ingilizce-ilginc-bilgiler

İngilizce Hakkında Partilerde Hava Atmanı Sağlayacak İlginç Bilgiler

İngilizceyle aranda ilginç bir aşk-nefret ilişkisi mi var?

Bir an, mutlu mesut bir şekilde inanılmaz bir İngilizce romana dalıyor, ilginç bilgiler öğreniyor, keyif alıyorsun.

Sonra bir de bakmışsın, korkunç kafa karıştırıcı bir dil bilgisi konusu yüzünden ders kitabını duvarlara fırlatıyorsun.

Seni anlıyoruz. İngilizce hem güzel hem karmaşık hem eğlenceli hem de insanı çileden çıkartan bir dil!

Fakat İngilizce öğrenmeyi bu kadar cazip ve tatmin edici bir deneyim yapan da bu! İngilizceye dair daima öğrenecek yeni ve ilginç bilgiler ve büyüleyici bir şeyler vardır.

Yazması zor olan kelimelerden tatlı bir yavru kedi gördüğünde hissettiğin o yoğun duyguyu tarif eden kelimeye kadar, İngilizcenin her yönünün kendi hikayesi var.

Aşağıda seni hem şaşırtacak hem de öğrenmekte olduğun bu güzel dili daha iyi anlamanı sağlayacak 35 ilginç bilgi ve birbirinden tuhaf ve benzersiz İngilizce sözler var!

Yok Artık! İngilizce Hakkında Bilmediğin 35 İlginç Gerçek

Learn a foreign language with videos

İngilizcenin Tarihiyle İlgili Fevkalade Gerçekler ve İlginç Bilgiler

1. Shakespeare İngilizceye 1.000’in üzerinde kelime eklemiştir.

ingilizce-ilginc-bilgiler

Dünyadaki hemen herkes 16. yüzyılın meşhur şairi ve oyun yazarı William Shakespeare’i duymuştur. Aşk sonelerinden “Romeo and Juliet” (Romeo ve Juliet) ve “Hamlet” gibi oyunlarına kadar Shakespeare İngiliz Edebiyatını inanılmaz ölçüde etkilemiştir.

Peki, ya İngiliz dilinin kendisinin de Shakespeare olmasaydı aynı olmayacağını biliyor muydun?

Shakespeare eserlerinin içinde kendi icat ettiği 1,000’in üzerinde kelime kullanmıştır. Bugün ana dili İngilizce olanlar hala bu kelimeleri günlük konuşmalarında kullanıyorlar.

Bu meşhur şair tarafından icat edilen şahane kelimelerden ve ifadelerden bazıları şunlar:

ingilizce-ilginc-bilgiler

Addiction — Bağımlılık, yani bir şeye psikolojik veya fizyolojik olarak bağlı olmak, genellikle de ilaç, uyuşturucu ve alkol gibi maddelere.

Bedazzled — Büyülenmiş, inanılmaz derecede güzel bir şey gözlerini kör etmiş.

Cold-blooded — Soğukkanlı. Soğukkanlı hayvan türleri için de (sürüngenler gibi) kullanılabilir, duygusal olmayan veya zalimce davranan kişileri tanımlamak için de.

Swagger — Kasıla kasıla, çalımlı bir şekilde, saygısızca veya böbürlenerek yürümek.

Break the ice — Buzları kırmak, havayı yumuşatmak, yani konuşarak sessizliğe veya aradaki gerilime bir son vermek.

Shakespeare’in icat ettiği başka sözcükleri veya sözleri görmek için, bağlantılardaki Mental Floss ve The Intrepid Guide yazılarına ve Open Culture’ın bu harika makalesine göz atabilirsin.

2. İngilizce sözcüklerin çoğu Fransızcadan veya Eski İngilizceden gelmektedir (bunu kendi lehine kullan!).

1066’da Normandiya’nın İngiltere’yi fethetmesinden sonra, Fransızca İngiltere’de asillerin kullandığı dil haline gelmiştir. Bu esnada çiftçiler ve alt sınıflar, Germen diline ait kelimelerden oluşan Eski İngilizceyi kullanmaya devam etmişlerdir.

Sonunda, sınıflar arasında yapılan evlilikler sonucu ortaya iki dilin bir karışımı olan ve günümüz İngilizcesine çok daha yakın olan Orta Çağ İngilizcesi doğmuştur.

