gunluk-ingilizce

Bayılacağın Özgün bir Seyahat Blogundan Günlük İngilizce Öğrenmek için Yollar

Gülmeyi sever misin?

Dünyayı gezmek mi istiyorsun?

Ve kulağa bir ders kitabından fırlamış gibi gelmemek için günlük İngilizce öğrenmek mi istiyorsun?

Eğer bu sorulara verdiğin cevap “evet” ise senin için bir sürprizim var.

Ve bu sürpriz, bu üç ögeyi de içinde barındıran bir web sitesi—mizah, seyahat ve günlük İngilizce—ve bu sitenin adı The Everywhereist.

Everywhereist Nedir?

ingilizce-seyahat-blogu

Fotoğrafçı: Geraldine DeRuiter

The Everywhereist 2009 senesinde Geraldine DeRuiter tarafından yaratılmış bir seyahat blogu. Ve bu bilmek isteyeceğin harika bir blog.

Geraldine’in hikayesine gelmeden önce blogun adına yakında bir bakalım: The Everywhereist.

İngilizcede -ist (-ci, -cı gibi) ile biten sözcükler belirli bir mesleği icra eden kişiyi ifade eder. Örneğin:

  • artist — sanat ile uğraşan kişi
  • physicist — fizik ile uğraşan kişi
  • hair stylist — kuaför
  • botanist botanik (bitki) bilimci.

Dolayısıyla, “everywhereist” her yeri gezen ya da sık sık seyahat eden bir kişiyi ifade etmek için uydurulmuş bir sözcüktür.

Geraldine 2008 senesinde reklam yazarlığı işinden çıkarıldı. O zaman için kötü bir haberdi ama şimdi bunun başına gelen en iyi şey olduğunu düşünüyor.

Geraldine’in kocası ve Moz kurucusu ve eski CEO’su Rand Fishkin sık sık iş gezilerine çıkardı. Geraldine işini kaybettikten sonra onu iş gezilerine çıktığı zaman birlikte gelmeye davet etti. Sonunda Geraldine 2009’da Rand ile seyahatleri hakkında bir blog yarattı ve böylece seyahatlerini hatırlayabileceklerdi.

İki sene ve yaklaşık 500 blog yazısının ardından The Everywhereist 2011’de TIME dergisinin 2011’in En İyi 25 Blogu listesine girmeyi başardı. Bu da bloga büyük bir ilgi ve yeni ziyaretçiler getirdi.

Ama The Everywhereist normal bir seyahat blogu değil. O çok özel bir blog.

Her ay yüz binlerce kişi tarafından eğlence amaçlı okunmasının yanı sıra Geraldine’in blogu aynı zamanda günlük İngilizce öğrenmek için harika bir yer. Bunun nedenini açıklayayım!

Everywhereist Günlük İngilizce Öğrenmek için Neden

İdeal

  • Rahat anlatım. Geraldine sanki iyi bir arkadaşıyla konuşuyormuş gibi yazıyor. Aslında o genellikle kocası Rand okusun diye yazıyormuş gibi yazıyor. Bu da bol miktarda argo ve günlük konuşma dili kullanıldığı anlamına geliyor.
  • Harika gramer. Her ne kadar günlük bir dil kullanıyor olsa da, Geraldine gerçekten harika bir gramer kullanan mükemmel bir yazar. Bu da kullandığı sözcük yazılışları, noktalama ve genel gramerin neredeyse her zaman doğru olduğu anlamına geliyor.
  • Resimler. Bunlar her zaman National Geographic kapağında bulabilceklerin gibi mükemmel fotoğraflar olmasa da (bu seyahat blogunun farklı olduğunu söylemiştim!), Geraldine genellikle hikayelerini anlatırken resimler ve fotoğraflar kullanır. Durumu daha iyi anlayabilmen için sana daha fazla malzeme sunması ve her şeyi daha eğlenceli hale getirmesi nedeniyle bu son derece faydalıdır.
  • Seyahat. Geraldine günümüzde de sık sık seyahat ettiği için onun yazılarını okuyarak dünyayı gezme fırsatını bulabilirsin!

