ingilizce-ogrenme-podcast

Bu 3 Benzersiz Yöntemle Podcast’lerle İngilizce Konuşmayı Öğrenmek Çok Kolay

Daha önce hiç podcast dinledin mi?

Eğer daha önce İngilizce podcast dinlediysen, muhtemelen bunu dinleme becerilerin üzerine çalışmak için dinlemişsindir, değil mi?

İster inan ister inanma, İngilizce podcast’leri dinleyerek konuşma seviyeni de ilerletebilirsin!

Sahiden! Üstelik sana İngilizce podcast’leri İngilizce konuşma becerilerini geliştirmek amacıyla kullanabileceğin üç farklı yol göstereceğiz.

Eğer “podcast de ne?” diyorsan, podcast’ler, çeşitli uygulamalar yoluyla internet üzerinden istediğimiz her an her yerde dinleyebileceğimiz program kayıtları. Üstelik bu kayıtları yalnızca radyolarda program yapan spikerler değil, isteyen herkes istediği konuda hazırlayıp yayınlayabiliyor! Yani, podcast’ler internet çağının radyo programları gibi ve İngilizce podcast’ler bize gerçek insanların konuştuğu gerçek İngilizceyi öğrenmek için inanılmaz öğrenme kaynakları sağlıyor.

 

Podcast’lerden bu yazıda göstereceğimiz şekilde faydalanarak gerçek hayatta işine yarayacak İngilizce kelimeleri ve sözleri öğrenmek ve bunları hafızana kazımak çok kolay olacak. Üstelik daha iyi bir dinleyici olacak ve İngilizceyi daha akıcı konuşmaya da başlayacaksın.

Eğer birlikte İngilizce konuşma pratiği yapabileceğin bir arkadaşın yoksa üzülme, çünkü bu alıştırmaları kendi kendine de yapabilirsin!

Başlamadan önce, podcast’lerde duyacağın iki farklı konuşma türünü tanıman ve ne açıdan farklı olduklarını öğrenmen önemli.

Learn a foreign language with videos

Podcast’lerde Duyacağın İki Konuşma Türü

Fark ettin mi bilmem ama, hepimiz farklı durumlarda farklı şekilde konuşuruz; sen de öyle! Bazen uzun uzun konuşmak istersin, başına gelen komik bir şeyin hikayesini anlattığın zamanlarda olduğu gibi.

Bazen de bir arkadaşınla karşılıklı konuşursunuz, sırayla kısa kısa konuşur, birbirinize bir şeyler söyler, sorular sorarsınız.

Bu durumları tanımlamak için havalı kelimelerimiz var: monolog (İng. monologue) ve diyalog (İng. dialogue).

Monolog ve Diyalog

İlk duruma, yani uzun bir hikayeyi anlattığımız zamanki konuşma biçimimize monolog denir. Zamanın çoğunda tek bir kişi konuştuğu zaman, bu kişi monolog yapmış olur. Mesela hafta sonu neler yaptığını paylaşırken, yaz tatilini anlatırken, hangi tür kitaplar okumaktan hoşlandığından bahsederken monolog yapabilirsin.

İkinci örnek ise—arkadaşınla karşılıklı yaptığın sohbet—diyalogdur. Diyalog, insanın kendi kendine değil, bir başkasıyla konuştuğunda gerçekleşen şeydir. Karşımızdakine sorular sorar ve cevaplar alırız. Diyalogda çok uzun süre konuşmazsın, çünkü bir başkası da konuşuyor olur. Ayrıca, diyaloglarda daha fazla argo ve konuşmaya özgü ifade kullanırsın.

(İki durum arasındaki farklı hatırlaman için hızlı bir ipucu: Yunanca kökenli “mono-”  “tek, bir,” demektir, “di-” ise “iki” demektir.)

Peki, neden mi bu iki büyük kelimeden bahsediyorum? Çünkü, her durumda farklı konuştuğumuzdan, nasıl konuştuğumuzu bilmek önemlidir. Ayrıca, İngilizceyi daha iyi konuşmayı öğrenmek için kullanacağımız podcast’lerde bu iki konuşma türünü de duyacaksın.

