ingilizce-karsilastirmalar

Çikolata mı Vanilya mı: İngilizce Karşılaştırma Cümleleri ile Tatlı bir Rehber

Hangi dondurma aroması daha lezzetlidir?

Çikolata mı, vanilya mı yoksa belki de meyveli?

Şahsen, vanilyalı dondurmanın leziz olduğunu düşünüyorum, ama çikolatalı dondurma daha da iyidir.

Belki sen farklı düşünüyorsundur ve bu tamamen normal.

Peki ama bu düşüncelerini İngilizcede nasıl ifade edeceğini biliyor musun?

İngilizcede karşılaştırma yapmak ve İngilizce karşılaştırma cümleleri kurmak hakkında en faydalı kılavuz için bu yazıyı okumaya devam et. Bu yazının sonuna geldiğimiz zaman şimdikinden daha bilgili olacağına bahse gireriz!

Dil Öğrencileri için İngilizce Karşılaştırma Cümleleri Rehberi

Bu makalede çok sayıda gramer terimi ya da diğer karmaşık sözcüklere fazla yer vermeyeceğiz, ama bu makaleyi anlayabilmek için bilmen gereken önemli bir sözcük bulunuyor: sıfat.

Sıfat Nedir?

Sıfat, bir ismi (kişi, yer, nesne ya da düşünce) tanımlayan tanımlayıcı bir sözcüktür. Örneğin aşağıdaki sözcükler sıfattır:

cold ice cream

large city

hungry dog

creative child

beautiful picture

Farklı sıfat türleri bulunmaktadır ama bugün ele alacaklarımız genellikle sadece bir sözcükten ibarettir.

Yaygın kullanılan İngilizce sözcükler arasında “good,” “bad,” “big,” “small,” happy,” “sad” ve “delicious” sayılabilir ama bunlardan binlerce daha fazlası mevcut.

Eğer daha ileri seviye sıfatlar öğrenmek istiyorsan, internette birçok farklı liste bulabilirsin.

Bu sıfatların bazılarını öğrendikten sonra karşılaştırmalar yapmaya başlayabilirsin.

Karşılaştırma Sıfatlarıyla Nasıl İngilizce Karşılaştırma Cümleleri Kurulur

İki temel karşılaştırma tipi bulunur: olumlu ve olumsuz. Olumlu karşılaştırmalara daha sık rastlandığı için bunlarla başlayacağız. Öncelikle genel kuralı belirteceğim ve sonra da bununla ilgili çok sayıda örnek vereceğim.

Olumlu karşılaştırma nasıl yapılır

Öncelikle karşılaştırma sıfatını meydana getirmeliyiz.

Eğer bu sıfat tek heceli ise sonuna “-er” takısını ekle. (Bu tek heceli sıfat “e” ile bitiyorsa sadece “r” eklemen yeterlidir.)

cold → colder

large → larger

Eğer bu sıfat “y” harfiyle bitiyorsa “y” harfini “i” ile değiştir ve “-er” takısı ekle.

hungry → hungrier

Sıfatın iki ya da daha fazla heceden oluşması halinde, sıfatın önüne “more” sözcüğünü ekleyerek bunu karşılaştırma sıfatı haline getirebilirsin.

creative → more creative

beautiful → more beautiful

Daha sonra bir karşılaştırma yapmak için, karşılaştırmayı yaptığın ikinci isimden önce “than” sözcüğünü kullan. İşte “is” fiilini kullanan bir kalıp:

[A] is [karşılaştırma sıfatı] than [B].

Bunu açıklamak için aşağıda örnekler ve istisnalar/ayrıntıları paylaşacağız.

Olumlu karşılaştırmalara örnekler

Rusya ve Meksika ülkelerini kullanarak bazı örnekler vererek başlayabiliriz.

İlk örneğimizde bu ülkelerin boyutları hakkında konuşmak istiyorum, dolayısıyla da “large” sıfatını kullanacağım.

