ingilizce-kendini-tanitma

İngilizce Kendini Tanıtma: Özgüvenini Artıracak 6 Basit Adım

İlk İngilizce dersini hatırlıyor musun?

Çok uzun zaman önce  ilk İngilizce dersine girdiğinde ilk öğrendiğin şey İngilizce kendini tanıtma.

“My name is Ali – Benim adım Ali” dedin. “What’s your name? – Adın ne?”

Sınıfta veya evde bu tarz İngilizce tanışma diyalogları pratiği yapmak kolay.

Fakat okullarda, kurslarda yani resmi kanallardan aldığımız İngilizce derslerinde bazı şeyleri öğrenemeyiz.

Ne yazık ki gerçek dünyada yetişkinler olarak İngilizce kendini tanıtma korkunç gelebilir.

Yeni insanlarla tanışmamak için çok ama çok çabalayabilirsin.

Neden mi? Çünkü yabancıların bizim gibi olmalarını isteriz ve bizim şaşkın olduğumuzu düşünmelerini veya bizden nefret etmelerini sağlayacak bir şey yapmaktan korkarız.

Bugün, İngilizce kendimizi nasıl tanıtırız göreceğiz ve yeni biri ile tanışmak için ihtiyacın olacak tüm İngilizce bilgileri ele alacağım.

Sonuç olarak yeni insanlarla tanışmayla ilgili yaşadığın gerginlik sona erebilir çünkü en iyi kendini tanıtma ifadelerini burada bulacaksın.

Kendini güvenle tanıtabileceksin ve dopdolu İngilizce konuşmalara devam edeceksin.

Kulağa çok hoş geliyor, değil mi?

İngilizce Kendini Tanıtma Korkusuzca ve Güvenle 6 Basit Adımda Nasıl Yapılır?

İngilizce kendini tanıtma ifadelerine, kalıplarına, cümlelerine bakmadan önce bunları nasıl pratik yapacağını veya hepsini nasıl aklında tutacağını merak ediyor olabilirsin. İngilizce kendimizi nasıl tanıtırız adım adım göreceksin.

İyi haber: FluentU gibi uygulamalar ile bu aşağıdaki gibi temel İngilizce ifadeleri doğal bir şekilde öğreneceksin.  FluentU, dil öğrenme deneyimine dönüştürülen diyaloglar, YouTube klipleri, ilham verici konuşmalar gibi ve daha fazlasının olduğu gerçek dünyadan İngilizce videolar sunuyor.

Ana dili İngilizce olanların günlük hayatlarında kullandıkları gibi İngilizce duyacaksın ve etkileşimli alt yazılar, flaş kartlar, alıştırmalar ile FluentU, yeni kelimeleri öğrenmeni ve aklında tutmanı sağlar. FluentU, gerçek dünyada yapacağın konuşmalar için gerekli güveni inşa etmenin eğlenceli bir yoldur. 

Learn a foreign language with videos

1. Break the Ice

ingilizce kendini tanıtma

“Break the ice” en çok kullanılan İngilizce ifadelerden biridir. Biriyle havayı yumuşatmak, resmiyeti gidermek, buzları eritmek anlamındadır. İngilizce kendini tanıtmanın ilk adımıdır.

Tanımadığın biriyle konuşma başlatmanın pek çok yolu var. Unutmaman için iki üç tanesini ezberlemeni tavsiye ederim.

Her yerde, her zaman kullanabileceklerini seç. Hangisi sana daha doğal geliyor? En önemli şey bunları söylerken rahat olman.

İşte en kolayı: hello (merhaba) de ve adını söyle. Sonra mümkünse tokalaş.

                 Amy: Hello. I’m Amy.
Merhaba, ben Amy.

                (Elini uzat.)

                Brian: Hello, I’m Brian.
Merhaba, Ben Brian.

                (Tokalaşın.)

                Amy: Nice to meet you.
Tanıştığımıza memnun oldum.