Podcast’lerde Monolog ve Diyaloglar

Bir monologda (kendi kendine, tek bir kişi konuşurken) doğru bir dil bilgisi kullanır, daha uzun cümleler kurar, daha az argo kelimeye yer verir ve daha uzun bir süre boyunca konuşursun.

Diyaloglar kimi zaman daha kolaydır çünkü daha kısa cümleler kurar, daha kısa cevaplar verir, konuşurken birtakım dil bilgisi hataları yapabilir ve genellikle daha kolay kelimeler kullanırsın.

Dinlediğin podcast’lerde ya bir konu hakkında konuşan tek bir kişi olur (monolog) ya da iki veya daha fazla kişi karşılıklı konuşur (diyalog). Bu iki tür podcast’lerin her birinden çeşitli durumlarda kullanabileceğin farklı türden İngilizce kelimeler, ifadeler ve deyimler öğrenmen mümkündür.

Bu farkın neden bu kadar önemli olduğunu görmek için küçük bir örneğe bakalım:

Konuşma Türlerine Gerçek Hayattan Alınmış Bir Örnek

Öğrencilerimden birinden İngilizce öğrenmek üzerine konuşmasını istedim. Ben bir monolog bekliyordum (belki kısa bir konuşma). Fakat onun verdiği karşılık şuydu:

I like learning English because it’s cool. Don’t know why some people don’t dig it. But I have my own method of learning, and I’m fed up with teachers that tell me they can teach me something, but then they fail.
İngilizce öğrenmeyi seviyorum çünkü bu süper (/havalı) bir şey. Bazı insanların neden bundan hoşlanmadığını anlamıyorum . Ama benim kendi öğrenme metodum var ve öğretmenlerin bana bir şey öğretebileceklerini söyleyip becerememelerinden bıktım usandım.

Bu monologdaki sorun ne? Aslında bir sorun yok, aynı bunun gibi koyu yazılmış kelimelerin aslında genelde diyaloglarda kullanılması dışında. Öğrencim bir arkadaşıyla konuşuyor gibi, zira kısa cümlelerle konuşup İngilizcede argo sayılan günlük konuşma diline ait bolca sözcük kullanıyor.

Monologda argo sözler kullanmak yanlış mıdır? Kulağa tuhaf geldiği kesin.

Ana dilini düşün, yani Türkçe konuştuğunu. Sınıf arkadaşlarının ve öğretmeninin önündeyken, ya da iş arkadaşlarınla veya patronunla konuşurken telefonda yakın bir arkadaşınla konuştuğun gibi mi konuşuyorsun?

İngilizce podcast’leri konuşma becerilerini geliştirmek için kullanmayı öğrenmeden önce bu farkları bilmen iyi olur. Hangi sözcüklerin hangi durumlarda kullanılabileceği üzerine düşünürsen kusursuz konuşmalar yapabilirsin!

İşte podcast’leri İngilizce konuşma becerilerini geliştirmekte kullanmanın üç ilginç yolu.

İngilizce Podcast’lerle Konuşma Becerilerini Geliştirmenin 3 Benzersiz Yolu

1. Podcast’lerde Duyduklarını Özetle

Bu ilk alıştırma için, bir kulaklığa ve eğer bilgisayarda çalışıyorsan bir mikrofona (akıllı telefonunda zaten var), bir ses kayıt programına (her bilgisayarda ve akıllı telefonda vardır) ve ilerleyen aşamalarda birtakım önemli, anahtar kelimeleri ve sözleri yazmak için bir parça kağıda ihtiyacın olacak.

Önce, kısa bir İngilizce podcast dinle.
Dinlerken, bir kağıda duyduğun birtakım önemli kelimeleri ve sözleri yazacaksın. Peki, hangi kelimeleri yazmalısın?

