konusma-ingilizcesi-ogrenme

Konuşma İngilizcesi Öğrenmenin Mizahi Yolları

“Why did the chicken cross the road?”
“Tavuk neden karşıya geçti” Sence neden?

“Akıcı bir şekilde konuşma İngilizcesi öğrenmek için!”

Tamam, belki bu şakaya bu cevap pek gitmedi ama gerçek cevap şu: “diğer tarafa geçmek için!”

Bu İngilizcede en çok bilinen şakalardan biri. Seni dakikalarca güldürmeyebilir (hatta komik bile gelmeyebilir) fakat en azından anlarsan ana dilini konuşan biri gibi İngilizce konuşmak daha da mümkün hale gelir. Konuşma İngilizcesi öğrenme konusunda ne yapabilirim diyorsan mizah sana yardımcı olabilir.

İngilizce şakaları, esprileri, anlamak kelimelerden daha fazlasını anlamak demek çünkü bu aynı zamanda kültürü de “kavramak” demektir. Bu çok büyük bir başarı!

Herkes iyi bir şakayı sever. Farklı mizah türleri var fakat her şaka seni güldürmez. Farklı zevkler, kültürler ve popüler kültür kaynakları mizahın anlaşılmasını zorlaştırabilir.

Her yerde mizah örnekleri vardır. Sadece kelimeleri değil de neyin onları komik yaptığını anlamaya çalış.

Aşağıda seni güldürebilecek İngiliz mizahının birkaç örneğini göreceksin – bir İngilizce deyim  olan “tickle your funny bone” ile olayı bağlayalım yani “seni güldürecekler”.

Konuşma İngilizcesi Öğrenme: Mizah Yoluyla 5 Eğlenceli Yöntem

Learn a foreign language with videos

Sitcoms ile Konuşma İngilizcesi Öğrenme

Sitcom ile konuşma İngilizcesi öğrenme gerçekten harika bir fikir. Büyük ihtimalle de daha önce sitcom izledin. “Sitcom” kelimesi aslında iki kelimeni birleşmesinden oluşuyor: situation (durum) comedy (komedi).  Komik bir şey söylediğinde veya yapıldığına kahkaha sesleri ile bir sitcom olduğunu hemen anlarsın.

Ev, ofis gibi paylaşılan bir ortamda karakterleri gösterir ve herkesin karşılaşabileceği günlük durumlara mizahi bir bakış ekler. Popüler sitcom örneklerinden söylersek “Friends”, “How I Met Your Mother” ve “That ‘70s Show” hemen hatırlayacaksın. Farklı mizah anlayışlarına sahip pek çok sitcom, durum komedisi, var bu yüzden eğlenebileceğin ve anlayabileceğin bir mizah türü bulabilirsin.

Sitcom izlemek komedi aracılığıyla konuşma İngilizcesi öğrenmek için harika bir yol çünkü sıklıkla gerçek, günlük durumları ve konuşmaları gösterirler. İngilizce konuşma da doğal olarak gelişecek. Bol bol İngilizce komik sözler duyarsın. Birlikte yaşadığımız anlara mizahi bir bakış katar ve bazen olayları ve hayatı farklı açılardan görmemizi sağlar.

Pek çok sitcomun temelinde, karakterlerin birbirleriyle etkileşimi ve sorunlarıyla nasıl başa çıktıklarını yatar. Hatta “Friends” dizisinde Rachel ve Ross arasındaki bu dramatik an veya Phoebe’nin üçüzlerini verdiği an gibi kahkahaların arasında ciddi durumlar da var.

Sitcomlar, kahkahalar aracılığıyla şakanın nerede olduğuna dair sana ipuçları verir. Eğer kahkaha seslerini duyar fakat nedenine emin değilsen komik bir şeyleri ya da espriyi kaçırmış olabilirsin. Sitcomdaki karakterler,sıklıkla çok hızlı konuşurlar bu yüzden takip etmekte zorlanırsan alt yazıları açabileceğin veya dilediğin kısımlarını birkaç kez izleyebileceğin Netflix veya Hulu gibi İnternet’ten yayın yapan bir servisten izlemeyi dene.

Konuşma İngilizcesi Öğrenmede Stand-Up Komedi

Konuşma İngilizcesi öğrenme adına bir başka eğlenceli yol ise stand- up komedi. Stand-up komedi aslında tamda ifade ettiği gibi: Bir komedyen, seyircilerin önüne ayağa kalkar (veya bazen oturur) ve şakalarını anlatır, komik espriler yapar.

Genellikle bu şakalar, arkadaşına anlatabileceğin türden şakalardır. Standup komedyenleri, ilişkiler, hava alanında güvenlikten geçme ve video oyunları gibi günlük şeyler hakkında yorumlar yaparlar.