Meksika büyük bir ülkedir. Yüz ölçümü yaklaşık 2 milyon kilometre karedir. Ama Rusya’nın yüz ölçümü 17 milyon kilometre karedir! Burada Rusya’nın kazandığı ortada.

“Large” sözcüğü tek bir heceden oluşur ve bu da sözcüğün sonuna “-er” takısını eklemem gerektiği anlamına gelir. Ama “large” sözcüğü “e” harfiyle bittiği için “r” eklemem yeterli olacaktır: larger.

“Larger” ve “than” kullanarak basit bir karşılaştırma yapabilirim:

Russia is larger than Mexico.
Rusya, Meksika’dan daha büyüktür.

Aynı cümleyi “large” sözcüğünün eşanlamlısı olan “big” sözcüğü ile de kurabilirim. Bu aynı zamanda temel “-er”/”-ier” kuralının istisnalarına da iyi bir örnektir.

Eğer sıfat ünsüz + ünlü + ünsüz kalıbıyla bitiyorsa, “-er” takısını eklemeden önce son ünsüz harften bir tane daha eklemelisin. “Big” de karşılaştırma sıfatı haline getirmek için ikinci bir “g” kullandığımız sözcüklerden biri: “bigger.”

Russia is bigger than Mexico.
Rusya, Meksika’dan daha büyüktür.

Buna benzer diğer sıfatlar arasında “fat” “fatter” ve “wet” → “wetter” örnek gösterilebilir.

Bu karşılaştırmayı tersine çevirecek ve ülkelerin ne kadar küçük olduğunu kıyaslayacak olsaydım ne olurdu?

Çok kolay! Aynı kuralı bu defa “small” sözcüğüyle tekrarlamam yeterli olur. Bu gibi sözcükler çift ünsüz ile biter (-ll), dolayısıyla sadece “-er” eklenir: “smaller.”

Mexico is smaller than Russia.
Meksika, Rusya’dan daha küçüktür.

Şimdi de bu iki ülkenin diğer niteliklerini karşılaştıralım. Sıcaklık, nüfus ve mutluluk düzeylerine ne demeli?

Sıcaklık için en yaygın sıfatlar elbette “hot” ve “cold” olacaktır. Görülüyor ki bu iki ülke oldukça büyük, dolayısıyla da aynı ülkenin farklı yerlerinde farklı iklimler hakim olabilir.

Ama yıllık ortalama sıcaklıklara baktığın zaman Meksika’nın yıllık ortalama sıcaklığının 21 derece Celsius olduğu görülüyor. Harika! Ama Rusya’nın yıllık sıcaklıkları sıfırın altında 5.1 derece! (-5.1) Vay canına, montunu yanına almayı unutma!

Şimdi “hot” sıfatıyla başlayalım. Ünsüz + ünlü + ünsüz ile bitiyor, dolayısıyla da karşılaştırma sıfatı haline getirmek için sonuna bir “t” daha eklememiz gerekecek: “hotter.”

Mexico is hotter than Russia.
Meksika, Rusya’dan daha sıcaktır.

Şimdi de aynısını “cold” ile yapalım. Bu tek heceden oluşmaktadır ve iki ünsüz ile (-ld) sonlanır, dolayısıyla da sonuna “er” eklenmelidir.

Russia is colder than Mexico.
Rusya, Meksika’dan daha soğuktur.

İşte ilave sözcükler eklemek için iyi bir örnek. Yıllık sıcaklıklar arasında büyük bir fark olduğu için şöyle diyebilirim:

Russia is much colder than Mexico.
Rusya, Meksika’dan çok daha soğuktur.

Russia is a lot colder than Mexico.
Rusya, Meksika’dan çok daha soğuktur.

Eğer “much,” “slightly,” “a bit,” “barely,” “possibly,” “probably,” vb. sözcükler ekleyeceksek bunları genellikle karşılaştırma sıfatının önüne ekleriz.