  • Yeni olanları: Daha önce hiç duymadığın kelime ve sözleri.
  • Yeni olmayan, fakat unutulanları: Daha önce duyduğun, fakat ne anlama geldiğini unuttuğun kelime ve sözleri.
  • Aşina olduğun ama farklı bir anlamda kullanılanlar: Daha önce duyduğun, fakat bu kez bildiğinden farklı bir anlamda kullanılan kelimeleri veya sözleri.

Eğer duyduğun kelimeler başka sözcüklerle bir arada kullanılmışsa, kelimeleri tek başlarına değil, diğer sözcüklerle birlikte yaz. Örneğin, “launch” (başlatmak/piyasaya sunmak) kelimesini “launch a campaign” (kampanya başlatmak) şeklinde duyduysan, aynen duyduğun gibi, bütün söz öbeğini yaz.

Dinlemeyi bitirdiğinde sana tanıdık gelmeyen kelimelerin anlamlarına sözlükten bak.

Bir sonraki aşamada, podcast’i yüksek sesle özetle.
Bir noktadan diğerine ilerlemene yardımcı olacak bir ana hat çizmek için not ettiğin anahtar kelimelerden ve sözlerden faydalan. Bu konuşma aktivitesi monolog becerilerini geliştirmende sana yardımcı olacak.

Şimdi, zamanlayıcını 5 dakikaya ayarla ve özetini bu süre içerisinde anlatmaya çalış. Bunu başarabildin mi? Güzel! O zaman, zamanlayıcını bu kez üç dakikaya ayarla. Podcast’i her özetleyişinde biraz daha hızlı konuşacaksın.

Hazır olduğunda, bir sonraki adım podcast’i özetlerken kendi sesini kaydetmek.
Kaydettikten sonra ise, kendini dinlemek! Kendi sesinin kaydını dinlemek daima zordur, ama bu senin için gerçekten çok faydalı olacak! Dinlerken yaptığın hataları ve telaffuzundaki sorunları yakalamaya çalış ve bunları not et.

Bu alıştırmada en önemli olan şey, konuşurken yalnızca not ettiğin önemli anahtar kelimelerden yola çıkarak kurduğun ana hatlara bakman. Bütün özeti önce yazıp sonra okumanın sana bir faydası olmaz. Neden mi?

Yalnızca anahtar kelimelerden oluşan ana hatlardan faydalanmak neden bu kadar önemli?
Çünkü, çocuklar konuşmaya başladıkları zaman kelimeleri tek başlarına kullanırlar. Örneğin, “Milk, mama, please!” (Süt, anne, lütfen!”) derler—söylemek istediklerini ifade etmek için kelimeleri tek tek yan yana getirirler.

Annesi de muhtemelen şöyle der, “Would you like some milk?” veya “Do you want some milk?” (“Süt mü istiyorsun?”). Anne, çocuğun tek tek kullandığı sözcükleri alıp bir cümle haline getirir. Sonra çocuk anneyi tekrar eder ve ta-taam! Çocuk, cümle kurarak konuşmayı öğrenir.

İşte biz de burada aynı şeyi yapıyoruz: Kelimelere ve sözlere bakıyor ve onları önümüzde yazılı bir metin olmadan, kendimiz bir araya getirmeye çalışıyoruz. Başlangıçta bunu yapman biraz uzun sürebilir, zor olabilir, ama sonunda konuşmayı öğreneceksin.

Üstelik akıcı bir şekilde konuşmaya başlayacaksın çünkü bu alıştırmada her bir kelimeyi defalarca yüksek sesle kullanmaya çalıştığından, bu kelimeler daima aklında kalacak.

2. Podcast’te Duyduğun Sözleri Yüksek Sesle Tekrarla

Bu metotta, diyalog şeklinde akan bir podcast’te duyduklarını tekrar edeceksin. Bu alıştırma, insanların gerçek, planlanmamış İngilizce konuşmalarda kullandıkları gayrı resmi sözleri, deyimleri ve argo kullanımları öğrenmene ve aklına kazımana yardımcı olacak.

