ingilizce-sosyal

İngilizce Sosyalleşmenin Sırları: Sizi İngilizce Konuşturacak 5 Teknik

Gerçek bir sosyal durumda ilk kez İngilizce konuştuğunuz zamanı hatırlayın.

Nasıl bir deneyimdi? Türkçe konuşmaktan ne kadar farklıydı? Gergin miydiniz?

Nelerden konuştunuz?  Sohbeti nasıl başlattınız?

Espri mi yaptınız? Havadan sudan konuşmaya çalıştınız mı?

Özellikle orta seviyede ya da ileri seviyede bir İngilizce öğrencisiyseniz, derslerde öğrendiğiniz ve havayı yumuşatmak için sorulan o aynı sorulardan ve havadan sudan, ayaküstü sohbetlerden sıkılmaya başlamış olabilirsiniz.

“What’s your name? What do you do? Where do you live? Ummm, how about this weather we’ve been having lately, eh?”
“Adınız ne? Ne iş yapıyorsunuz? Nerede yaşıyorsunuz? Hımmm, son zamanlarda hava nasıl ama?”

Bunların hepsi harika sorular, fakat ya daha ileri seviyede bir konuşmaya katılmak istiyorsanız?

Ya aynı soruları sorup durmaktan daha fazlasını yapmak istiyorsanız?

Size bir sır vereyim mi? Ana dili İngilizce olanlar bile bu aynı sorulardan sıkılıyorlar!

Sosyal anksiyeteniz yoksa ve yabancılarla sohbet başlatmak size tuhaf gelmese bile, genellikle konuşacak bir şeyler bulmak zordur. Biriyle buluşmaya gidip konuşacak konu bulamayan herhangi birine sorabilirsiniz!

Bu yüzden bu yazıda, yeni birileriyle tanışırken (ya da eski arkadaşlarınızla konuşurken) havayı yumuşatıp sohbeti başlatacak beş yeni yolu inceleyeceğiz. Bu yaklaşımlar sosyalleşmeyi herkes için daha ilginç kılacak.

Bu ipuçları özellikle orta ve ileri seviyede İngilizce öğrenenler için kullanışlı olacaktır, fakat başlangıç seviyesindeyseniz de bazı durumlarda bu önerilerden faydalanabilirsiniz. Ayrıca evet, bu öneriler biraz alışılmışın dışında, fakat fazla da tuhaf değiller. Hatta insanların sizinle daha fazla konuşmak istemesine bile sebep olabilirler!

Bu yazı, diyalog ezberlemekle ya da belirli cümle ve kalıpları öğrenmekle ilgili olmayacak. Bunun yerine size İngilizcede (ve muhtemelen kendi dilinizde) sosyal becerilerinizi geliştirmek için birtakım esnek teknikler gösterecek.

Üstelik, bu tekniklerin en iyi yanı ne, biliyor musunuz? İngilizce öğrenen biri olarak, bu teknikleri sınıfta ya da bir başkasıyla pratik yapmak istediğiniz her yerde kullanabilecek olmanız. Yalnızca, muhtemelen sınıf arkadaşlarınızla partide yeni tanıştığınız bir yabancıyla konuştuğunuz gibi konuşmayacağınızı unutmayın. Duruma göre bu tekniklerde biraz düzenleme yapmanız gerekebilir.

Öyleyse, haydi size İngilizce sosyalleşmenin kapılarını aralayacak bu beş tekniğe bir göz atalım!

İngilizce Sosyalleşirken Havayı Yumuşatmanın ve Sohbeti Devam Ettirmenin 5 Yolu

Learn a foreign language with videos

1. Teknik: Karşınızdaki Kişiye En Sevdikleri Şeyleri Sormak

Bu iyi ve güvenli tekniği hemen herkesle konuşurken kullanabilirsiniz, çünkü çoğu insan kendilerinden ve tercihlerinden bahsedebilir. Bu, insanların egoist oldukları anlamına gelmiyor, ne sevdiklerini bildikleri anlamına geliyor.

