ingilizce-metin

İngilizce Yazılmış Metinleri Anlamak için 7 Hile

Dünyada 129 milyonun üzerinde kitap var.

Her yıl, İngilizce konuşulan ülkelerde yarım milyon civarında yeni kitap yayınlanıyor. İngilizce yazılmış diğer metinleri sayamıyoruz bile!

Çevrimiçi olarak rakamlar daha da etkileyici: Tahminlere göre, günde iki milyonun üzerinde yeni blog yazısı yayınlanıyor ve Wikipedia’da şu anda beş milyonun üzerinde İngilizce makale var.

Bu epey bir içerik demek!

Demek ki, İngilizce okuyacak çok şeyiniz var; peki, ama bunları okumayı nasıl öğreneceksiniz?

Endişelenmeyin, bu yazıdaki ipuçlarını kullanarak istediğiniz her şeyi okumayı öğrenebilirsiniz.

Çünkü okuma becerisi öğrenilebilen bir beceridir ve zamanla geliştirilebilir.

Bu yedi teknikle İngilizce okuduğunuz şeyleri daha iyi anlayabilirsiniz – seviyeniz ne olursa olsun. Özellikle daha zorlayıcı metinlere geçtiğinizde, bu sistemin size büyük yardımı dokunacak.

Learn a foreign language with videos

Biraz Zorlayıcı Metinlerle İngilizce Okumayı Öğrenin

İngilizce okumayı öğrenirken en iyisi okuma seviyenizin biraz üzerindeki metinleri okumaktır.

Bu da sizin için biraz zor olan makale ya da kitapları okumanız anlamına gelir. Metinlerdeki bazı kelimeler ve cümleler size tanıdık gelmeyebilir veya sizin için biraz zorlayıcı olabilir, ama yine de metnin neden bahsettiğini anlayabilirsiniz.

Peki, neden rahatça okuyabildiğiniz seviyenin üzerinde okumalısınız? Kolay bir şey okumak eğlenceli olabilir, fakat yalnızca kolay metinleri okursanız, kendinizi geliştiremezsiniz. Zaman zaman daha kolay bir şeyler okumak iyi bir fikir olabilir, ancak bu sizi bir sonraki seviyeye taşımaz. Size kolay gelenin hemen üzerinde bir seviyeyi okuyarak her seferinde biraz daha fazlasını öğrenmek için kendinize meydan okumuş olacaksınız.

Bu yolla okuma seviyenizi gittikçe daha da yükseltebilirsiniz. Farkına bile varmadan, size önceden biraz zor gelen bir metin artık kolay gelmeye başlar!

Yine de, kendinizi seviyenizin çok üzerindeki bir şeyi okumaya zorlamayın – eğer bunu yapmak zorunda değilseniz. Fazla zor bir metin üzerinde çalışmak oldukça sinir bozucu olabilir. Bu yüzden amaç biraz zorlayıcı olan fakat çok da zor olmayan bir metin bulmaktır.

Okumaya Başlamadan Önce Atmanız Gereken Adımlar

İster kolay bir şey, ister zor veya tam seviyenize uygun bir şey okuyor olun, işte size okumanızı kolaylaştırmak için atabileceğiniz bazı adımlar (üstelik daha okumaya bile başlamadan!).