Şimdi de nüfustan bahsedelim.

Rusya nüfusu 143 milyon civarındadır ve Meksika nüfusu da 123 milyondur. Bu rakamlar birbirine daha yakım ama Rusya’da daha fazla kişi yaşadığı da açık.

Burada kullanacağım sıfat ise “populated” olacak. Dört heceden oluştuğu için sıfatın önüne “more” sözcüğünü ekleyeceğim: “more populated.” İşte karşılaştırmam şöyle olacak:

Russia is more populated than Mexico.
Rusya, Meksika’dan daha yüksek nüfusludur.

Peki ya mutluluk düzeyleri? Bunu ölçmek çok daha zordur ama Dünya Mutluluk Raporu gerçekten de yayınlanan bir rapordur. 2016’da yayınlanan rapora göre Meksika dünyanın 21. ve Rusya da dünyanın 56. en mutlu ülkesidir. Şimdi önce “happy” ve sonra da “optimistic” kullanarak karşılaştırmalar yapalım.

“Happy” sıfatı “y” harfiyle bittiğine göre “y” harfini “i” ile değiştirilir ve “-er” takısı eklenir.

According to the 2016 World Happiness Report, Mexico is happier than Russia.
2016 Dünya Mutluluk Raporuna göre Meksika Rusya’dan daha mutludur.

Şimdi de aynı karşılaştırmayı “optimistic” sıfatıyla yapalım. Bu sözcük dört heceden oluşur, dolayısıyla da karşılaştırma hali “more optimistic” olacaktır.

Mexico is more optimistic than Russia.
Meksika, Rusya’dan daha iyimserdir.

“Optimistic” sözcüğü “happy” sözcüğünün eşanlamlısı değildir ama bir ülke mutluysa o ülkenin iyimser olduğu söylenebilir. 100% emin olmadığımı belirtmek için sıfatın önüne “probably,” “possibly” ya da “maybe” getirebilirim.

Mexico is possibly more optimistic than Russia.
Meksika muhtemelen Rusya’dan daha iyimserdir.

Bir ülkeden bahsettiğimiz için bu kulağa biraz tuhaf gelebilir ama bu ülkelerdeki insanlar hakkında konuşuyorsak biraz daha doğal bir hal alabilir:

Mexicans are possibly more optimistic than Russians.
Meksikalılar muhtemelen Ruslardan daha iyimserdir.

Olumsuz karşılaştırma nasıl yapılır

Eğer olumsuz bir karşılaştırma yapmak istiyorsam temel kural oldukça basittir: Sıfatın önüne “less” sözcüğünü getir:

[A] is less [sıfat] than [B].

Bunu da Rusya/Meksika örneklerimizle kullanalım:

Mexico is less populated than Russia.
Meksika, Rusya’dan daha az nüfusa sahiptir.

Russians are perhaps less optimistic than Mexicans.
Ruslar belki de Meksikalılardan daha az iyimserdir.

Bu örneklerdeki sıfatlar iki ya da daha fazla hece içermektedir ama bu hece sadece bir heceden oluşuyorsa da bu kuralı kullanabiliriz. Bununla birlikte, anadili İngilizce olan kişiler bunun kulağa tuhaf geldiğini düşünebilir.

Örneğin, Sheila’nın 188 cm ve John’un 181 cm boyunda olduğunu düşünelim. Bunları “olumlu” bir şekilde iki şekilde karşılaştırabiliriz:

Sheila is taller than John.
Sheila, John’dan daha uzundur.

John is shorter than Sheila.
John, Sheila’dan daha kısadır.

Bir nedenle John’a odaklanmak istiyor olsaydım şunu da söyleyebilirdim:

John is less tall than Sheila.
John, Sheila’dan daha az uzundur.

