ingilizce-deyimler

Yemeğin Ötesine Geçen Lezzetli İngilizce Deyimler

Deyim niteliğindeki İngilizce ifadeler, İngilizcede göründükleri anlamı ifade etmeyen sözlerdir.

Bunların bir yalın ve bir de mecazi anlamı bulunur. Bu yalın anlam, kullanılan sözcüklerden insanın ilk aklına gelen anlamdır. Mecazi anlam ise duyduğun ya da okuduğun sözcüklerden daha derin bir şeyi ifade eder.

Aslında bazen bir deyimde kullanılan sözcükler, konuşmacının anlatmak istediği şeyle uzaktan yakından alakalı değildir.

Anadili İngilizce olan kişiler bu ifadelerde herhangi sorun yaşamasa da bu İngilizce deyimler İngilizce dil öğrencileri için büyük bir sorun teşkil eder. Bu ifadelerin anlamlarını sadece içerdikleri sözcüklere bakarak çıkarmak neredeyse imkansızdır, bu nedenle de bunları şimdi öğrenerek kendini İngilizce sohbetlere hazırlamalısın!

İngilizce deyimler, tıpkı Amerikan argosu, modern ifadeler ve pek çok selamlama şekli gibi ezberlenerek öğrenilir.

Ama bu sürecin tam bir baş ağrısı olması gerekmiyor. Aslında, bu ağız sulandırıcı olabilir!

Learn a foreign language with videos

Yiyecekler Hakkındaki İngilizce Deyimleri Neden Öğrenmeli?

Tıpkı dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi İngilizce konuşulan ülkelerde de yemekler önemlidir. Aslında, yemeklere o kadar düşkündürler ki her türlü şeyi söylemek için yemeklerle ilgili ifadeler kullanırlar!

Ve İngilizce konuşan kişiler yemeyi sevseler de aşağıdaki ifadeler birer deyimdir ve yalın anlamlarıyla düşünülmemelidir. Diğer bir deyişle, bu sözlerde farklı çeşit yemekler ve yemeklere ilişkin sözcükler geçse de bunlar aslında yemeklerle ilişkili değildir. Ne demek istediğimi birkaç saniye sonra anlayacaksın.

Bir göz at!

İçinde En Sevilen Yemekler Geçen Leziz İngilizce Deyimler

Fırını kapat, artan yemekleri sar ve mutfak saatlerini kur. Bu ifadeler ağzını sulandıracak ve parmakların yemek siparişi vermek için sabırsızlanacak.

(It is) easy as pie

ingilizce-deyimler

Bu İngilizce ifadenin çıtır çıtır, gevrek, ağız sulandıran bir lezzet olan turta ile hiçbir alakası bulunmuyor. Evet, turta yapmak son derece kolaydır. Aynı zamanda, bir oturuşta bir tepsi turta yemek de kolaydır.

Bir şey için as easy as pie dediğimiz zaman o şeyi yapmanın çok kolay, hatta çocuk oyuncağı olduğunu söyleriz.

(To) go bananas

ingilizce-deyimler

O kadar emin olamasam da bu deyim maymunlarla ilgili olabilir, çünkü maymunlar muz sever.

Birisi “that man has gone bananas” dediği zaman, bahsettiği kişinin çok hareketli olduğu, çılgına döndüğü ya da delirdiğini ifade eder. Dolayısıyla, aklına ağaçtan ağaca atlayarak muz arayan bir maymun getirmek faydalı olabilir.

(You are) the apple of my eye

ingilizce-deyimler

Hey, romantik İngilizce öğrencileri, dikkatinizi verin. Sevgiline the apple of your eye (göz bebeği) olduğunu söylediğin zaman onu ne kadar takdir ettiğini, sevdiğini ve istediğini söylemiş olursun. Yani bu elmayı öyle bir kenara atamazsın. Uyarmadı deme.

(To be) full of beans

ingilizce-deyimler

İki önceki ifadede olduğu gibi to be full of beans de çok hareketli veya enerji dolu anlamına gelmektedir. Anadili İngilizce olan kişiler bu sözü yerinde duramayan çocukları ifade etmek için kullanır ve “you’ve got ants in your pants!” deyimiyle aynı anlama gelir.

