kis-sozleri

Kış Aylarında İçini Isıtacak İngilizce Kış Sözleri

Hava soğuyor… kışa hazır mısın?

Soğuğa hazırlıklı olmayabilirsin ama İngilizcen buna hazır olabilir!

İngilizceni sohbetlerde kullanabileceğin bazı sıcak yeni deyişler, sözler ve deyimlerle ısıtarak kış aylarına hazırlan.

Kış sözleri öğrenmek yeni sözcükler keşfetmenin ve pratik yapmanın harika bir yoludur ama birlikte kullanıldıkları zaman farklı anlamlara gelen bazı sözcükler bulunmaktadır. Bu deyişleri öğrenmek İngilizce becerilerini geliştirmenin harika bir yoludur!

Learn a foreign language with videos

İngilizce Deyişler ve Sözcük Öbekleri ve Deyimler—Aman Tanrım!

“The Wizard of Oz” adlı filmden eski bir alıntı şöyledir: “Lions and tigers and bears, oh my!” (burada dinleyebilirsin). Yıllar içinde birçok kişi bu alıntının nereden geldiğini unuttu ama bu alıntıyı kullanmaya devam etti. Günümüzde ise bu bölümün başlığında olduğu gibi değiştirilerek başka konulara uygun olacak şekilde uyarlandı (“Sayings and phrases and idioms—oh my!”).

Bir deyiş, kulağa nasıl geldiği ya da anlamına bağlı olarak hatırlaması kolay olan bir cümle ya da ifadedir. “Oz Büyücüsü”nden bu deyişi hatırlamanın kolay olmasının nedeni ise söylerken bir ritme sahip olmasıdır. Anlamı nedeniyle tekrar tekrar kullanılan deyişlere bir örnek ise “Öğrenmenin yaşı yoktur” (“You’re never too old to learn”) olabilir.

Bir deyişin aksine bir sözcük öbeği (phrase) tam bir cümle olmak zorunda değildir. Sözcük öbekleri, bir araya geldikleri zaman belirli bir anlama sahip olurlar. “Big deal” sözcük öbeği bir şeyin önemli olduğu anlamına gelir ve kendi başına bir cümle değildir. “Learning about English phrases is a big deal” gibi bir cümle içerisinde kullanabilirsin.

Bir deyim ise özel bir tür sözcük öbeğidir. Bir deyimin anlamı içinde geçen sözcüklerin birebir çevirisi değildir. Birisi “raining cats and dogs” dediği zaman gerçekten de gökyüzünden kediler ve köpekler düşmüyordur. Aksine, çok yağmur yağdığı anlamına gelir. Bir deyim içerisindeki her sözcüğü anlasan da o deyimin anlamını çıkaramadıkları için deyimler İngilizce dil öğrencileri için zordur. Bunları bir bir öğrenmen ve kendin de kullanmaya başlaman gerekir.

Sohbetlerde Sözcük Öbekleri, Deyişler ve Deyimler Kullanmak

İyi bilinen bazı deyişler, sözcük öbekleri ve deyimler bulunmaktadır ama bunlar gerçek sohbetlerde o kadar sık kullanılmaz. Örneğin, birçoğumuz “zaman bütün yaraları iyileştirir” (“time heals all wounds”) sözcük öbeğini duymuştur ama çoğu kişi bu sözü sohbetlerde kullanmaz.

Günlük sohbetlerde “time is money” ve “time flies” gibi sözleri duymak daha olasıdır. Bir söz ya da sözcük öbeğinin ne kadar yaygın olduğunu öğrenmek için bunun ne zaman kullanıldığını dinlemek ya da birisine bunu sormak en iyisi olacaktır.

Bununla birlikte günlük sohbetlerde kullanılabilecek bazı deyişler bulunmaktadır. Senin için kış ile ilgili bazı sık kullanılan deyişler, sözcük öbekleri ve deyimlerden oluşan bir liste hazırladık. Bunları öğren ve en soğuk kış günlerinde dahi kullan!