Bu alıştırmayı harika bir şekilde uygulamak için takip edeceğin adımlar şöyle:

  • Doğru podcast’i seç. Monolog podcast’ler bu alıştırma için işimize yaramıyor çünkü tamamen farklı bir yapıya sahipler. Bu yüzden, içinde karşılıklı konuşma (sohbet) geçen bir İngilizce podcast veya röportaj seçmelisin (yazının sonunda senin için hazırladığım podcast önerilerinden faydalanabilirsin). Podcast’i dinle.
  • Podcast’ten küçük bir kısım seç (birkaç soru ve cevap) ve her bir cümleyi bir yere yaz. Herkesin söylediğini birebir, kelimesi kelimesine yaz. Eğer gerçek hayattan alınan bir diyaloğu tekrar etmek istiyorsan, söylenenleri aynen hatırlaman (ezberlemen) gerekir. Söylenen sözleri yazmak, onları öğrenme konusunda sana epey faydalı olur.
  • Sözleri tekrar et. Podcast’te söylenen her şeyi cümle cümle dinle, ardından podcast’i duraklat ve duyduklarını tekrar et. Söylenenleri aynen duyduğun şekilde söylemeye çalış, konuşmacıları taklit et. Sözleri doğal bir şekilde söyleyebileceğin noktaya gelene kadar tekrar et. Ardından, kendi sesini kaydedip dinleyebilirsin!

3. Ses Arama

Eğer elinde podcast’in metni yoksa, yeni kelimelerin anlamlarına sözlükten bakmak zor olabilir. Nasıl yazıldıklarından emin olamayabilirsin.

Bu son aktivite sana yeni kelimeleri anlamaya çalışırken nasıl eğlenebileceğini gösterecek! Bilgini, podcast’in bağlamını ve sözlüğünü kullanarak bu bulmacayı çözmek için dedektifçilik oynayabilirsin.

Bunu yapmanın iki yolu var ve ikincisi İngilizce konuşma/telaffuz becerilerini de geliştirecek:

  • Podcast’teki bilgileri dinlerken tam olarak duyamadığın İngilizce kelimenin anlamını tahmin etmek için kullan.

Örneğin, birkaç hafta önce öğrencilerimden biri bir podcast üzerine çalışırken “demolish” (yıkmak) kelimesini anlayamadı. Bu kelimeyi “molish” olarak duyuyordu ama kelimenin tamamını duyamıyordu.

Öğrencime kelimenin harflerimi söylemek yerine, ona kelimenin ne anlama geldiğini düşündüğünü sordum. Podcast’in konusu yerine yeni bir bina inşa etmek için bir binayı yıkmakla ilgiliydi, bu yüzden öğrencim kelimenin anlamının “yıkmak” olduğu tahmininde bulundu ve İngilizcede aynı anlama gelen “destroy” kelimesine ulaştı.

Sözlüğe baktığımızda, “destroy” kelimesinin tanımında benzer anlama gelen “demolish” kelimesi vardı—yaşasın! Sözcüğü bulmuştuk.

  • Dinlerken tam olarak duyamadığın kelimeyi bulmak için Google Voice Search (Sesli Arama) kullan.

Bu, öğrencilerimden birinin benimle paylaştığı harika bir metot. Ona kendisi için biraz fazla zor olan bir ödev vermiştim, buna rağmen, bir sonraki karşılaşmamızda bütün kelimeleri anlamayı başardığını gördüm! Şaşırdım ve ona bunu nasıl başardığını sordum.

Cevabı şu oldu: İngilizce podcast’i dinlemiş ve yeni kelimeler duymuştu. Bu kelimeleri yüksek sesle tekrarlayabildiğinden emin olmak için podcast’i tekrar dinlemişti.

Sonra, Google’a girmiş ve arama çubuğunun sağ tarafındaki küçük mikrofon resmine tıklamıştı. Bu simge, sesli arama yapmayı sağlıyormuş! Sonra öğrencim kelimeleri tek tek yüksek sesle söylemişti ve çoğunlukla doğru kelime Google’da belirmişti.