Stand-up komedi ve sitcom birbirine çok benzer. Her ikisinin de seyircileri önünde, onları güldürmek adına sundukları gösterileri var. Tig Notaro gibi bazı ünlü stand-up komedyenlerinin kendi sitcomları bile var. “Seinfeld,” sitcomu için komedyen Jerry Seinfeld, tanınmış TV şovunun her bölümünden önce stand-up komedi yapıyordu.

Çoğu zaman stand-up komedileri, sitcom’dan daha ince düşünülmüş ve planlıdır (daha yavaş ve daha fazla düşünce içeren). Komedyenler, belirli bir tempo (ne kadar hızlı veya yavaş konuşurlarsa) ve ellerindeki malzemeyi daha komik hale getirecek duraksamalar kullanarak, sözlerini daha dikkatli seçerler, bu da şakalarının içinde pek çok bilginin olmasına neden olur. Hatta İngiliz komedyen, filmlerinde enerjik ve hazır cevap olan Russell Brand, (Türkiye’den erişilemeyebilir) stand-up komedilerinde bu tarz bir tempo kullanıyor.

Pek çok stand-up komedyen, genel konuları ele alır ve bunlara farklı açılardan bakar bu da doğal olarak daha fazla komik olmasını sağlar. Böyle şeyler de aslında senin günlük hayatında da oluyordur veya bu tür komik durumları sen de fark etmişsindir.

Örneğin bu komik videoda, Steve Hofstetter köpekler ve çocuklar arasındaki farktan bahsediyor. “You should know the difference between dogs and kids” (Çocuklar ile köpekler arasındaki farkı bilmelisin) dediği zaman “Dogs are way smarter than kids.” (Köpekler çocuklardan bir şekilde daha zekidir) diye devam etmesini beklemiyorsundur.

Kendi stand-up komedini yazabilirsin! Her gün yaptığın şeyleri, başından geçen bir olayı, çok önemsediğin bir şeyi düşün. Bu alışveriş, temizlik, çocuk sahibi olmak, yeni bir telefon almak, kediler gibi diğer insanlara paylaşabileceğin ve onların anlayabileceği şeyler olduğu sürece işe yarar.

İyi bir stand-up şakasında, seyircilere neyin geldiğine dair bir ipucu veren birkaç kurgu cümlesi vardır. Son cümle, şakanın en komik kısmı olan ve insanları güldüren can alıcı noktayı verir.

Konuna farklı açılardan bakmayı veya onunla ilgili güçlü bir tepki vermeyi dene. Yapacağın esprileri de İngiliz kültür ve geleneklerine göre değerlendirmeyi unutma. Cem Yılmaz’ın “little, little into the middle” esprisini hatırla.

Bir komedyenin oldukça sıkıcı bir şeyi – numaraları yanlış anlama – beklenmedik şeyler yaparak komik bir ana nasıl çevirdiğinin harika bir örneğini burada bulacaksın.

Anekdotlar, Kısa Hikayeler İle Konuşma İngilizcesi

Stand-up komedyenleri, kendi başlarından geçen veya tanıdıkları birinin yaşadıkları kişisel hikayelerin olduğun anekdotlara, kısa hikayelere, güvenirler.

Hepimizin başından geçen komik hikayeleri vardır. Bu hikayeler şimdiye kadar sana anlattırılmış da olabilir çünkü insanları güldürdüğü için paylaşmayı sevdiğin ve iyi anlattığın hikayelerdir. Bu olaylar gerçekleştiklerinde bu kadar komik olmayabilirler fakat şöyle geriye dönüp baktığında oldukça komik gelebilirler.

Anekdotlar, dinleyicinin hikayeye girmesini sağlamak için sıklıkla the present tense yani geniş zaman olarak anlatılırlar. Örneğin, Anne Hathaway kısa hikayelerine “So I’m at this party…” (Bu partideyim…) kelimeleri ile başlar.

Anne Hathaway’inkinde olduğu gibi eğlenceli hikayeler bulmak için geç saatlerde yayınlan gece şovları mükemmel bir yerdir. Bu şovlara, gelecek filmleri, müzikleri ve sadece kendileriyle ilgili hikayeler hakkında oturup konuşmak için ünlüler davet edilir ve sana İngilizce konuşmayı öğrenmek için harika bir fırsat sunar.

“Jimmy Fallon ile The Tonight Show” ve “The Late Show with Stephen Colbert” gibi gece şovlarının videolarını YouTube’da bulabilirsin.

Kendi komik kısa hikayeni düşün. Bunu İngilizce anlatabilir misin? Bilmediğin kelimeler için sözlüğe bak bu sayede Türkçede anlatabildiğin şekliyle ifade edebilirsin. Artık bir mecliste veya sosyal bir ortamda anlatacak harika bir hikayen var.

Puns – Kelime Oyunları

Puns kelimelerin anlamları ve sesleri ile oynayarak yapılan şakalardır. Örneğin, bir şaka komik olabilir fakat bir şaka pun içeriyorsa “punny” (kelime oyunu içeren) olabilir.