Kış Aylarında İçini Isıtacak İngilizce Kış Sözleri

İlk bölümde kış sözleri, yani kışa özgü deyiş ve sözcük öbeklerine yer vereceğiz:

1. Catch one’s death

Havalar soğuduğu zaman nezle olabilirsin. Eğer hava çok soğuksa içeri girmek isteyebilirsin yoksa bu sonun olabilir (catch your death).

Burada gerçekten öleceğin söylenmek istenmez—sadece gerçekten kötü nezle olabilirsin. Birisine “dress warm or you’ll catch your death!” diyerek bu sözcük öbeğini bir uyarı olarak kullanabilirsin.

2. Cold snap

Sonbahar ve kış güzel mevsimlerdir ama bu dönemlerde soğuk hava dalgası (cold snap) ile karşılaşabilirsin. Soğuk hava dalgası geldiği gibi çabuk giden bir soğuk hava durumudur. Parmaklarını şıklattığını düşün: hızlı, kısa ve ani.

3. Baby, it’s cold outside

“Bebeğim, dışarıda hava soğuk” ( “Baby, it’s cold outside”) sözcük öbeği bu listede yer alan diğer sözcük öbekleri kadar sık kullanılmamaktadır. “Baby” bir sevgi sözü (“dear” ya da “honey” gibi sana yakın bir kişiye söylenen bir söz) olduğu için bunu sadece arkadaşlarına söylemelisin.

Bu söz aynı adlı şarkıdan geliyor: “Baby It’s Cold Outside.” Bu sözcük öbeği birisi dışarı çıkmayı teklif ettiği ve bunu yapmak istemediğin zaman kullanılabilir: “But I don’t want to go… baby, it’s cold outside!”

4. Bundle up

Dışarı çıkıp soğukla yüzleşmeden önce sarıp sarmalanman (bundle up) yani sıkı giyinmen gerekir. Bundle, sıkıca sarılmış bir pakettir, dolayısıyla da “bundle up” insanın kendini tıpkı bir paket gibi giysilerle ya da battaniyelerle sarmalamasıdır!

5. Jack Frost nipping at your nose

Bu ifadeyi, bir Nat King Cole klasiği olan “Chestnuts Roasting on an Open Fire” parçasında bulabilirsin ve bu parçayı buradan dinleyebilirsin. Eğer kış bir insan olsaydı kesinlikle adı Jack Frost olurdu. “Frost” hava çok çok soğuduğunda yüzeyleri kaplayan ince buz tabakasına (don) verilen isimdir—genellikle çimen üzerinde görülür.

Jack Frost (ya da diğer adıyla “Old Man Winter”) kış aylarında etrafta dolaşıp insanların burunlarını ve ayak parmaklarını hafifçe dişleyen eski bir karakterdir. Dolayısıyla, Jack Frost is nipping at your nose denildiği zaman soğuk yüzünü ısırıyordur.

6. Blanket of snow

Kışın muhtemelen uyurken bir battaniye kullanırsın. Battaniye, kendini ısıtmak için kullandığın kalın bir örtüdür. Kar yağdığı ve tuttuğu zaman yeryüzünü beyaz bir örtü (blanket of snow) kaplar.

7. Dead of winter

Kış aylarında çok sayıda bitki büyümez. Çiçekler ve çimler karla kaplanır ve ağaçlar yapraklarını döker. Kışın en soğuk ve en karanlık zamanı dead of winter olarak bilinir.

Kışı seven biri olsan da bu soğuk zaman olumlu bir deneyim değildir. Dolayısıyla şçyşe diyebilirsin: “The only thing I want to do in the dead of winter is stay indoors and drink hot chocolate.”

8. Snowed in

Hava yoğun kar yağışlı olduğu zaman evinin önündeki kar seviyesi yükselebilir. Eğer kar yüzünden evinin kapısını dahi açamıyorsan kar yüzünden evinde mahsur kalmışsındır ( snowed in). Evinden çıkmaya çalışırken sana bol şans!