Bunun İngilizce öğrenenler açısından önemi nedir?

Dilin tarihini bilmek, birtakım sözcükleri ne zaman kullanabileceğini anlamanda sana yardımcı olabilir. Fransızcadan gelen kelimeler genellikle daha resmi ve sofistike sayılırken, Eski İngilizceden gelen kelimeler daha ziyade günlük dile, halk diline aittir.

Mesela, ikisi de “başlamak” anlamına gelen commence ve begin kelimelerini ele alalım. Commence çok daha şık bir kelime. Ana dili İngilizce olanlar bu kelimeyi yalnızca daha resmi ortamlarda kullanırlar.

Örneğin bu kelimeyi işle ilgili görüşmelerde kullanabilirsin:  “The marketing team commenced work on the project.” (“Pazarlama ekibi proje üzerinde çalışmaya başladı.”)

Diğer yandan, begin ana dili İngilizce olanların sıklıkla kullandığı daha gündelik bir kelime.

Hangi kelimenin Fransızcadan, hangisinin Eski İngilizceden geldiğini tahmin edebilir misin?

Commence sözcüğü, Fransızların günümüzde aynı anlamda kullandığı commencer kelimesi ile hemen hemen aynı. Begin sözcüğü ise artık kullanılmayan Germence beginnan kelimesinden geliyor ve bu kelime de “başlamak” anlamına geliyor.

ingilizce-ilginc-bilgiler

İngilizce bir kelimenin kökeninin Fransızca mı yoksa Germence mi olduğunu saptayabilirsen, onu ne zaman kullanacağını da daha rahat ayırt edebilirsin. Sana İngilizceyi gerçek dünyaya ait videolarla (film fragmanları, müzik klipleri, ilham verici konuşmalar vb.) öğreten kapsayıcı bir uygulama olan FluentU ile bu teknik üzerine çalışabilirsin. Her videonun interaktif altyazıları, o videoya özel kelime bilgi kartları (flashcards) ve eğlenceli kısa sınavları var; bu sayede İngilizceyi ana dili İngilizce olanların gerçekte kullandığı şekilde duyarken aktif bir şekilde öğrenmiş olursun. İşin en iyi yanı da, FluentU’nun iOS ve Android cihazlar için hazırlanan mobil uygulamaları sayesinde İngilizce öğrenmeye her an her yerde zaman ayırabilirsin.

3. Amerika Birleşik Devletleri’nin resmi bir dili yoktur.

Teknik olarak, A.B.D.’nin federal düzeyde bir resmi dili yoktur; fakat bazı eyaletler İngilizce’nin resmi dilleri olduğunu ilan etmişlerdir.

İngilizce A.B.D.’de en yaygın olarak konuşulan dil olsa da, kesinlikle konuşulan tek dil değildir. Amerika şahane diller konuşan ve pek çok farklı arka plandan gelen bir insan çeşitliliğinden oluşmuştur.

Bu da şu anlama geliyor: Eğer Amerika’yı ziyarete gider veya oraya taşınırsan, senin gibi ana dili İngilizce olmayan pek çok insan bulabilirsin.

4. Eskiden İngilizcede dil bilgisel cinsiyetler vardı.

Pek çok dilde “dil bilgisel cinsiyetler” vardır. Örneğin, İspanyolcada bir ismin eril mi dişil mi olduğunu gösteren el ve la tanımlayıcıları (İng. articles – the) vardır.

Eskiden İngilizcede de dil bilgisel cinsiyet diye bir şey vardı, ancak artık yok. “Gender Shifts in the History of English” (İngilizcenin Tarihindeki Cinsiyet Değişimleri) kitabında İngilizcenin zamanla dil bilgisel cinsiyet sistemini nasıl kaybettiğini açıklıyor.

Aslında İngilizcede artık bu cinsiyet kurallarının olmaması, bu dili öğrenmeye çalışanların işini kolaylaştırıyor. Yoksa kelimelerin anlamlarının yanında bir de cinsiyetlerini ezberlemen gerekirdi!

5. İngilizce Latin Alfabesini kullanır.

Latin alfabesi aslen Etrüsk alfabesinden gelir. Bu alfabe dünyada en yaygın olarak kullanılan alfabedir, bu da İngilizce öğrenenlerin çok işine yarar!