Bu metot kesinlikle dinleme becerilerini güçlendirmenin yanı sıra İngilizce telaffuzunu da geliştirecek—ayrıca gayet eğlenceli!

Sana En Uygun olan İngilizce Podcast’i Seçmek

Podcast’lerden İngilizce konuşmayı öğrenmekte faydalanmanın yollarını öğrendiğine göre, artık öğrendiklerini uygulamaya dökme zamanı! Öğrencilerimle beş yılı aşkın süredir kullandığım birkaç temel kaynağı seninle paylaşacağım.

Aşağıda bu kaynaklara giden bağlantıları ve doğru İngilizce podcast’i nasıl seçeceğinle ilgili son ipuçlarımı bulacaksın.

Monolog Podcast’ler:

Diyalog Podcast’leri:

Hem diyalog hem monolog içeren podcast’leri ise bu bağlantıda bulabilirsin.

Uzunluk

Bu alıştırmalara başlarken, seçtiğin İngilizce podcast’lerin çok uzun olmamasına (beş dakikadan uzun olmamasına) dikkat et.

Ben, diyalog çalışmak için Podcasts in English’i (buradaki podcast’ler 3-4 dakikalık) ve monolog çalışmak için Scientific American’ı (buradaki podcast’ler 1 dakikalık) öneriyorum.

İngilizce Çeşitliliği

Eğer İngiliz İngilizcesi pratiği yapman gerekiyorsa, yalnızca İngiliz İngilizcesinin kullanıldığı podcast’leri tercih etmek isteyebilirsin. Fakat yine de kendini İngilizcenin tek bir çeşidiyle sınırlama.

İngilizce küresel bir dil olduğundan, nereye gitsen duyacağın pek çok çeşidi var. Bu yüzden, bu meydan okumayı kabul et ve çeşit çeşit İngilizce dinle!

Konu

İlgini çeken konuları seç! Bir eğitim alanın veya işin ve hobilerin var ve İngilizce konuşan kişilerle karşılaştığında bunlar üzerine konuşabilecek durumda olmayı istersin. Bu yüzden, konuşmak istediğin konuyla ilgili İngilizce kelimeleri ve ifadeleri öğrenmek için çalışma ve ilgi alanlarına uygun konuları ele alan podcast’leri dinle. Hem bu sayede alıştırma yaparken de sıkılmazsın.

Metin (konuşmaların yazılı dökümü)

Daha önce de bahsettiğim gibi, elinde konuşmaların yazıya dökülmüş halinin olması iyidir. Çünkü bu sayede istediğin zaman metne başvurup dinlerken iyi duyamadığın İngilizce kelimeleri kolayca öğrenebilirsin. Metinler aynı zamanda tekrar metoduyla çalışmak isteyenler için de harika kaynaklardır, çünkü pratiğini yapmak istediğin sözlerin ve cümlelerin hepsini tek tek yazmak zorunda kalmazsın.

Umarım bu ipuçları podcast’lerden İngilizce öğrenmen ve kendi kendine konuşma pratiği yapmaya başlaman konusunda sana yardımcı olur! Çok çalış, sesini kaydet, kendini dinle, sonra önerdiğimiz İngilizce podcast’lerle bir daha pratik yap; inan ki bu sayede 2-3 ay içerisinde inanılmaz sonuçlar göreceksin!


Elena Mutonono, LinkedEnglish Pronunciation derslerinin yazarı. Mutonono’nun telaffuz eğitimi metotları öğrencilerin daha açık ve net, daha özgüvenli ve yüksek tempolu konuşmalarına yardımcı olmasının yanı sıra, dinleme becerilerini de geliştiriyor. Mutonono çevrimiçi olarak verdiği İngilizce akıcılık derslerine ek olarak, İngilizce öğretmenlerine çevrimiçi öğretmen girişimciliği alanında eğitimler de veriyor.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.