The Everywhereist bariz bir şekilde İngilizce dil öğrencileri için değerli bir kaynak, peki bu kaynağı nasıl kullanacaksın?

Günlük İngilizce Öğrenmek için The Everywhereist Blog Yazılarını Kullanmanın Yolları

Başlamadan önce, bu blogu İngilizce seviyene en uygun şekilde kullanabileceğini unutma.

Burada yazılmış olan her sözcüğü anlaman gerekmiyor.

İngilizce seviyen yüksek değilse resimler ve resim yazılarını ya da yazının başlık ve alt başlıklarını anlamaya çalış.

Eğer İngilizce seviyen yüksekse bu listedeki ileri seviyedeki tavsiyelerimi okumayı dene.

  • Makaleyi yazdır ve üzerinde notlar al. Bir blog yazısı seç ve onu yazdır. Sonra eline kalemi al ve sayfanın her yerine notlar düş. Ne mi yazmalısın? Bu tamamen ne çalışmak veya öğrenmek istediğine bağlı olarak değişir! Sözcük bilgisi edinmek için yeni sözcükleri işaretleyebilirsin. Cümle içindeki sözcük türlerini işaretleyebilir ya da gramer pratiği için fiil çekimlerini yazabilirsin. Seni güldüren bir şey olduğunda “lol” (laugh out loud), kafan karıştığında “?” ve tam olarak anladığında “+” yazabilirsin—tepkilerini kaydetmek amacıyla.
  • Bir çizelge hazırla. Geraldine’in hayatında gerçekleşen önemli olayların bir çizelgesini yapmak için Arşivleri (aylara göre düzenlenmiş tüm eski yazıları) ve hakkımda sayfasını gözden geçir. Bol bol yazmış olduğu için özetlemek üzere sadece bir sene, bir ay ya da bir haftayı da seçebilirsin. Başlangıç seviyesindekiler bir zaman aralığı seçebilir ve onun bulunduğu yerlerden bir çizelge hazırlayabilir (mesela Geraldine Nisan ve Ağustos 2012 arasında nerelerdeydi?). Daha ileri seviye dil öğrencileri bu çizelgeye ekledikleri her olay için bir cümle yazabilir.
  • Bir aile ağacı çiz. Geraldine’in aile ağacını çizmek için bu aile yazılarını kullan. İsimleri aile ağacına yazdıktan sonra her aile üyesi hakkında bilgiler ekle (Nerede yaşıyorlar? Kaç yaşındalar? vb.). Daha fazla aile ile ilgili yazı bulmak için sitenin arama alanına farklı anahtar sözcükler yazmayı dene (“brother,” “mom,” vb.).
  • Google site arama özelliğini kullan. Yeni bir günlük söz öğreniyorsan ya da böyle bir söz görürsen ve anlamından emin olamadıysan bunun çok sayıda gerçek dünyadan içerik içerisinde görmek için bunu kullan. Google aramaya şunu yaz, “site:www.everywhereist.com [aradığın söz buraya]”ve ara butonuna bas (örneğin “are you kidding me?” için bunun gibi. The Everywhereist sitesinde içinde bu söz geçen diğer yazıların bir listesi önüne gelir. Farklı içerikler ile kullanımına bakarak anlamını çıkarıp çıkaramayacağına bir bak.
  • Öpüşme fotoğraflarını bul. Geraldine, Rand ile öpüştükleri tonlarca selfie (kişinin kendisini çektiği fotoğraf) çeker (tıpkı burada ve burada olduğu gibi). Kronometreyi 6 dakikaya ayarla ve blog içerisinde bulabildiğin kadar fazla öpüşme fotoğrafı bulmaya çalış. Yazıların başlıklarını kullan ve içerisinde bir öpüşme fotoğrafı olup olmadığını tahmin ederek yazıları ele. Rekabet etmeyi seviyorsan bunu bir arkadaşınla yarış haline getir! Zaman dolduğunda bulmuş olduğun her bir fotoğraftan önceki ya sondaki cümleyi ya da resim yazılarını oku.
  • Bir diyaloğu yüksek sesle oku. Günlük bir dille yazdığı için Geraldine’in yazıları mükemmel birer konuşma alıştırmasıdır. Yazılardan birini kendi başına birkaç defa okumayı dene ve daha sonra da tonlama ve telaffuzu doğru yapmak için dil değişim partnerinle çalış.
  • Yorumları oku. Bu kadar çok blog okuru olunca Geraldine’in yazılarına her gün yorum bırakan kişi sayısı da yüksek oluyor. Dolayısıyla bir yazıyı okuduktan sonra sayfayı aşağı kaydır ve yorumları okumaya başla. Bunlar sıradan insanlar tarafından yazılır, dolayısıyla da kullanılan dil günlük ve rahattır. Muhtemelen yazım hataları ve yanlış gramer kullanımına rastlayacaksın, dolayısıyla yapılan yorumlardaki bu hataları bulmaya çalışarak kendini sınayabilirsin!
  • Yorum yaz. Bir yazıyı ve bazı yorumları okuduktan sonra bu yazı hakkında kendi yorumunu yaz. Uzun bir yorum olması gerekmez, ama alıştırma için yeni öğrendiğin günlük sözleri kullanmayı dene. Eğer sosyal medya kullanıyorsan @everywhereist hesabına tweet gönder ve Facebook yazılarına yorum bırak. Bu iki kaynak ile çok daha fazla günlük İngilizce okuma alıştırması yapabilirsin.