Gördün mü? Bu kadar kolay. “Good morning: günaydın,” “good afternoon: tünaydın” and “good evening: iyi akşamlar” gibi diğer çok kullanılan İngilizce selamlaşma ifadelerini kullanarak da buzları eritebilirsin.

Soru sormanın yanı sıra buzları eritmenin bir başka iyi yolu ise çok temel bilgileri sormak. Konuşmayı başlatmak için de bir bahane bulmuş olursun.

İşte bazı örnekler:

                Excuse me, do you know what time it is?
Affedersiniz, saat kaç biliyor musunuz?

                Sorry to bother you, but where is the meeting?
Rahatsız ettiğim için özür dilerim ama toplantı nerede?

                Excuse me, are you going to the restaurant?
Affedersiniz, restorana mı gidiyorsunuz?

O anda olan ve gerçekten istediğin veya ihtiyacın olan bilgiler ile ilgili bir konuyu seç.

Buzları eriten bir başka şey ise iltifat. Konuşmaya çalıştığın kişi ile ilgili hoşuna giden, beğendiğin bir şeyi bul ve söyle.

İltifat etmek için eşya seçerken dikkatli ol.  Kişinin kendisiyle ilgili bir iltifat olmasın çünkü rahatsız olabilir veya yeni tanışılan biri için aşırı samimi veya abartılı olarak düşünebilir.

                I love your dress.
Elbiseni çok beğendim.

                You have a beautiful dog.
Çok güzel bir köpeğiniz var.

                Is that your car? I really like it.
Bu yeni arabanız mı? Gerçekten beğendim.

2. Birbirini Takip Edebilecek Sorular Sor

Konuşmayı devam ettirmeye ihtiyacın var.

Bunu yapmak için çok daha basit sorular hazırla. Daha önce olduğu gibi üç ya da dört soru ezberle.

Sorular her zaman yorumlardan daha iyidir çünkü sorular karşındaki insanı konuşturur ve söyleyebileceğin yeni şeyler düşünmek için sana zaman kazandırır.

How are you? – Nasılsınız?

Where are you from? – Nerelisiniz?

What are you doing here? –Burada ne yapıyorsunuz? veya
 What brings you here? –Sizi buraya hangi rüzgar attı?

Are you having a good time? – İyi zaman geçiriyor musunuz?

3.Dinle ve Daha Fazla Soru Sor

ingilizce-kendini-tanitma

Eğer İngilizcene çok da güvenmiyorsan konuşmaktansa karşındakini dinlemek daha kolaydır.

İlk sorundan itibaren cevaplara dikkate et ve daha fazla ayrıntı sor. İnsanlar kendilerinden bahsetmeyi severler bu yüzden bu sorun olmayacak. Aşağıda bazı örnek konuşmalar var.

                Amy: How are you?
Nasılsın?

                Brian: A little tired.
Biraz yorgunum.

                Amy: Why is that?
Neden?

                Brian: I didn’t sleep well last night.
Dün gece iyi uyuyamadım.

                 Amy: I’m sorry to hear that.  What went wrong?
Bunu duyduğuma üzüldüm. Sorun neydi?

                Brian: I’m a bit jet-lagged from my flight.
Biraz jet-lag yaşıyorum. (Uzun yolculuk beni biraz yordu.)

                Amy: I bet. Where did you fly from?
Eminim öyledir. Nereden uçakla geldin?

                Brian: I came from London last night.
Dün gece Londra’dan geldim.

                Amy: That’s far! Was it a long flight?
Uzak! Uzun bir uçuş muydu?

                 Brian: Just a few hours. But I had a long layover in Frankfurt.
Sadece birkaç saat. Fakat Frankfurt’ta uzun bir mola verdim.

Amy’nin konuşmayı her seferinde Brian’ın daha fazla detay anlatması için nasıl soru sorduğunu görebilirsin. Bunu yaparak onla ilgili daha fazla şey öğrendi.

Bir başka örneğe bakalım:

                Amy: Where are you from?
Nerelisin?

                Brian: I’m from England.
İngiltereliyim.

                Amy: Wow! That’s far! When did you arrive?
Vay! Uzakmış! Ne zaman geldin?