(To) spill the beans

ingilizce-deyimler

Aynı fasulye, farklı anlam. Birisi senin hakkında “you’ve spilled the beans!” derse, senin bir şeyi ağzından kaçırmış olduğunu söylemektedir. Örneğin, birisine bir sürpriz parti hakkında gereğinden fazla bilgi vermiş olabilirsin. Birisine söylenen yalanların ardından gerçeği söylemiş ya da başka birisinin sana verdiği sırrı söylemiş olabilirsin. Kiminle konuştuğuna dikkat et!

(To) butter somebody up

ingilizce-deyimler

Mmm…tereyağı. Bunun düşüncesi dahi mısır kaynatıp yağlama ya da mikrodalgada tereyağlı mısır patlatma isteği veriyor.

Ama şimdi konumuza odaklanalım! Butter someone up, birisini övdüğün veya birisine yağ çektiğin anlamına gelir. Bu kişi bu övgüyü hak ediyor ya da hak etmiyor olabilir, o kişiyi övme sebebin ondan bir şey beklemendir. İşinde bir terfi ya da maaş zammı, okulunda iyi notlar ya da mikrodalgadan yeni çıkmış sıcak ve yağlı patlamış mısırdan biraz ikram edilmesini bekliyor olabilirsin.

Have your cake and eat it too

ingilizce-deyimler

Lezzet bakımından tereyağı ile yarışabilecek bir şey varsa o da pastadır. Şu anda önünde güzel ve lezzetli bir pasta olduğunu hayal et. Tamamını o anda yemek istersin—ama bitirdikten sonra pişman bunu yaptığına pişman olursun. Burada istediğin şey have your cake and eat it too olarak nitelenebilir. Her ikisini de istersin—ama bu mümkün değildir.

Bir durum için mümkün olan en iyi sonucun meydana gelmesini istediğin ama bunun mümkün olmaması halinde bu ifade kullanılır.

That’s the way the cookie crumbles

ingilizce-deyimler

Masada pasta varsa yanında kurabiyeler de olsa iyi olur. Ama bu ifadenin kurabiyelerle hiçbir ilişkisi yok. Bu sadece “hayatın cilveleri olduğu” ve bazen bazı şeyleri kontrol edemeyeceğimizi kabul ettiğimizi söylemenin bir yoludur.

(To be) the cream of the crop

ingilizce-deyimler

To be the cream of the crop sözü en iyinin de iyisini ifade eder. Öncelikli olarak, son derece başarılı kişiler ve şeyleri ifade eder.

İçinde kaymak sözcüğünün geçmesinin nedeni ise kaymağın sütün en leziz parçası olmasıdır—yani en iyisi.

(To) eat you out of house and home

ingilizce-deyimler

Tümünü yiyebileceksen bol miktarda yiyeceğe sahip olmak harikadır ama başkaları senin yiyeceğini alırsa bu o kadar da eğlenceli değildir.

Birisi eat you out of house and home ise o kişi senin tüm yemeklerini yemiştir ve sana sadece artıkları bırakmış (ya da hiçbir şey bırakmamıştır). O kadar fazla yemeğini yemiştir ki beş parasız ve evsiz kalmışsındır.

(To) have all your eggs in one basket

ingilizce-deyimler

Birisi için puts all their eggs in one basket dediğimiz zaman bir şeye fazla güvenmiş olduklarını ifade ederiz. Bir şeye o kadar inanmışlardır ki bu şey başarısız olduğunda ellerinde hiçbir şey kalmayacaktır.

(To) buy a lemon

ingilizce-deyimler

Bir manavdan alabileceğin türden limonlar vardır bir de satın alabileceğin başka bir türden limon var. Bu ikinci limon türü aslında bir arabadır.

Bir araba galerisine gider ve iyi durumda olmayan ya da çok sayıda tamir gerektiren bir araba satın alırsan senin için bought a lemon diyebiliriz. Bu gerçekten de kötü bir durum—birisi için buys a lemon diyorsak genellikle o kişinin yeni bir araba satın alması gerekir.

There’s no use crying over spilled milk

ingilizce-deyimler

Bu ifade genellikle birisi geçmişte yaptığı bir hata ya da bir durum hakkında üzülüyor ya da şikayet ediyorsa kullanılır. Bu ifade ile söylenmek istenen şey olmuş bitmiş ya da değiştirilemeyecek bir şey için şikayet etmenin bir anlamı olmadığıdır.