Ama bu örnekte bir şey hakkında “less tall” diyebiliyorsak bunun yerine “shorter” diyebileceğimiz—ki bu daha sık kullanılır—için bunu söylemek anadili İngilizce olan kişilere tuhaf gelir.

İki Karşılaştırma Çekimi Bulunan Sıfatlar

İki şekilde de karşılaştırmalı sıfatlara dönüştürülebilen bazı sıfatlar bulunur. Bunlara ya “-er” ya da “more” eklenebilir ama ikisini aynı anda ekleyemezsin.

Bu sıfatlar arasında “clever,” “likely,” “quiet,” “simple,” “stupid,” “subtle” ve “sure” yer alır.

Yani, örneğin aşağıdakilerin her ikisi de doğrudur:

Tony is cleverer than Aldo.
Tony, Aldo’dan daha zekidir.

Tony is more clever than Aldo.
Tony, Aldo’dan daha zekidir.

Her iki karşılaştırma çekimi de bu yedi sözcük için doğru olsa da bunlardan bazıları kulağa daha doğal gelebilir. Hangisinin iyi tercih olduğuna karar veremiyorsan her zaman bir eşanlamlısını bulmayı deneyebilirsin:

Tony is smarter than Aldo.
Tony, Aldo’dan daha zekidir.

Tony is more intelligent than Aldo.
Tony, Aldo’dan daha zekidir.

Kuralsız Karşılaştırma Sıfatları

Karşılaştırma sıfatları oluştururken hatırlaman gereken birkaç istisna ya da değişikliği zaten ele almıştık ama bunların bazıları kuralsızdır.

Bu kurala uymayan yaygın kullanılan üç kuralsız sıfat bulunmaktadır. Bunlar “good,” “bad” ve “far” sıfatlarıdır.

Better ve worse

“Good” sözcüğünün karşılaştırma çekimi “better” olmaktadır.

Your score was better than mine.
Aldığın puan benimkinden daha iyiydi.

“Bad” sözcüğünün karşılaştırma çekimi “worse” olmaktadır.

My score was worse than yours.
Aldığım puan seninkinden daha kötüydü.

Bu iki karşılaştırma sözcüğünün temel kuraldan çok farklı olması nedeniyle bunları ezberlemen gerekecek.

Further ve farther

Bir diğer kuralsız sıfat da “far” sözcüğüdür. Fiziksel bir mesafe ya da uzaklıktan bahsediyorsan kullanacağın karşılaştırma sıfatı genellikle “farther” olacaktır.

I ran farther than my brother did.
Erkek kardeşimden daha uzağa koştum.

Portugal is farther from Mexico than Russia.
Portekiz, Meksika’ya Rusya’ya olduğundan daha uzaktır.

Eğer bir miktar ya da zamandan bahsediyorsan, kullanacağın karşılaştırma sıfatı “further” olacaktır.

Sally is further along on her project than the rest of the class.
Sally projesinde sınıfın geri kalanından daha ileride.

Bununla birlikte doğrusunu söylemek gerekirse bu biraz karmaşık olabilir—anadili İngilizce olanlar için dahi. Bunların her birini ne zaman kullanacağın hakkında açıklamalar okuyabilirsin ama burada sana bunu basit bir şekilde anlatmaya çalışacağız:

“Farther” kullan. Bunun doğru olduğundan emin olamıyorsan, farklı bir sözcük kullanmayı veya cümleyi yeniden kurmayı göz önünde bulundur.

İngilizcede En Üstünlük Derecesi

En üstünlük bildiren bir sıfat bir karşılaştırma sıfatına benzer ama en üstünlük bildiren sıfatlar o sıfatın en aşırı ya da en yüksek derecesini ifade etmektedir.

Bir önceki cümlenin İngilizce orijinalinde iki en üstünlük sıfatı kullanılmıştır: “the most extreme” ve “the highest” En üstünlük (superlative) sözcüğünün “super” sözcüğü ile başladığını hatırla, böylece bunların süper ve aşırı şeyler ile ilgili olduğunu unutmazsın!