Bu yüzden birine, “What’s your favorite movie?” (“En sevdiğiniz film nedir?”) diye sorduğunuzda, cevapları otomatik olarak ilgilendikleri bir şey olacak. Bazı sohbet konuları oldukça barizdir, filmler, oyunlar, TV programları ve diziler, müzik grupları ve şarkılar. Ancak, sohbetinizi eşsiz kılmak için başka şeyler de düşünseniz iyi olur.

Örneğin, bir partide olduğunuzu ve birinin size, “Hey, what’s your favorite waffle topping?” (“Hey, en sevdiğiniz waffle malzemesi ne?”) diye sorduğunu bir düşünün. “Vay, ne kadar da yeni ve farklı bir soru!” diye düşünebilirsiniz.

İnsanlara şunlarla ilgili sorular da sorabilirsiniz:

  • en sevdikleri şehir
  • en sevdikleri kalem
  • Cumartesi sabahları yapmayı en çok sevdikleri şey
  • en sevdikleri sahil
  • en sevdikleri hayvan
  • en sevdikleri kelime

Gerçekten, herhangi bir nesne ya da şey ile ilgili soru sorabilirsiniz (en azından kırıcı ya da tartışmalı olmayan her şey ile ilgili), üstelik eğer fikirleriniz tükenirse internette sayısız başka seçenek de bulabilirsiniz.

Sohbetin devam etmesi için bolca devam sorusu sormayı da unutmayın! Sosyalleşmeye devam!

2. Teknik: Bir “Ne yapardın?” sorusu sorun.

“Ne yapardın?” ya da İngilizcesiyle, “What would you do if…?” soruları sormak, benim de derslerimde, hatta arabada ailemle ya da arkadaşlarımla giderken sohbet başlatmak için kullandığım eğlenceli bir strateji. Aslına bakarsanız, bu konsepte dayanan kitaplar bile var. (“The Book of Questions” (Sorular Kitabı) iyi bir kitap, fakat soruların bazıları depresif ya da can sıkıcı. Bu yüzden ben, her türlü ortama daha iyi uyan “The Kids’ Book of Questions”ı (Çocukların Soru Kitabı) tercih ediyorum.)

Eğer bu tekniği kullanmak istiyorsanız, ancak bu kitaplardan birine sahip değilseniz, Reddit’te bunun veya şunun gibi birkaç sayfaya bir göz atmanızı öneririm. (Yalnız, dikkat edin, bu son sayfa sıklıkla değiştiğinden, her zaman içinde bulunduğunuz ortama uygun sorular içermeyebilir.) Hoşunuza gide birkaç soru bulun ve bunları bir kenara ya da aklınıza yazın.

Şahsen benim en sevdiğim sorulardan ikisi şunlar:

  • What would you do if you had to leave your country tomorrow and couldn’t come back for 10 years?
    Eğer yarın ülkeni terk etmek zorunda kalsaydın ve 10 yıl boyunca geri gelemeyecek olsaydın ne yapardın?
  • What would you do if you had a time machine and could only go to one point in the past or future?
    Eğer bir zaman makinen olsaydı ve geçmişte ya da gelecekte tek bir noktaya gitme hakkın olsaydı ne yapardın?

Bir başka eğlenceli ve daha modern seçenek ise, telefonunuzda What would you do if…, yani “Ne yapardın?” sitesini hazır bulundurmak. “Play,” yani “oyna” butonuna her bastığınızda size bir soru ve içlerinden seçim yapabileceğiniz üç cevap veriyor. Diğerlerinin ne cevap verdiğini de görebiliyorsunuz, bu da size yeni bir sohbet konusu vermiş oluyor!

3. Teknik: “Şunu mu yapardın, yoksa bunu mu?” Senaryoları Sunun

“Şunu mu yapardın, yoksa bunu mu?” senaryoları, ya da İngilizcesiyle “Would you rather…?” senaryoları 2. tekniğe benziyor, fakat açık uçlu bir soru sormak yerine, karşınızdaki kişiye cevap olarak içlerinden seçim yapacakları iki ya da daha fazla seçenek sunuyorsunuz.