6. Britanya İmparatorluğu ve iPhone, günümüzde İngilizcenin bu kadar yaygın olmasının en büyük sebeplerinden bazılarıdır.

Bazılarınız İngilizcenin neden dünya çapında bu kadar popüler bir dil olduğunu merak ediyor olabilir. Bunun pek çok sebebi olsa da, en büyük sebeplerinden bazılarını söyleyelim.

Britanya İmparatorluğu, 15. yüzyılın sonlarından 17. yüzyıla ve 1960’lara kadarki döneme işaret eder; bu dönem İngiltere’nin dünya çapında büyük topraklara ve kolonilere sahip olduğu dönemdir. Yani, İngiltere’nin Avrupa’nın, Kuzey Amerika’nın, Afrika’nın ve Batı Hint Adaları’nın büyük bir bölümüne hakim olduğu bir dönemden söz ediyoruz.

Böylesine muazzam bir imparatorlukla İngilizcenin nasıl dünya çapında yayılmış olabileceğini hayal edebilirsin.

İngilizcenin ikinci büyük ivmesi 20. yüzyılda A.B.D.’nin yükselişiyle, ülke sosyal, ekonomik ve siyasi arenalarda en büyük uluslararası oyunculardan biri olduğu zaman gerçekleşti.

Son olarak, son zamanların en büyük teknolojik ve bilimsel gelişmeleri İngilizce konuşulan ülkelerden geldi. İnternet ve iPhone gibi evrensel kelimeleri bir düşün.

7. İngilizcede eskiden 26 harf yerine 29 harf vardı.

İngilizcenin alfabesi yıllar geçtikçe büyüyeceğine küçülmüş!

Zaman içerisinde hangi harflerin alfabeden çıktığını, hangilerinin eklendiğini öğrenmek için bu New York Post makalesini okuyabilirsin.

8. İngilizce, hava sahasının resmi dilidir.

Bu, İngilizcenin uçak seyahatinin resmi dili olduğu anlamına gelir.

Dünyanın neresine uçarsan uç, pilotların ve uçuş görevlilerinin hepsinin İngilizce bildiğini hiç fark ettin mi? İşte, bunun sebebi de bu!

9. İngilizcenin kafa karıştırıcı yazımı için William Caxton adındaki bir adamı suçlayabilirsin.

Tamam, biraz abartmış olabiliriz, bu işin tek suçlusu William değil.

Kelimelerin tuhaf bir şekilde yazılmasının bütün suçunu tek bir kişiye yükleyemeyiz—hele de İngilizcenin uzun ve karmaşık tarihini düşündüğümüzde—ama dil üzerinde çok büyük değişikler yapan birkaç kişinin adını sayabiliriz.

Orta Çağ’da katipler (yazarlar) kelimeleri kulağa geldikleri şekilde yazmak için ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar. Ancak, çok fazla bölgesel lehçe olduğundan, yazılanlar arasında pek çok tutarsızlık meydana gelmiş.

Sonra resme bir matbaa açan ünlü İngiliz William Caxton dahil olmuş. Kendisi matbaa çalışanlarını Flamanlar arasından seçmiş, onlar da bazı kelimeleri kendilerinin alışık olduğu biçimde yazmış.

Noah Webster gibi başka kişiler de İngilizcedeki kelimelerin yazımını etkilemişler. Sözlük yayıncısı olan Webster, Amerikan İngilizcesinde bazı kelimelerin İngiliz İngilizcesinde olduğundan farklı yazılmasından büyük ölçüde sorumluydu.

Eminim bazı İngilizce kelimelerin kulağa geldiklerinden tamamen farklı bir şekilde yazıldığını fark etmişsindir. İngilizce öğrenenlerin şanssızlığı işte, ne yazık ki bu çapraşık yazım ve heceleme sisteminde ustalaşmak zorundasın ve bunun için yaratıcı yöntemler bulsan iyi olur  (işe buradaki harika fikirlerden başlayabilirsin).

Bunun için Bir Kelime Olduğunu Biliyor Muydun?

İngilizce kelime hazinesi epeyce zengin olan bir dil, ama bazı kelimeler yine de seni şaşırtabilir—üstelik belki de bu listede tam da aradığın kelimeleri bulursun!