Sıfatların en üstünlük hali nasıl oluşturulur

Sıfatların en üstünlük halinin karşılaştırma sıfatlarına oldukça benzer olduğunu fark edeceksin. İlk olarak, tüm sıfatların en üstünlük hali “the” ile başlar. İkinci olarak:

Eğer bu sıfat tek heceliyse onun sonuna “-est” ekle (ya da “e” harfiyle bitiyorsa sadece “-st” ekle).

cold → the coldest

large → the largest

Eğer bu sıfat “y” harfiyle bitiyorsa “y” harfini “i” ile değiştir ve “-est” takısı ekle.

hungry → the hungriest

Sıfatın iki ya da daha fazla heceden oluşması halinde, sıfatın önüne “most” sözcüğünü ekleyerek bunu en üstünlük sıfatı haline getirebilirsin.

creative → the most creative

beautiful → the most beautiful

Olumlu en üstünlük sıfatlarına örnekler

Şimdi ülkeler hakkında konuşalım ve karşılaştırma sıfatlarında gördüğümüz bazı konu başlıklarına bakalım.

Öncelikle boyuttan bahsedelim. Rusya’nın Meksika’dan daha büyük olduğunu biliyoruz ama aslında Rusya dünyadaki diğer ülkelerden daha büyüktür. Bu nedenle de bir en üstünlük sıfatı kullanabiliriz.

Eğer “large” sıfatını kullanacaksak bunun en üstünlük derecesi “the largest” olacaktır. Diğer seçenek ise “big” “the biggest.”

Russia is the largest/biggest country in the world.
Rusya dünyanın en büyük ülkesidir.

Burada “country” ve “in the world” sözlerini eklediğime dikkat et.

En üstünlük sıfatlarını kullandığımız zaman genellikle şu iki şeyi ifade etmiş oluruz:

1. Karşılaştırdığımız şeylerin ne olduğu. (Bu örneklerde ülkeleri karşılaştırıyoruz.)

2. Karşılaştırdığımız şeylerin nerede olduğu. Diğer bir deyişle, yaptığımız bu karşılaştırmanın sınırları. (Burada sınırlayıcı “in the world” sözüdür.)

Şimdi de insanlarla ilgili diğer örneklere bakalım.

Sheila is the tallest student.
Sheila en uzun boylu öğrencidir.

Sheila’nın sınıfındaki mi, okulundaki mi yoksa şehirdeki en uzun boylu öğrenci olup olmadığını bilemiyoruz! Dolayısıyla bunu açıklığa kavuşturmak için daha fazla detay eklemeliyiz. Örneğin:

Sheila is the tallest girl in her English class.
Sheila, İngilizce sınıfındaki en uzun boylu kızdır.

Şimdi her şey daha açık. Bu nedenle neyi karşılaştırdığını ve karşılaştırdığın şeyin sınırlarının ne olduğunu belirttiğinden emin ol.

İstisnalar ve olumsuzluk belirten en üstünlük sıfatları

Sıfatlar için en önemli istisnalar arasında “good” ve “bad” yer alır. İşte bunların en üstünlük derecesi çekimleri:

good → the best

bad → the worst

Burada, bir sınavdan 88 aldığımı, senin 98 aldığını ve Jenny’nin de 78 aldığını varsayalım. Bu durumda şöyle diyebilirim:

You got the best grade in the class on that exam. Jenny got the worst grade.
O sınavda sınıfta en yüksek notu sen aldın. Jenny en kötü notu aldı.

Diğer istisnamız olan “far” ise en üstünlük derecesinde “the farthest” (ya da “the furthest”) halini alır.

Olumsuz en üstünlük cümleleri için sıfatın önüne “the least” ekleriz. Burada, tek heceli olsa da sıfatı değiştirmeyiz. Ama bu hecenin tek heceli olmaması halinde insanlara biraz tuhaf gelebileceğini unutma.