Örneğin, şöyle bir soru sorabilirsiniz:
“Would you rather travel to the future or to the past?”
“Geleceğe mi yoksa geçmişe mi seyahat etmek isterdin(iz)?”

Veya, birinin dikkatini çekmek istiyorsanız, şöyle bir soru da sorabilirsiniz:
“Would you rather drink a glass of ketchup or a glass of mayonnaise?”
“Bir bardak ketçap içmeyi mi tercih ederdin, yoksa bir bardak mayonez mi?”

Bu tür sorularla ilgili fikir alabileceğiz başka yerler de var, örneğin either.io, rrrather.com, bu sayfa ya da bu sub-Reddit (buradaki soruların da ortama uygun olup olmadığını kontrole etseniz iyi olur). Ayrıca bir de Would You Rather? uygulaması var. Bunların hepsi eğlenceli ve gayrı resmi sosyal ortamlarda parti oyunları olarak kullanılabilir.

Ayrıca, bu teknik bazı durumlarda ikinci teknikten daha çok işe yarayabilir. Örneğin, eğer başlangıç seviyesinde İngilizce bilen biriyle konuşuyorsanız, iki numaralı teknikte kullanılan dil bilgisi yapılarından bazıları onlar için fazla karmaşık ya da kafa karıştırıcı olabilir. Eğer onlara içinden seçim yapabilecekleri iki seçenek verirseniz, muhtemelen cevap vermeleri daha kolay olacaktır.

Eğer dil bilgisi sorununuz yoksa, karşınızdaki kişinin cevabı üzerine daha fazla soru sorup daha fazla detay öğrenmeye çalışabilirsiniz, aynı iki numaralı teknikte olduğu gibi.

Örneğin: “Oh, you’d rather drink a glass of ketchup than a glass of mayonnaise? Well, what would you do if you actually had to drink a glass of ketchup? How would you do it? What technique would you use?”
“Ah, demek bir bardak mayonezdense bir bardak ketçap içmeyi mi tercih edersin(iz)? Peki, eğer gerçekten bir bardak ketçap içmek zorunda kalsaydın(ız)? Bunu nasıl yapardın(ız)? Hangi tekniği kullanırdın(ız)?

4. Teknik: Sözcük Çağrışımı Oynayın

Bu teknik, bir partide sosyalleşmek için edilen bir sohbetten ziyade bir psikiyatristin ofisine uygunmuş gibi görünebilir. Fakat sohbetleri biraz canlandırmanın eğlenceli bir yolu olduğunu göreceksiniz.

Bu tekniği uygulamak için, yanızca, “What do you think of when you hear the word ___?” yani, “____ sözcüğünü duyduğun(uz)da ne düşünüyorsun(uz)?” demeli ve boşluğu herhangi bir kelime ile doldurmalısınız. Aklınıza şimdiden kullanabileceğiniz birkaç kelime geliyor olabilir, örneğin  “honest” (dürüst), “happiness” (mutluluk), “delicious” (lezzetli), “horse” (at) vb.

Eğer hiçbir fikriniz yoksa (ya da yeni fikirler istiyorsanız), bir rastgele kelime üretici de kullanabilirsiniz. Eğer daha belirli bir şey istiyorsanız, yalnızca isimler için olanı ya da seçtiğiniz bir kategoriden birkaç sözcük veren birini kullanabilirsiniz.

Ayrıca, bunun sohbet başlatmanın ve sosyalleşmenin en yaygın yollarından biri olmadığını da aklınızda bulundurun. Bu soruyu durup dururken, birden bire sormak istemezsiniz. Karşınızdakiyle birkaç dakika konuştuktan sonra bu soruyu sormanız daha iyi olacaktır. Şöyle bir şekilde konuya girebilirsiniz: “Hey, do you want to play some word association? I know it’s maybe different, but it’s fun!” (“Hey, sözcük çağrışımı oyunu oynamak ister misin(iz)? Kulağa biraz farklı geldiğini biliyorum, ama eğlencelidir!”)