9. To cozy up to someone

Kış ayları sevdiklerinle yakınlaşmak ve battaniyenin altında birbirini ısıtmak için harika bir zamandır. İşte buna da to cozy up to someone denir.

Bu sözcük öbeğinin o kadar da hoş olmayan başka bir anlamı da bulunmaktadır: çok iyi ve samimi davranarak birine yakınlaşmaya çalışmak. Bu anlamında genellikle birisinden bir şey istenildiği için ona çok daha samimi davranıldığı ifade edilir. Örneğin, bir otomobil satıcısı sana samimi davranıyorsa bunu yapma sebebi sana daha pahalı bir otomobil satmak istemesidir.

10. Season’s greetings

Kış ayları soğuk ve karanlık olabilir ama çok sayıda bayram ve kutlama ile doludur. Aralık ayında ve Noel zamanı civarında insanlar birbirlerine iyi bayramlar demek için “Season’s greetings!” sözünü kullanır.

11. Brace yourself, winter is coming

Popüler TV dizisi “Game of Thrones”u izlemiyor olsan da bu diziyi (ya da kitabını) duymuş ya da en azından reklamlarını görmüşsündür. Bu reklamlardan birinde “Hazır ol, kış geliyor” (“Brace yourself, winter is coming”) sözü geçer.

“Brace yourself” sözü “kendini hazırla” manasına gelir, dolayısıyla da bu söz kışa hazırlanman gerektiği anlamına gelmektedir. Bu sözcük öbeğini yaklaşmakta olan her olumsuzluk için kullanabilirsin. Örneğin, “Hazır ol, finaller geliyor” (“Brace yourself, the final exam is coming”).

Kış Temalı İngilizce Deyimler

Kış sözleri içeren çok sayıda İngilizce deyim bulunmaktadır—“ice” ve “snow” gibi—ama bunlar aslında kış ile ilgili değildir. Bunlar, deyim olmaları nedeniyle özel anlamlara (sözcüklerin gerçek çevirilerinden ziyade) sahiptir. Bu kış listesinde geriye kalan diğer tüm maddeler birer deyim:

12. Snowed under

Yapacak çok fazla işin olduğu ama nereden başlaman gerektiğini dahi bilmediğin zaman “işin başından aşkın”dır (snowed under). İşinin kar olduğunu ve etrafın karla kaplandığı için hareket dahi edemediğini düşün!

İşü okul veya diğer her konuda konuşmak için bu deyimi kullanabilirsin. Örneğin:

“I’d love to go shopping with you, but I’m snowed under with housework.”

13. Put something on ice

Bir şeyi rafa kaldırmak (Putting something on ice) o şeyi daha sonraki bir tarihe kadar ertelemek ya da duraklatmak anlamına gelir. Bu deyim, et gibi belirli yiyecekleri daha sonra kullanmak için taze tutmakta kullanılan yöntemden gelmektedir.

Bu deyim genellikle düşünceler, görevler ya da projeler hakkında konuşulurken kullanılır. Örneğin, iş yerinde şöyle dendiğini duyabilirsin:

“Let’s put this project on ice until we hire more people to work on it.”

14. Not a snowball’s chance in hell

Cehennem genellikle sıcak ve alevlerle kaplı bir yer olarak hayal edilir. Cehennemdeki bir kartopu anında eriyecektir! Dolayısıyla, bir şey için “a snowball’s chance in hell” dediğimiz zaman onun hiçbir şansı olmadığını söyleriz. Örneğin, yüzmeyi bilmeyen bir kişinin Olimpiyat oyunlarında yüzme dalında hiçbir şansı yoktur.

Bu deyimin başına “not” eklendiği zaman anlamı daha da olumsuz olur ve bir ihtimalin daha da düşük olduğunu gösterir. Kurduğun cümlenin gramer açısından doğru olmasını sağlamak için “does not/doesn’t” sonrasında şu şekilde “have/has” eklemelisin: “He doesn’t have a snowball’s chance in hell of passing the class; he’s failed every exam this semester!”