  • Günün en uyanık olduğunuz zamanını seçin. Sabah insanı mısınız yoksa gece insanı mı? Beyninizin günün belirli bir bölümünde daha iyi çalıştığını mı hissediyorsunuz? Okumak için işte tam o zamanı seçin.
  • Okuma hedefinizi belirleyin. Bu metni neden okuyorsunuz? Metni nasıl okuduğunuz, metinden ne almak istediğinize bağlı olarak değişecektir. Bir metni genel olarak anlamak için okumak, metni tamamen anlamak için okumaktan veya metinden yeni kelimeler öğrenmek için okumaktan tamamen farklı olacaktır.
  • Metni gözden geçirip tarayın. Metni taramak, bir metne metnin belirli bir bölümünü veya belirli bir sorunun cevabını aramak üzere bakmak demektir. Metni gözden geçirmek ise her bir kelimesini okumadan metne çabucak göz atmaktır. İkisi de okumaya başlamadan önce kullanabileceğiniz harika stratejilerdir. Metni veya konuyu, okuyacağınız metinle ilgili kaba bir fikre sahip olacak kadar anlamanızı sağlarlar.
  • Rahat bir şekilde oturduğunuzdan ve ortamın bol ışık aldığından emin olun. Zayıf ışık gözlerinizi zorlayabilir, rahatsız bir pozisyon ise dikkat dağıtıcıdır. Aklınızın tamamen metinde olmasını istersiniz, berbat sandalyeniz yüzünden sırtınızın ne kadar ağrıdığında değil!
  • Dikkatinizi dağıtacak şeylerden kurtulun. Okurken konsantre olmanıza yardımcı olması için kendinize huzurlu ve sessiz bir yer bulun. Televizyonu kapatın, telefonunuzu sessize alın ve tek başınıza sessiz bir odaya geçin.
  • Okurken satırları takip etmek için parmağınızı ya da kaleminizi kullanın. Eğer hala odaklanmakta zorluk yaşıyorsanız, kelimeleri okurken satırları parmağınızla ya da kaleminizle takip edin. Bu gözlerinizin sayfanın başka yerlerine kaymasını engellemeye yardımcı olacaktır.
  • Ara verin. Bir süre sonra beyniniz yorulur. Yorulduğunuzda, odaklanmak zor olabilir. Gözlerinizi ve zihninizi dinlendirmek için molalar planlayın veya kısa süreli okumalar yapın.

The Atlantic Dergisinden bir Makale ile İngilizce Okumayı Öğrenin

2008 yılında, gazeteci Nicholas Carr, The Atlantic dergisinde “Is Google Making Us Stupid?” yani “Google Bizi Aptallaştırıyor mu?” başlıklı bir makale yazdı. Makale Google’ın ve internetin okuma ve düşünme biçimimizi nasıl değiştirdiği ile ilgiliydi. Bu makale günümüz teknolojisinin beyinlerimizin çalışma biçimini nasıl değiştirdiğine dair ilginç bir bakış açısı getirse de, İngilizce öğrenenler için oldukça zor bir parça.

Size kolay ya da zor herhangi türden bir metni nasıl okuyacağınızı göstermek için, öğrenme ipuçlarımızı Carr’ın bu makalesinin (biraz değiştirilmiş) iki paragrafı üzerinde uygulamalı olarak göstereceğiz.

Bu iki paragraf aşağıda. Şimdi bu paragrafları okumaya çalışın, ancak eğer anlamazsanız endişelenmeyin. Size söz veriyoruz, bu yazının sonunda anlayacaksınız!

Reading is not an instinctive skill for human beings. It’s not etched into our genes the way speech is. We have to teach our minds how to translate the symbolic characters we see into the language we understand. And the media or other technologies we use in learning and practicing the craft of reading play an important part in shaping the neural circuits inside our brains.

Experiments demonstrate that readers of ideograms, such as the Chinese, develop a mental circuitry for reading that is very different from the circuitry found in those of us whose written language employs an alphabet. We can expect as well that the circuits woven by our use of the Net will be different from those woven by our reading of books and other printed works.

Herhangi Bir İngilizce Metni Anlamak İçin 7 Hile

1. Başlamadan önce bir kelime listesi çıkartın.

Yukarıdaki parçada bilmediğiniz bazı İngilizce kelimeler fark etmiş olabilirsiniz. Metni anlamak için bazı kelimeler diğerlerinden daha önemlidir (bunları ikinci ipucumuzda daha ayrıntılı bir şekilde öğreneceğiz). Metni okumadan önce bilmediğiniz kelimeleri tespit etmek için metne hızlıca göz gezdirin ve kelimelerin yanına tanımlarını da yazdığınız bir liste oluşturun.

Okuduğunuz metinlerde öncelikli olarak aramanız gereken kelimeler:

  • Birden fazla kez tekrarlanan kelimeler.
  • Kısa cümlelerdeki bilinmeyen kelimeler.
  • Daha önce başka yerlerde gördüğünüz kelimeler.

İşte size örnek metnimizden çıkarılabilecek bir örnek kelime listesi:

  • Instinctive: İçgüdüsel; öğrenme ihtiyacı duymadan yaptığınız ya da nasıl yapılacağını bildiğiniz şeyler.
  • Etched: Kazınmış; bir yüzeye kazınmış bir şey veya hafızanıza kazınmış, çok iyi hatırladığınız bir şey.
  • Circuitry: Devre; bir şeyin takip ettiği kapalı yol veya rota  – genellikle bir elektrik akımının.