Bu durumda, sınav hakkındaki örneğimize dönecek olursak (“Jenny got the least good grade”), burada çoğu kişi kulağa daha doğal geleceği için “the worst” kullanmayı tercih edecektir.

İlave en üstünlük derecesi örnekleri

Şimdi ilk bölümden bazı karşılaştırmaları alalım ve bunları en üstünlük derecesine göre yazalım.

Rusya’nın dünyanın en büyük ülkesi olduğunu biliyoruz, peki ama dünyanın en küçük ülkesinin hangisi olduğunu biliyor muyuz? Peki ya dünyanın en sıcak, en soğuk, en kalabalık, en az nüfuslu, en mutlu ve en mutsuz ülkeleri? İşte bunların cevapları:

Vatican City is the smallest country in the world.
Vatikan Şehri dünyanın en küçük ülkesidir.

The hottest country in the world is Mali, and the coldest country is Canada.
Dünyanın en sıcak ülkesi Mali ve en soğuk ülkesi Kanada’dır.

The most populated country in the world is China.
Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’dir

The least populated country in the world is Vatican City.
Dünyanın en az nüfuslu ülkesi Vatikan Şehridir.

The happiest country in the world is Denmark, according to the World Happiness Report.
Dünya Mutluluk Raporuna göre dünyanın en mutlu ülkesi Danimarka’dır.

The least happy country ranked in the report is Burundi, but not all countries were included.
Rapora göre dünyanın en mutsuz ülkesi Burundi’dir ama [rapora] tüm ülkeler dahil edilmemiştir.

İngilizce Karşılaştırma Cümleleri Kurmanın Diğer Yolları

İngilizcede kıyaslama ve karşılaştırma yapmanın birkaç farklı yolu daha bulunur.

Nesneler birbirine eşit ise: as ~ as

İki şeyi karşılaştırıyorsan ve bunlar nitelik olarak aynı ise bunların birbirlerine eşit olduklarını ifade etmek için “as [sıfat] as” kalıbını kullanabilirsin. Örneğin, Peter ile Mary her ikisi de 188 cm boyundaysa şöyle diyebiliriz:

Peter is as tall as Mary.
Peter, Mary kadar uzundur.

Sıfatı değiştirmemiz gerekmediği için bu kalıbı kullanmak oldukça kolaydır ve hece sayısı konusunda endişelenmen gerekmez. Yani şunlar gibi cümleler kurabilirsin:

Peter is as intelligent as Mary.
Peter, Mary kadar zekidir.

Burada hatırlaman gereken şey ise karşılaştırdığın iki şeyin tam olarak birbirinin aynısı olmaması halinde bu küçük farkı “almost,” “about,” “nearly,” vb. sözcüklerle ifade edebilecek olmandır.

Örneğin, Mary’nin 188 cm ve Peter’ın 187 cm boyunda olduğunu düşünelim. Bu iki rakam birbirine oldukça yakındır ve farkı görmek zordur. Bu durumda şöyle diyebilirsin:

Peter is nearly as tall as Mary.
Peter neredeyse Mary kadar uzundur.

İsimlerle “more” veya “less” kullanımı

İki isim hakkında kullanıyorsan, iki miktarı “more,” “less” ya da “fewer” sözcükleri ile karşılaştırabilirsin.

“More” sayılabilen şeyler (köpekler, kalemler, dolarlar, şişeler, vb.) ve sayılamayan (su, şeker, para, süt, vb.) şeylerle kullanılabilir.

Örneğin, eğer Tim’in 100 doları ve Wendy’nin 200 doları varsa şöyle diyebilirim:

Wendy has more money than Tim.
Wendy’nin Tim’den daha fazla parası var.

Olumsuz karşılaştırmada ise kullanımı biraz daha karmaşık olabilir. Eğer karşılaştırmak istediğin şeyler sayılamayan şeylerse (son örnekteki “money” gibi) “less” kullanmalısın:

Tim has less money than Wendy.
Tim’in Wendy’den daha az parası var.