(To) go nuts

ingilizce-deyimler

Being full of beans ya da going bananas ile aynı çizgide olan bu sözde birisi için goes nuts dediğimiz zaman o kişinin çok hareketli ya da enerji dolu olduğunu ifade ederiz. Aynı zamanda aklını yitirmek anlamına da gelmektedir.

(To be) paid peanuts

ingilizce-deyimler

Birisi için paid peanuts dediğimiz zaman o kişi çok düşün bir ücretle çalışıyordur. Genel anlamda, yaptıkları iş, aldıkları paradan çok daha değerlidir.

Two peas in a pod

ingilizce-deyimler

Eğer göz bebeğini bulduysan birlikte two peas in a pod olmanız işten bile değil. Bu söz, birbirleriyle çok iyi geçinen ya da bir elmanın iki yarısı gibi olan kişiler için kullanılır.

Burada pod sözcüğü bezelyenin içinde bulunduğu kabuğu ifade eder. Şimdi iki bezelye tanesinin kabukları içinde nasıl rahat ve keyifli olduğunu hayal edebilirsin.

(To be) in a pickle

ingilizce-deyimler

Bu ifadeyi insanın gözünde canlandırması zor olsa da (insan nasıl get into a pickle?), aslında geldiği anlam “zor bir durumda olmak”tır. Sanırım küçük bir turşu içinde sıkışıp kalmak oldukça zor bir durum olacaktır, bu nedenle neredeyse mantıklı gelmeye başladı.

(To) take something with a grain of salt

ingilizce-deyimler

Birisi tutamayacağı bir söz verirse, sana take it with a grain of salt tavsiyesinde bulunabilirler. Örneğin, şöyle diyebilirler: “Be careful, airplanes are dangerous. But that’s just my opinion so take it with a grain of salt.” (Dikkatli ol, uçaklar tehlikelidir. Ama bu sadece benim fikrim, yani karar senin.) Bu ifade birisine bir söz ya da beyana şüpheyle yaklaşmasını veya bir şeyi diğer açılardan da görmeye çalışmasını tavsiye etmektedir.

(To) drop like a sack of potatoes

ingilizce-deyimler

Merdivenlerden düştüğüm zaman annem benim için fell like a sack of potatoes benzetmesini kullanmayı sever. Bunun anlamı, bir kişi ya da şeyin hızla düşmesi ve zemine sert bir şekilde çarpmasıdır. Bir çuval patates o kadar ağırdır ki hızla düşer ve gerçekten yüksek bir ses çıkarır. Unutmadan söyleyeyim, merdivenlerden düştüğüm zaman yaralanmadım. Sorduğun için sağ ol, anneciğim…

The proof is in the pudding

ingilizce-deyimler

Ve bu liste başladığı yerde bitiyor: İlk olarak tereyağımız vardı, sonra pasta ve şimdi de bir o kadar leziz bir şeyle bitiriyoruz: puding.

Bu ifade bir şeyin daha önce denenmiş olması nedeniyle başarılı ve kullanışlı olduğunu anlatmaktadır. Burada söylenen şey, bir şeyin iyi ve güvenilir olduğunun kanıtı olduğu için o şeyin kaliteli olduğunun düşünüldüğüdür. “He won the last ten races so he’ll definitely win this race! The proof is in the pudding!“(“Son on yarışı o kazandığı için bu yarışı da kesinlikle o kazanacak! Tecrübe ile sabit!”

Peki ama neden puding? Bu sözün İngiliz İngilizcesindeki aslı “the proof of the pudding is in the eating,” yani “pudingin ne kadar lezzetli olduğunu denemeden göremezsin şeklindedir. Pudingin kalitesini, onu yiyerek test edersin.

Ancak, Amerikan İngilizcesinde sadece “the proof is in the pudding” kullanılır.

Daha Fazla İngilizce Deyim Nasıl Öğrenilir

Şimdiden acıktın mı? Ben de acıktım, ama hepsi bu kadar değil!

İçinde yiyecekler geçen ve geçmeyen başka İngilizce deyimler de bulunuyor. Bunları “101 American English Idioms” ya da “175 Common American English Idioms” gibi kitaplardan öğrenebilirsin. Ayrıca, Scholastic ya da McGraw-Hill üzerinden bir İngilizce deyimler rehberine erişebilirsin.

Yapacağın bir sonraki İngilizce sohbet için tüm bu İngilizce deyimleri ezberlediğinden emin ol.

Endişelenme, bunu yapmak çocuk oyuncağı!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.