5. Teknik: Espriler ve şakalar yapıp fıkralar anlatın

Herkes esprili insanları sever. Sorun, “iyi bir espri anlayışından” herkesin farklı bir şey anlamasıdır. Eğer uygunsuz bir espri yaparsanız, fena halde geri tepebilir, kötü bir etki yaratıp sohbeti anında sona erdirebilir.

Genel bir kural olarak, eğer konuştuğunuz kişiyi iyi tanımıyorsanız, cinsellik, siyaset veya din üzerine konuşmaktan kaçınmalısınız. Bu kural özellikle espriler konusunda geçerlidir.

Bunun yerine, cinaslı esprilere ya da sözcük oyunları kullanan esprilere odaklanabilirsiniz. Fıkralar da yeni İngilizce kelimeler öğrenmek için harika bir yoldur, çünkü cinaslar iki anlamı olan kelimelere dayanırlar. Bu da, eğer ileri seviyede İngilizce bilmiyorsanız bu tekniğin sizin için daha zor olabileceği anlamına gelir. Ana dili İngilizce olan kişiler bile bazen bir espriyi ya da kelime oyununu hemen anlamayabilir.

Şahsen benim sorunum, bir fıkra anlatmak istediğimde aklıma hiçbir şeyin gelmemesi! Bu sorunu çözmek için komik olduğunu düşündüğünüz fıkra ve esprilerin bir listesini yapın. Bu size tuhaf gelebilir, ancak meşhur komedyenlerin çoğu da aynı şeyi yapıyor. Üstelik bu fıkraları ezberlemek İngilizce pratiği yapmanızı da sağlayacak.

Bonus Teknik: Bir Şeyler İçin

Bu, kulağa şaka gibi gelse de, gerçeklik payı yok değil. Elbette, yalnızca yasal olarak içki içecek yaştaysanız alkollü içecek tüketmelisiniz. Bu maddeyi ekledim çünkü yabancı dil öğrenenlerden sıklıkla şu cümleyi duyuyorum: “Aslında, bir içkiden sonra İngilizceyi/Almancayı/Fransızcayı daha iyi konuşuyorum!”

Bunun doğru olup olmadığı kesin değil, fakat daha iyi konuşmasanız bile, daha çok konuşabilir ve daha rahat sosyalleşebilirsiniz. Alkol insanların gevşemesini sağladığı için yabancı bir dilde konuşmanın gerginliğini üzerinizden bir nebze olsun alıp size cesaret vererek sohbetin daha akıcı olmasını sağlayabilir. Elbette zil zurna sarhoş olmanızdan söz etmiyoruz, zira bu kez dilinizin dolaşıp söylemek istediğiniz sözcükleri bulamama ihtimaliniz daha yüksek. Sizi biraz gevşetecek bir kadeh yeterli olacaktır.

Eğer alkol almak istemiyorsanız, ya da alamıyorsanız, hiç sorun değil. Fakat elinizde bir şey olması bile (bir içecek gibi) sohbeti başlatmanıza yardımcı olabilir. Elinize alkolsüz bir meşrubat alıp, biri size, “Hey, what’s that you’re drinking?” (“Hey, ne içiyorsun?) diye sorana kadar bardağı elinizde gezdirebilirsiniz.

 

Nasıl olursa olsun, bir adım atıp İngilizce konuşma pratiği yapın.

Bir dili öğrenmenin ve pratik yapmanın en iyi yolu konuşmaktır. Siz de İngilizce olarak sosyalleşin. Hem, kim bilir, bu sayede yeni dostlar bile edinebilirsiniz!


Ryan Sitzman Kosta Rika’da İngilizce ve bazen de Almanca öğretiyor. Sitzman öğrenme, kahve, seyahat, diller, yazma, fotoğraf, kitaplar ve filmler konusunda tutkulu, tamı tamına aynı sırayla olmasa da. Onun hakkında daha fazla şey öğrenmek ve kendisiyle iletişim kurmak Sitzman’ın kişisel internet sitesi olan Sitzman ABC’yi ziyaret edebilirsiniz.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.