2. Her bir kelimeyi tanımlamayın.

1 numaralı ipucunda da bahsettiğimiz gibi, bir metni anlamak için bütün kelimelerini bilmenize gerek yok. Her bir kelimenin anlamını bulmak için durmak zaman alır ve metni anlama sürecinde dikkatinizi dağıtır.

Bilmediğiniz bir sözcükle karşılaştığınızda, kendinize o sözcük olmadan da cümleyi anlayıp anlayamadığınızı sorun.

Örnek metnimizde, ilk paragrafın son cümlesi şöyle diyor:

“And the media or other technologies we use in learning and practicing the craft of reading…”

“Craft” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyor olabilirsiniz, fakat aslında bilmenize de gerek yok! Bu kelimenin üzerinde durmasanız da  cümleyi anlayabilirsiniz: “And the media or other technologies we use in learning and practicing reading…”

Eğer merak ediyorsanız, “craft” bir şeyi yapma veya yaratma becerisi, yani zanaat anlamına gelir. Artık bunu biliyorsunuz!

3. Bağlamdaki İpuçlarından Faydalanın.

Cümlelerin en harika yanı, yeni kelimelere bir bağlam kazandırmalarıdır. Bu, bilinmeyen bir kelimenin etrafında anlamını açıklığa kavuşturacak başka kelimeler olduğu anlamına gelir. Bilinmeyen kelimeden önce ve sonra gelen sözcüklere bakarak genel bir anlam çıkarabilirsiniz.

Örneğin, ilk paragrafın son cümlesinin sonunda “neural circuits inside our brains,” yazıyor ve siz “neural circuits” nedir bilmiyorsunuz. Cümlenin bu kısmı sizin için, “beynimizin içindeki neural circuits” şeklinde. Ancak cümlenin gerisine bakarak, en azından “neural circuits” denilen şeyin beynimizin içindeki bir şey olduğunu anlayabilirsiniz.

Eğer okumaya başlamadan önce bir kelime listesi yaptıysanız, circuit kelimesinin devre anlamına geldiğini zaten biliyorsunuzdur. Bu yüzden neural circuit tamlamasının düşündüğümüzde, hareket ettiğimizde veya bir şey öğrendiğimizde beynimizdeki sinyallerin aldığı yol olduğunu tahmin etmiş olabilirsiniz. Eğer tahmininiz buysa, haklısınız!

4. Bildiğiniz kelime köklerine, ön ek ve son eklere bakın.

İngilizcedeki çoğu sözcüğün oluşumunda Latince, Yunanca ve başka birtakım dillerden faydalanılmıştır. 

Ön ekler sözcüklerin başına gelen sözcük parçalarıdır. Ön eklere örnek olarak şu ikisini verebiliriz:

  • bi- (“iki” demektir) Kullanım örnekleri: bicycle, bipedal, bilateral (Türkçede sırasıyla bisiklet, iki ayaklı, iki taraflı)
  • im- (kelimeye olumsuzluk anlamı verir) Kullanım örnekleri: impossible, imperfect, immoral (sırasıyla imkansız, kusurlu, ahlak dışı)

Son ekler kelimelerin sonlarına gelirler. Son eklere örnek olarak şu ikisini verebiliriz:

  • -ology (“- çalışması” anlamına gelir). Kullanım örnekleri: biology, archaeology, zoology (sırasıyla biyoloji , yani yaşam bilimi; arkeoloji – kazı bilimi, zooloji – hayvan bilimi)
  • -less (Türkçedeki “-sız” son eki gibi kullanılır) Kullanım örnekleri: powerless, worthless, pointless (sırasıyla güçsüz, değersiz, anlamsız)

Kökler ön ve son ekleri çıkardığınızda kelimede geriye kalan kısımlardır. Kök, kelimenin esas anlamını veren ana bölümüdür. Örneğin:

  • bio (“yaşam” demektir) Kullanım örnekleri: biology, biodegradable, antibiotic (Türkçede sırasıyla biyoloji, yani yaşam bilimi; doğada çözünebilir; antibiyotik)
  • hydro (“su” demektir) Kullanım örnekleri: dehydrate, hydroelectric (Türkçede sırasıyla sıvı kaybetmek ve hidroelektrik, yani su gücüyle elde edilen elektrik enerjisi)

“Bicycle” ve “biology” kelimelerinin başında aynı “bi” varmış gibi görünüyor. Ancak bu tam olarak doğru değil. Bi ve bio iki farklı Latince kelimeden gelir. Bu yüzden yeni bir kelimeye bakarken dikkatli olun. Ön ekler, son ekler ve kökler oldukça kullanışlı olabilir, ancak bunlara bakmak yalnızca bir kelimenin muhtemel anlamını çıkartmanın bir yoludur.