                Brian: I flew in last night.
Dün gece uçakla geldim.

                Amy: Was it a long flight?
Uzun bir uçuş muydu?

                 Brian: Just a few hours. But I’m still feeling jet-lagged.
Sadece birkaç saat ama hala jet-lag yaşıyorum.
(Hala yol yorgunluğu hissediyorum.)

                Amy: What’s the time difference?
Kaç saat farkı var?

Bu konuşmanın biraz değiştiğini görebilirsin fakat aynı sorular hala işe yarıyor.

İnsanlarla tanıştığımızda birbirimizi tanımak için genelde benzer tanışma diyalogları kurarız. Bu yüzden bu tanışmaları pratik yapmak ve en çok kullanılan soruları ezberlemek çok önemli.

Daha fazla örneğe bakalım. Amy ve Brain’ın bir iş konferansında olduğunu farz edelim.

                Amy: What are you doing here?
Burada ne yapıyorsunuz?

                Brian: I’m here for the conference.
Konferans için buradayım.

                Amy: So am I. What company are you from?
Ben de. Hangi şirkettensiniz?

                Brain: I’m with the Sales team from Samsung.
Samsung’un Satış ekibiyle birlikteyim.

                Amy: That’s really interesting. Do you like it?
Gerçekten ilginç. Bundan hoşlanıyor musunuz?

                Brian: Most of the time, yes.
Çoğu zaman, evet.

                Amy: What do you like about it?
Neyinden hoşlanıyorsunuz?

                Brian: I get to travel to nice conferences like this!
Bunun gibi harika konferanslara gidiyorum.

İş için seyahat ediyorsan insanların ne iş yaptıklarını sormak her zaman işe yarar. Ancak konuşmayı olumlu yönde tutmaya özen göster. Sana katılmamaları durumunda işleriyle ilgili hiçbir kötü şey söyleme.

 4. Kendinle İlgili Belli Başlı Cevaplar Hazırla.

Konuşmak, sohbet etmek her zaman soru sormak değildir.

Nihayetinde konuştuğun kişiler de sana aynı soruları soracak ve sen de onları cevaplayacaksın. Bu nedenle bu soruları kolayca cevaplayabilmen çok önemli. Hata yapma ihtimalini azaltmak için cevaplarını kısa ve basit tut.

Bu sorular için cevaplar hazırla:

                Where are you from? – Nerelisiniz?

                What do you do? – Ne iş yapıyorsunuz?

                What are you doing here? – Burada ne yapıyorsunuz?

                Do you like your job? – İşinizi seviyor musunuz?

                How was your trip? – Yolculuğunuz nasıldı?

                Are you having a good time? – İyi zaman geçiriyor musunuz?

                What do you think of the weather?  – Hava durumuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

                What do you think of the movie/event/conference/restaurant?                  Film/etkinlik/konferans/restoran ile ilgili ne düşünüyorsunuz?   

Hatta daha özel sorulara karşı genel cevaplar hazırlayabilirsin. Genellikle olumlu şeyler söyle sonra daha fazla ayrıntı ekle. Ayrıntılar eklemek sohbeti daha ilginç hale getirir. Sonra bir soru sorabilirsin.

Örnek 1:

                Brian: What do you think of restaurant?
Restoranla ilgili ne düşünüyorsun?

                 Amy: It’s really nice.  I especially liked the fish. Did you?
Gerçekten harika. Özellikle balığı beğendim. Ya sen?

Örnek 2:

                Brian: How do you find the conference?
Konferansı nasıl buldunuz?

                 Amy: It’s really interesting.  I especially liked the first speaker.  What did you  think?
Gerçekten ilginç. Özellikle ilk konuşmacıyı beğendim. Sizce?

Örnek 3:

                Brian: How was your trip? Yolculuğun nasıldı?

                Amy: It was mostly fine. I only had one layover. How was yours?
Genelde iyiydi. Bir kere mola verdim. Senin ki nasıldı?

5. Bir Çıkış Planı Yap

Her konuşma iyi gidecek diye bir şey yok.