Pek çok zaman bu kelime oyunlarına “groaners” (soğuk/bayat espriler) denir çünkü seni güldürmek yerine şakanın ne kadar berbat olduğuna iç geçirirsin. Bazı şakalar o kadar soğuktur ama yine de iyidir. Kelime oyunu kullanılan bazı pun örnekleri verelim:

How do you count cows? (İnekleri nasıl sayarsın?) With a cowculator! (Bir hesap makinası ile!)

Tabii ki calculator demelisin fakat “cow” kelimesi “calculator”ın bir parçası olarak “cal” yerine seslendirilmiş ve bir şakaya dönmüş. The Laugh Factory‘den işte bir başkası:

Bir öğretmen öğrencisine “beans” kelimesini bir cümlede kullanmasını söylüyor.

Bir kız “My father grows beans” (Babam fasulye yetiştirir) diyor.

Bir çocuk da “My mother cooks beans” (Annem fasulye pişirir) diyor.

Üçüncü öğrenci ise “We are all human beans.” (Hepimiz insan fasulyesiyiz.) diyor.

Bu şakadaki kelime oyunu, “bean” ve human “being” kelimeri arasında yapılmış, yüksek sesle söylendiğinde ikisi benzer seslere sahip.

Eğer pun kullanılan kelimeleri anlayabilirsen veya kendi kelime oyunlarını yaparsan bu gerçekten İngilizce kelimeler konusunda iyi olduğunu gösterir. Kelimelerle oynamak için pek çok kelimeyi bilmen ve anlaman gerekiyor. Çok iyi İngilizce konuşmak istiyorum diyorsan bunu bir denemelisin.

Kelime oyunları eğlenceli olduğundan YouTube’da bunlarla ilgili pek çok video bulabilirsin. Evan Edinger’in hızlı konuşmak suretiyle bir videoya sığdırabildiği kadar çok kelime oyunu denediği işte bir örnek. Bir şarkıda pek çok sebzelerle ilgili kelime oyunlarının yer aldığı  işte harika bir video. Kaç tane İngilizce kelime oyunu bulabilirsin?

Konuşma İngilizcesi Öğrenme Açısından Skits – Skeçler

Skits, sitcom ile stand-up komedi arasında bir yerde: kısa sahnelerdir, genellikle popüler kültürün gülünç bir taklidini yapmak (veya alay etmek için) “parodi” kullanılır. Bazen yazılı bir metine bazen de oyuncuların doğaçlamalarına göre gelişir.

Pek çok skeç farklı rollere bürünen birkaç oyuncu tarafından gerçekleştirilir. Büyük ihtimalle daha önce pek çok skeç görmüşsündür fakat İngilizce ne denildiğini bilmiyor olabilirsin.

Saturday Night Live” gülünç skeçleri ile meşhur (bu kliplerde olabilecek kaba dile karşı dikkatli ol!). Stephen Fry ve Hugh Laurie (“House MD” ile ünlü) yıllardır skeçler, hazırlayan bir ekip.  “Portlandia”, tamamen skeçlerden oluşan tam bir TV şovu.

Şkeçler genelde bir konuyu ele alır ve mümkün olduğu kadar onu uzatır ve komik bir şey haline getirir. Pek çok İngilizce komik diyaloglar duyacaksın. Bir arkadaş ile birlikte yapmak çok eğlenceli olabilir.

Bir dahaki sefere bir arkadaşınla (veya birkaç arkadaşınla) bunu dene ve İngilizce pratik yapmak isteyeceksin: Kendi doğaçlama skecini yap.

Bir yer veya bir fikir ile başla, örneğin, fırtınada otobüs beklemek. Her bir “oyuncu” yani kendin ve arkadaşların için bir karakter seç. Karakterlerini bir duruma sok ve konuşmaya başlat. Nasıl tepki verdiklerini izle! Ne kadar yaratıcı ve komik oldukları konusunda şaşırabilirsin.

Ne söyleyeceğin konusunda sorun yaşıyorsan basit kurallar ekleyebilirsin, mesela “her cümlenin bir soru olması gerekir” veya “her cümleye A harfi ile başla”. Bunlara ne kadar süre devam edebileceğine bak. Muhtemelen durman gerekecek çünkü sen de çok gülüyor olacaksın!

Mizah ve kahkaha bizi sarmış durumda. Dünyaya nasıl bakacağımızı bilirsek her şey eğlenceli olabilir.

Şakalar ile İngilizce öğrenirken çalışmalarına biraz kahkaha kat. Mizah sayesinde İngilizce konuşmayı öğrenmek ile kalmayıp İngilizce konuşma pratiği de yapacaksın. Aynı zamanda İngiliz kültür ve mizah anlayışını da öğreniyor olacaksın. Konuşma İngilizcesi öğrenme işte bu kadar zevkli ve eğlenceli!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.