Not a snowball’s chance in hell” aynı zamanda tek başına da bir ünlem olarak “İmkansız!” (“No way!”) yerine de kullanılabilir. Örneğin, birisi sana “Are you going to Cindy’s holiday party, even though she started dating your ex-boyfriend?” sorusunu sorarsa ona “Not a snowball’s chance in hell!” şeklinde yanıt verebilirsin.

15. When hell freezes over

When hell freezes over da cehennemin ne kadar sıcak olduğunu söyleyen başka bir deyimdir. Kısaca açıklamak gerekirse bu deyim “hiçbir zaman” anlamına gelir. Cehennemin hiçbir zaman donmayacağı bir gerçektir. Dolayısıyla, “I’ll go on a date with you when hell freezes over” dersem seninle hiçbir zaman bir randevuya çıkmayacağım anlamına gelir—cehennemin donma ihtimali çok ama çok düşüktür.

16. Break the ice

Eğer nasıl buzları kıracağını (break the ice) biliyorsan yeni insanlarla tanışmak daha kolaydır. Buzları kırmak ya da bir buz kıran bir şey söylemek (using an ice breaker) birisiyle bir sohbet başlatmanın yoludur. Bazen insanlar birbirlerini iyi tanımadıkları zaman, ta ki birisi ortamı sakinleştirene kadar (“breaking the ice”) atmosfer soğuyabilir ve dostane olmayabilir (işte “buz” da budur)

Birisine iltifat ederek ya da hoş bir şekilde gülümseyerek buzları kırabilirsin. İnsanları birbiriyle konuşmaya teşvik edecek ya da rahatlamalarını sağlayacak her şey iyi bir buz kırıcıdır. “To break the ice” aynı zamanda bir şeyi yapan ilk kişi anlamına da gelebilir. Örneğin:

“Sally broke the ice at the party by being the first to start dancing.”

17. To leave someone out in the cold

Bir kişinin bir aktivite ya da bir gruba katılmasına izin vermezsen bu, kışın ortasında birisini sokak kapısının dışında bırakmak gibidir: O kişi ortada kalmış olur (leaves them out in the cold). Örneğin, “Tony was left out in the cold when his co-workers all went out to lunch without him.”

18. Walking on thin ice

Her an kırılabileceği için buz tabakası üzerinde yürümek tehlikelidir ve düşmene neden olabilir. Bu nedenle de walking on thin ice deyimi kolaylıkla kötü sonuçlar doğurabilecek riskli bir durumu ifade eder.

Örneğin, okulda devamsızlığın fazlaysa attığın adımlara dikkat etmen gerekebilir. Bir sınava girmemek ya da ödevini vermemek senin için sorun anlamına gelebilir.

19. Tip of the iceberg

Buzdağları, dünyanın çok soğuk yerlerinde denizde sürüklenen devasa buz parçalarıdır. Suyun üzerinde gördüğün şey buzdağının sadece görünen kısmıdır, büyük kısmı ise su altındadır. Bir şeyin buzdağının sadece görünen kısmı (tip of the iceberg) olduğunu söylediğin zaman o şeyin çok daha büyük ve görünmeyen bir şeyin küçük bir parçası olduğunu söylersin.

Bu genellikle olumsuz bir anlama sahiptir ve problemleri tanımlamak için kullanılır. Örneğin, “The homeless people you see in this homeless shelter are just the tip of the iceberg—there are many others living out in the streets.”

20. Cold hands, warm heart

Sırf ellerin soğuk diye soğuk bir insan olman gerekmez. Benzer şekilde, sırf duygularını göstermiyorsun diye onları hissetmediğin anlamına gelmez!

Cold hands, warm heart deyimi, dışarıya soğuk görünen kişilerin aslında sıcak ve düşünceli olabilecekleri anlamına gelir. Örneğin:

“She never cries, but you can tell she cares a lot. She has cold hands but a warm heart.”

Artık kış sözleri, deyişler, sözcük öbekleri ve deyimlerle kendini sarmaladığına göre kışa göğüs germeye hazırsın!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.