10. Cute Aggression

“Cute aggression” söz öbeğinin Türkçede doğal bir karşılığı yok. Kelimelerin Türkçe karşılıklarını teker teker ele alırsak, “cute” kelimesi “şirin, tatlı” demek, “aggression” ise “saldırganlık, taarruz” anlamına geliyor; ama bunları birleştirdiğimizde ortaya çıkan şey Türkçede pek bir anlam ifade etmiyor. İngilizcede ise bu sözün bizim de kendimizle ilişkilendireceğimiz bir anlamı var! “Cute aggression,” çok şirin, tatlı bir şey gördüğünde (yavru kedi veya tombiş bir bebek gibi) ona -neredeyse şiddet içeren bir şekilde, kaburgalarını kıracakmışçasına- sarılma, onu mıncıklamak isteme hissini tanımlıyor. Çok ama çok tatlı olduğu için o minik kediciği ellerinin arasında deli gibi sıkmak istediğin olmuştur, haydi, itiraf et! İşte İngilizcede bu aşırı tatlılığın yarattığı bir nevi saldırganlık hissin adı “cute aggression.” Öldüresiye sevmek gibi bir şey.

Your puppy is so adorable that I have cute aggression!
Yavru köpeğin o kadar sevimli ki içimden onu mıncıklayarak öldüresim geliyor! (Bu deyimin Türkçede birebir karşılığı olmadığını söylemiştik, sana genel bir fikir vermesi için bu cümle için böyle bir çeviri seçtik ama başka bir şekilde de ifade edilebilir.)

11. Ze/Hir

Ze (o) ve hir (ona, onu, onun), İngilizcede yavaş yavaş popülerlik kazanmaya başlayan cinsiyetsiz (cinsiyet ayrımı gözetmeyen) zamirler.  Bu zamirler, cinsiyet belirten “he/him” (eril “0/ona, onu”) ve “she/her” (dişil “o/ona, onu, onun”) zamirlerinden farklı.

My friend is so excited that ze is coming to the party later.
Arkadaşım partiye geleceği için çok heyecanlı. (Cümlenin Türkçe çevirisinde “ze” zamiri kaybolmuş olsa da, cümlenin arkadaşın cinsiyetini belirtmediğine dikkat edelim.)

12. Genderlect

Genderlect, belirli bir cinsiyete özgü (o cinsiyet tarafından kullanılan) bir konuşma tarzı veya biçimidir. Türkçe karşılığı “cinsiyet lehçesi”dir. “Kadın ağzı, erkek ağzı” gibi ifadeler cinsiyet lehçesine işaret eder.

Whether or not men and women speak different genderlects is a subject of recent debate.
Erkeklerin ve kadınların farklı cinsiyet lehçeleriyle konuşup konuşmadıkları son zamanların tartışma konusu.

13. Heuristic

Heuristic kelimesi, tecrübe yoluyla öğrenilen şeyleri ifade etmek için kullanılır. Aynı zamanda öğrencilere bir şeyleri anlatmak yerine öğrencilerin kendilerinin deneyimleyerek ve keşfederek öğrenmesine fırsat veren bir öğretim tekniğidir. Türkçede “buluşsal, bulgusal, keşifsel” gibi karşılıklarla ifade edilir.

The professor applied a heuristic teaching method so that her students would learn by trial and error.
Öğretmen öğrencilerinin deneme yanılma yoluyla öğrenmesi için keşifsel bir öğretim tekniği uyguladı.

14. Bardolatry

Yine Shakespeare! Bardolatry, saplantı derecesinde, aşırı Shakespeare hayranlığını ifade eden bir kelime. (Shakespeare’e bazen “The Bard,” dendiği de olur; “bard” kelimesi “ozan, şair” demektir, başına “the” aldığında, “şairler şairi, büyük ozan” gibi bir anlam kazanır.)

Shakespeare is still celebrated so much today that Bardolatry is alive and well.
Shakespeare hala öyle yüceltiliyor ki Bardolatry (Shakespeare hayranlığı) hala canlı ve sapasağlam.

15. Boffola

Boffola, büyük kahkahalarla karşılanan espriye deniyor. Türkçede “bomba gibi espri” sözü belki bu kelimeye yakın olabilir.

That was the comedian’s best boffola all night!
O (espri) komedyenin bütün gece patlattığı en büyük bombaydı!