Eğer daha fazla konuşacak bir şey bulamazsan veya konuştuğun insanla herhangi bir bağ kuramazsan kibarca sohbeti bırakmanın bir yolunu bulmalısın. Aksi takdirde sohbet esnasında rahatsız edici bir sürü sessizlik oluşacaktır.  Konuşmayı kibarca bırakmak için birkaç önemli taktik.

                Excuse me, I need to (find my friend/go to a meeting)
Affedersiniz (arkadaşımı bulmam/ bir toplantıya gitmem) gerekiyor.

                Well, it’s been lovely talking to you.
Sizinle konuşmak güzeldi.

                Best of luck.
İyi şanslar

                Nice to meet you, Brian.
Tanıştığımıza memnun oldum, Brian.

                I hate to run off, but I need to go.
Bırakıp gitmekten nefret ediyorum ama gitmem gerekli.

                Let me give you my card before I go.
Gitmeden önce kartımı vereyim.

                Enjoy your time here!
Keyfinize Bakın (İyi eğlenceler)

Bu ifadeleri söylerken konuşmayı bitirdiğini açıkça göstererek tokalaşmak için elini uzat.

6. Gülümse ve Kendine Güven

ingilizce-kendini-tanitma

En büyük yargılayıcın sen kendinsin.

Pek çok insan gelip onlarla konuştuğun için mutlu olacaktır. Hata yapsan bile konuşmaya devam et. İnsanlar, küçük hatalardan ziyade senin gülümsemeni ve kendine olan güvenini hatırlayacak.

Son olarak yeni biriyle tanıştığında hazır olmak için İngilizce kendini tanıtma ifadelerini evde veya bir arkadaşınla birkaç kez pratik yap.

“Now, if you’ll excuse me, I have to run.
Artık müsaadenle yapmam gereken işlerim var

It’s been lovely talking to you about introductions in English.
İngilizce kendini tanıtma ile ilgili seninle konuşmak güzeldi

Enjoy your time speaking English!”
İngilizce konuşmanın keyfini çıkar!”

Ayrıca Bir Şey Daha Var…

Eğer gerçek dünyada kullanılan İngilizceyi öğrenmeyi seviyorsan FluentU’yu da seveceksin. FluentU, popüler talk şovlar, çekici müzik videoları ve komik reklamlar vasıtasıyla İngilizce öğrenmeni sağlar, burada görebileceğin gibi:

en iyi ingilizce uygulamalar

Ne izlemek istiyorsan FluentU uygulamasında bulabilirsin.

FluentU uygulaması İngilizce video izlemeyi gerçekten kolaylaştırıyor. Etkileşimli alt yazılar var. Resmini, tanımını, ses kaydını ve faydalı örneklerini görmek için herhangi bir kelimeye dokunabileceğin anlamına geliyor.

en iyi ingilizce uygulamalar

FluentU, dünyaca ünlü kişiler ile ilgi çekici içerikler vasıtasıyla öğrenmeni sağlar.

Örneğin, “brought” kelimesine dokunduğun zaman, şunu göreceksin:

en iyi ingilizce uygulamalar

FluentU’da herhangi bir kelimenin anlamına bakmak için üzerine dokun.

 

Küçük testler ile herhangi bir videodaki bütün kelimeleri öğren. Öğrenmeye çalıştığın kelimelerle ilgili daha fazla örnek için sağa sola kaydır.

en iyi ingilizce uygulamalar

FluentU, faydalı sorular ve birden fazla örnek ile hızlı bir şekilde öğrenmeni sağlar. Daha fazla öğren.

En iyi tarafı ise FluentU, öğrenmekte olduğun kelimeleri hatırlar. Daha önce öğrenmiş olduğun kelimelere göre örnekler ve videolar tavsiye eder. Tamamen sana özel bir deneyim yaşarsın.

Bilgisayarın veya tabletin ile web sitesi üzerinden FluentU kullanmaya başla veya daha iyisi mi iTunes mağazasından veya Google Play Store‘dan FluentU uygulamasını indir.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.