Ve karşılaştırmak istediğin şeyler sayılabilir ise (insanlar gibi) fewer” kullanmalısın:

Mexico has fewer people than Russia.
Meksika’da Rusya’dan daha az insan yaşar.

I have fewer books than my library.
Ben, kütüphanemden daha az kitaba sahibim.

Burada bir yorum eklemek istiyorum: Bu küçük bir gramer/sözcük bilgisi farkıdır ve anadili İngilizce olan kişilerin çoğu bunu yanlış söyler. Onlar hem sayılamayan hem de sayılabilen isimler için genellikle “less” kullanırlar.

Son olarak, burada en üstünlük derecesini kullanabiliriz ama genellikle cümleye daha fazla bilgi katmamız gerekecektir. Dolayısıyla, 300 doları olan Victoria’yı ekleyelim. Şöyle diyebiliriz:

Victoria has the most money.
Victoria en çok paraya sahip.

Ek bilgiler opsiyonel olabilir ve içeriğe bağlıdır.

Victoria makes the most money out of all the dancers in the state.
Victoria eyaletteki tüm dansçılar arasında en fazla parayı kazanıyor.

Karşılaştırma sıfatlarının zarflarla kullanımı

Ele alacağımız son yapı zarfları içeriyor. Zarflar, bir şeyin nasıl ya da ne zaman olacağını tanımlayan sözcüklerdir. Bunun bazı örnekleri arasında “quickly,” “slowly” ve “happily” sayılabilir. Zarflar fiilleri, sıfatları ya da diğer zarfları tanımlar.

Eğer iki şeyin nasıl meydana geldiğini karşılaştırmak istiyorsam zarftan önce “more” ya da “less” sözcüğünü kullanırım.

Örneğin, 2015 ile 2016 arasında Meksika nüfusu %1,3 arttı. Aynı süre zarfında, Çin nüfusu sadece %0,5 artış gösterdi. Bu durumda şöyle diyebilirim:

Mexico’s population is increasing more quickly than China’s.
Meksika nüfusu, Çin nüfusundan daha hızlı artıyor.

China’s population is increasing more slowly than Mexico’s.
Çin nüfusu, Meksika nüfusundan daha yavaş artıyor.

Bu gibi durumlarda da en üstünlük derecesini kullanabiliriz ama bunu yapmak da genellikle kulağa biraz tuhaf gelecektir.

 

Umarım artık bu makaleyi okumaya başladığın zamana göre daha fazla şey biliyorsun.

İngilizce karşılaştırma cümleleri hakkında yukarıdaki bilgileri kullanarak birçok farklı durumda farklı şeyleri karşılaştırabilirsin. Bunların İngilizcede karşılaştırma ve en üstünlük derecesi sıfatlarını kullanmanın temel kuralları olduğunu ve bunlardan daha karmaşık kurallar ve bazı farklı istisnalar bulacağını unutma.

Hazır öğrenme moduna girmişken yine karşılaştırmalar içeren bir alıntıyla bitirmek istiyorum:

Bunu söylerken daha ciddi olamazdım: Kendini başkalarıyla karşılaştırma. Kendine karşı dürüst ol ve tüm gücünle öğrenmeye devam et. —Daisaku Ikeda


Ryan Sitzman Kosta Rika’da İngilizce ve bazen de Almanca öğretmenliği yapmaktadır. Öğrenmek, kahve içmek, seyahat etmek, diller, yazmak, fotoğrafçılık, kitaplar ve filmler onun ilgi alanları arasındadır, tabi bu sırayla olması şart değil. Sitzman ABC web sitesinden hakkında daha fazlasını öğrenebilir ve onunla iletişime geçebilirsin.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Enter your e-mail address to get your free PDF!

We hate SPAM and promise to keep your email address safe

Close