16. Mouse Potato

Daha önce couch potato (çok fazla televizyon izleyen, sürekli TV karşısında oturan, TV bağımlısı) deyimini duymuş muydun? İşte, mouse potato da çok fazla bilgisayar başında oturan kişilere deniyor, yani bir nevi “bilgisayar bağımlısı” demek. Söz öbeğinde geçen “mouse”un da bilgisayarda kullandığımız “fare” olduğunu tahmin etmişsindir.

Ever since Susan started her online company, she’s been such a mouse potato.
Susan çevrimiçi şirketini açtığından beri tam bir bilgisayar bağımlısı oldu.

17. Snollygoster

Snollygoster, prensipleri olmayan, amaçlarına ulaşmak için kirli işlere bulaşan ve kolayca taraf değiştiren dalkavuk kişileri, özellikle de politikacıları tarif eden bir kelime. Türkçede Aziz Nesin’in filme de uyarlanan Zübük romanındaki karakterin adından dilimize kazandırılan “zübük” karşılığını seçenler olmuş; “zübük” anlam olarak gerçekten bu kelimeyi karşılıyor gibi.

The politician is a snollygoster who lies and steals to get what he wants.
Siyasetçi, istediği şeyi elde etmek için yalan söyleyen ve hırsızlık yapan bir zübük.

18. Petrichor

Petrichor kelimesi yağmurdan sonraki toprak kokusunu tarif eden bir kelime. Bunun için özel bir kelime olması ne güzel, öyle değil mi?

 I love the petrichor of a summer thunderstorm.
Yaz fırtınalarından sonraki toprak kokusuna bayılırım.

Güvenebileceğin Şaşırtıcı İstatistikler

19. Her iki saatte bir sözlüğe yeni bir İngilizce kelime ekleniyor.

Oxford English Dictionary (Oxford İngilizce Sözlüğü) editörleri her yıl sözlüğe 4.000 yeni kelime eklendiği tahmininde bulunuyorlar.

Bu da her iki saatte bir yeni bir kelime demek!

20. Dünyada İngilizce konuşan yaklaşık 1,5 milyar kişi var.

Bu da dünya nüfusunun yüzde 20’si demek!

Bu sayının aşağı yukarı 600 ila 700 milyonunu ana dili İngilizce olmayanlar oluşturuyor. St George International’da bu konuyla ilgili daha fazla bilgi bulabilirsin.

21. İngilizce çoğu dilden daha fazla kelimeye sahip.

Şu anda İngilizcede tahmini olarak bir milyon kelime var.

Ama bunun seni korkutmasına izin verme, çünkü…

22. İngilizce konuşan ortalama bir kişi yalnızca 20,000 ila 30,000 arasında kelime biliyor.

Twinword’ün ortaya koyduğu bu istatistik insanın gözünü korkutsa da, İngilizce öğrenenlerin milyonlarca İngilizce kelimenin hepsini ezberlemesine gerek olmadığını bilmek içini rahatlatmış olmalı.

Hepsini bilmesen de insanlar seni anlayacaklar!

23. İngilizcede en çok kullanılan harf “E”dir.

Oxford sözlüklerine göre, “E” harfi İngilizcede en çok kullanılan harfken, “Q” harfi en az kullanılan harfmiş.

Gözünde canlanması için bu durumu şöyle de ifade edebiliriz: “E” harfi “Q” harfinden 56 kat daha fazla kullanılıyor.

24. İngilizcedeki en uzun kelime pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis’tir.

Bu, tıp dilinde kum, toz veya kül solumanın sonucunda meydana gelen akciğer hastalığına verilen isim.

25. İngilizcedeki en kısa tam cümle şudur: “I am.”

Eliptik olmayan, yani tam cümle, hiçbir eksiği olmayan, anlaşılır cümledir.

Örneğin, “Go!” (“Git!”/”Yürü!) emri en kısa cümleymiş gibi görünebilir, ama bu cümle eliptik, yani kısaltılmış, eksik bir cümledir. “You,” yani “sen/siz” zamiri cümleden atılmıştır. Teknik olarak, bu cümlenin “You go!” olması gerekir, ki bu cümle “I am,” cümlesine göre iki harf daha uzundur. “I am,” cümlesi, “Ben/Benim,” anlamlarına gelir.

26. İngilizcedeki en eski kelimelerden bazıları günümüzde de hala epey yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bu kelimeler arasında I, love, black, mother, fire, hand ve hear vardır (Sırasıyla Türkçe karşılıkları: ben, aşk/sevmek, siyah, anne, ateş/ateş etmek, el ve duymak).