İki örnek paragrafımızda Latince kökenlerinden tanıyabileceğiniz birkaç kelime var:

  • Ideogram, bir kavramı veya şeyi sesler yerine şekillerle gösteren yazılı sembollerdir (rakamlar gibi). Bu sözcük, idea (form) kökünden gelmiş ve  –gram (yazılma metodu) son ekini almıştır.  -gram son ekini “telegram” ve “Instagram” sözcüklerinden de hatırlayabilirsiniz.
  • Circuit (muhtemelen artık bildiğiniz üzere) kapalı bir döngü veya yoldur, Türkçedeki karşılığı devredir. Circuit sözcüğü Latince circum (daire, halka, çember) kelimesinden gelir,  bu kökü daha yaygın kullanılan”circle” (Türkçede daire, halka, çember) kelimesinden tanıyorsunuzdur.

5. Cümleleri öbekler halinde bölün.

Artık kelimelerin tek başlarına anlamlarını bildiğinize göre, bu yeni bilgiyi tam cümlelere uygulayabilirsiniz. Bazı cümleleri takip etmek zor olabilir çünkü uzun olabilirler veya karmaşık bir yapıları olabilir. Onları daha küçük parçalara bölerek anlaşılması daha kolay hale getirebilirsiniz. Cümleleri virgüllere göre veya ifade ettikleri düşünce ve fikirlere göre ayırabilirsiniz.

İkinci paragrafın ilk cümlesi oldukça uzun:

“Experiments demonstrate that readers of ideograms, such as the Chinese, develop a mental circuitry for reading that is very different from the circuitry found in those of us whose written language employs an alphabet.”

Bu cümleyi bölüp parça parça ele almaya çalışın. Her bir parçayı kendi kelimelerinizle yeniden ifade etmek faydalı olabilir. Aşağıda, cümlenin parçalarını hem İngilizcede farklı bir şekilde ifade edilmiş şekilde, hem de Türkçe karşılıkları ile göreceksiniz. Yukarıdaki cümleyi bölersek, ortaya şöyle bir şey çıkar:

  • Experiments demonstrate that — studies show that
    Deneyler gösteriyor ki — araştırmalar gösteriyor ki
  • readers of ideograms — people who read characters (which show meaning instead of sounds)
    İdeogram okurları — (sesler yerine anlamları gösteren) karakterleri okuyan insanlar
  • such as the Chinese — Chinese people are an example of ideogram readers
    Çinliler gibi  — Çinli insanlar ideogram okurlarının örnekleridir
  • develop a mental circuitry for reading — create paths in their brains when they read
    okumak için zihinsel bir devre geliştirirler — okurlarken beyinlerinde yollar oluştururlar
  • that is very different from the circuitry — which are not like the paths
    …. devreden çok farklı olan  — …. yollar gibi olmayan
  • found in those of us whose written language employs an alphabet — found in people who use an alphabet
    yazılı dil olarak alfabe kullananlarımızda bulunan  — alfabe kullanan insanlarda bulunan

Cümlenin farklı bölümlerini anladığınıza göre, artık cümleyi kendi sözcüklerinizle bir araya getirebilirsiniz:

Araştırmalar alfabe yerine karakterleri okuyan insanların (örneğin, Çinliler) alfabe kullanan insanlarınkinden daha farklı beyin yolları vardır.

Bakın, cümle göründüğü kadar karmaşık değilmiş!

6. Bağlantılı sözcüklere ve fikirlere bakın.

Her bir cümleyi anlamak iyi bir başlangıç, ancak artık sıra bütün cümleleri birbirine bağlayıp metnin tamamını anlamakta. Bunu bağlantılı sözcük ve fikirlere bakarak ve nasıl bir araya geldiklerini anlayarak yapabilirsiniz.

Bunu yapmanın bir yolu, tekrarlanan kelime ve ifadelere bakmaktır. Bu metot, örneğimizde işe yarıyor çünkü “circuit” kelimesi yalnızca iki paragrafın içinde bile pek çok kez tekrarlanıyor.

