesinin üzerine tıklayın ve şunu göreceksiniz:

 

best English apps

FluentU lets you tap to look up any word.

 

Herhangi bir videodaki tüm kelimeleri küçük sınavlarla öğrenin. Öğrendiğiniz kelime ile ilgili daha fazla örnek görmek isterseniz, sağa veya sola doğru tıklayın.

best English apps

FluentU helps you learn fast with useful questions and multiple examples. Learn more.

En iyi tarafı ne? FluentU öğrendiğiniz kelimeleri hatırlar. Size şimdiye kadar öğrendiğiniz kelimeler üzerinden örnekler ve videolar önerir. Tamamen kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşarsınız.

Bilgisayarınızla veya tabletinizle FluentU’yu website üzerinden kullanmaya başlayın, ya da daha iyisi,iTunes store‘dan  FluentU uygulamasını indirin. 

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.