Bu kelimelerin çoğunun tarihi 900 yılından öncesine dayanıyor.

Dictionary.com’da İngilizcenin en eski kelimelerinden birkaçını daha görebilirsin. Bazıları seni şaşırtabilir!

27. En sık kullanılan İngilizce sıfat good‘dur.

Elbette, farklı kaynakların buna farklı cevapları var, ancak “good” (iyi) genellikle en sık kullanılan sıfatlar listesinin başlarında yer alır.

Syllable Count sitesi kendi listesinde bu sıfatı bir numaraya oturturken, Word Frequency Data onu other (diğer, başka) ve new (yeni) gibi birkaç sıfatın altına yerleştiriyor.

28. En yaygın kullanılan İngilizce isim time‘dır.

Oxford İngilizce Sözlüğü’ne göre time (zaman) İngilizcede en sık kullanılan isim.

Person (kişi) ikinciliği alırken, year (yıl) kelimesi üçüncülüğe oturuyor.

29. Günümüzde İngilizceye en yakın yaşayan dil, Friz dilidir.

Friz dili (veya Frizce, Frizye dili) an itibariyle yalnızca Almanya’nın ve Hollanda’nın üç küçük bölgesinde konuşulmaktadır.

Eğlenceli Alfabe Numaraları ve Adları

30. İki İngilizce kelime birleşip yeni bir kelime oluşturabilir.

Portmanteau (bildiğimiz “portmanto”dan biraz farklı olarak), dilbilimde iki İngilizce kelimenin seslerini ve anlamlarını kombine ederek türetilen yeni kelimelere verilen addır.

Örneğin, hangry kelimesi, hungry (aç) ve angry (sinirli, öfkeli) sözcüklerinin karışımından oluşur ve insanın açken yaşadığı sinirlilik durumunu ifade etmekte kullanılan bir sıfattır.

31. Alfabenin bütün harflerini tek bir cümleye sığdırabilirsin.

Pangram, herhangi bir dilin alfabesindeki tüm harfleri içerecek şekilde kurulan ve belirli bir anlam ifade eden cümlelere verilen genel addır.

İngilizcede çok meşhur olan pangramlardan biri şudur: “The quick brown fox jumps over a lazy dog.” (“Hızlı kahverengi tilki tembel bir köpeğin üzerinden atlar.”)

32. Bazı İngilizce kelimeler düz olarak da tersten de aynı şekilde okunur.

Palindrome (palindrom, dönüşük sözcük) soldan sağa da, sağdan sola da okunduğunda aynı olan kelime veya ifadelere denir.

Bu tür sözcüklere İngilizce verebileceğimiz bir örnek, madam sözcüğüdür.

33. Bazı İngilizce kelimeler baş aşağı bakıldığında da aynı görünür.

Ambigram baş aşağı olarak, tersten, aşağından yukarıya doğru bakıldığında da düz haliyle aynı görünen kelimelere denir.

İngilizcede buna harika bir örnek, büyük harflerle yazılan “SWIMS” (yüzer) kelimesidir.

34. Her bir harfin aynı sayıda kullanıldığı kelimeler ve söz öbeklerini ifade eden bir isim vardır.

Isogram (izogram) her bir harfin eşit sayıda geçtiği kelimelere veya söz öbeklerine verilen isimdir.

Örneğin, dialogue (diyalog) kelimesinde bütün harfler birer kez kullanılır.

35. Bazı İngilizce kelimeler yeni bir kelime türetmek için tekrarlanır.

Dilbilimde tautonym (totonim) kelimesi, aynı kelimenin iki kez kullanılması ile oluşan kelimeleri ifade eder. Buna reduplication (ikileme/pekiştirme) de denir.

İngilizcede yaygın olarak kullanılan so-so kelimesi bunun mükemmel bir örneğidir. Bu kelime, “idare eder,” anlamına gelir.

 

Bu yazıda İngilizce hakkında ilginç bilgiler ve gerçekler öğrendin. Öğrendiğin birbirinden ilginç ve benzersiz İngilizce sözler de cabası! Artık İngilizce çalışmaya geri dönüp dilin kendisini öğrenme zamanı!


Camille Turner, deneyimli bağımsız yazar ve bir ESL öğretmenidir.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.