İlk paragraf, okuma biçimimizin beynimizin (sinir devrelerini kullanarak) bilgileri anlamlandırma yolunu değiştirdiğini belirtiyor. İkinci paragraf ise bunun daha belirgin bir örneğini veriyor. Bu paragraf, alfabe kullanarak okuyan insanların ve ideogram kullanarak okuyan insanların çok farklı beyin devrelerine sahip olduğunu ifade ediyor.

Sizin okuduğunuz metinde tekrarlanan sözcükler olmayabilir. Bu durumda, koyu yazılmış kelimelere, italik yazılmış kelimelere veya “tırnak işaretleri” arasında bulunan diyaloglara dikkat edebilirsiniz.

Eğer kurgu okuyorsanız, karakterlerin başına gelen şeyler ve onların bu olaylara verdiği tepkilere dair bir ipucu bulmak için duygulara bakabilirsiniz. Kurgu-dışı metinlerde, bilgileri zihninizde organize edebilmek için “before,” “then” ve “soon after” (sırasıyla “önce”, “sonra” ve “çok geçmeden”) gibi zamanla ilgili kelime ve ifadelerden yardım alabilirsiniz.

Metnimizde yalnızca “circuit” kelimesini takip ederek, neredeyse bütün metni anlıyorsunuz. Geriye yalnızca bir ipucumuz daha kaldı.

7. Okuyun ve Özetleyin.

Kelimeleri anlıyorsunuz. Cümleleri anlıyorsunuz. Hatta fikirleri de anlamaya başlıyorsunuz. Şimdi durun! Metni bir kez daha okuyup özetlemeye çalışın. Ana noktaları ve fikirleri kendi kelimelerinizle ifade edin.

Bu yedi ipucundan faydalanarak metni adım adım ele aldıktan sonra, ilk kez tam anlamıyla okuduğunuzda çok daha iyi anlamanız gerekir. İşte size metnin daha basit kelimelerle oluşturulmuş bir özeti:

Okumak doğal olarak yaptığımız bir şey değildir, bu yüzden beyinlerimizin sayfadaki harfleri asıl anlamlarına nasıl dönüştüreceğini öğrenmeleri gerekir. Nasıl ve nerede okuduğumuz beyinlerimizin bu dönüşümü yapma biçimini değiştirebilir.

Araştırmalar beyinlerimizin alfabetik bir metin okuduğumuzda, ideogram biçiminde (Çince karakterler gibi) yazılmış bir metin okuduğumuz zamankinden daha farklı yollarla çalıştığını göstermiştir. Bu da, muhtemelen beyinlerimizin çevrimiçi bir metin okuduğumuzda da, basılı bir kitap okuduğumuz zamankinden farklı çalıştığı anlamına geliyor.

Başka bir deyişle, sırf şu anda bu sözleri basılı bir sayfa yerine bir ekranda okuyarak bile beyninizin çalışma biçimini değiştiriyor olabilirsiniz. Oldukça çılgınca, değil mi?

Sizin özetiniz ve anladıklarınız, yukarıdaki özete ne kadar yakındı?

Ne Zaman Yardıma İhtiyacınız Olduğunun Farkına Varın

Az önce bir metni hemen hemen hiç anlamıyorken, gayet iyi anlayacak hale geldiniz. Harika bir iş çıkardınız! Artık önünüze çıkan her metni okuyabileceğinizi biliyorsunuz.

Biz aslında çok daha uzun olan bir makalenin yalnızca iki paragrafını kullandık. Siz bütün makaleyi bu şekilde, parça parça birer ya da ikişer paragraf üzerinde çalışarak okuyabilirsiniz.

Yine de bazen zorlanabilirsiniz, bu yüzden yardım istemenin normal olduğunu unutmayın! Eğer bir metnin bir kısmı size çok zor geliyorsa, anlamadığınız yeri bir arkadaşınıza, ana dili İngilizce olan birine veya bir öğretmene sorabilir, hatta Google’a makalenin başlığını yazıp yanına “summary” veya “özet” yazarak okuduğunuz makalenin bir paragraflık birkaç özetini bile bulabilirsiniz.

Örnek makalemizin yazarı Google’ın bizi aptallaştırdığını düşünüyor olabilir, ancak daha akıllı olmamız için bize yardım ettiği de bir gerçek! İngilizce öğrenmeyi kolaylaştıracak pek çok şeyi orada bulabilirsiniz, size de çalışmak kalır! Okunacak tonlarca İngilizce metin sizi bekliyor!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.