Artık bu blogu kendi başına nasıl kullanacağını öğrendiğine göre The Everywhereist sitesinde de karşına çıkacak günlük İngilizce sözlere bir göz atarak başlamana yardımcı olalım. Bunların tümünün son derece günlük sözler olduğunu aklından çıkarma ve bunları profesyonel ya da resmi ortamlarda kullanmamaya dikkat et.

The Everywhereist’ten Öğrenebileceğin 14 Günlük İngilizce Söz

1. The most amazing [şey] ever

Örnek: “When we were last in South Africa, I used the most amazing toilet ever…”
İçinde geçtiği yazı:
“Someone Got Drunk and Then Designed This Bathroom”

Bir şeyin gerçekten, ama gerçekten harika olduğunu vurgulamak için “It’s the most amazing [şey] ever” diyebilirsin.

Bu kalıbı, “most amazing” yerine başka sıfatların en üstünlük derecesini kullanarak farklı durumları da tanımlayabilirsin .

Sıfatların en üstünlük derecesi genellikle est (nicest, strangest, loudest gibi) ile biter.

İki ya da daha fazla heceli sıfatların en üstünlük derecesinde genellikle “most” ya da “least” kullanılır—tıpkı “amazing” örneğinde olduğu gibi ( most beautiful, least expensive, most interesting, vb.). İşte kalıp şu şekildedir:

the + [sıfatın en üstünlük derecesi] + [şey] + ever

Aynı yazıda sadece birkaç satır aşağıda Geraldine’in benzer bir kalıp kullandığını göreceksin (%100 aynı olmasa da):

“I also used one of the weirdest toilets ever.”

Yine bu da aynı anlama geliyor, yani gerçekten harika bir tuvalet yerine gerçekten tuhaf bir tuvalet kullandığı—hayatında girmiş olduğu en tuhaf tuvaletlerden biri. (Tuvaletleri gördün mü? Resimlerine bir bak!)

Peki, tuvaletlerden bu kadar konuştuğumuz yeter.

2. Honestly, it’s a miracle we…[olay]

Örnek: “Honestly, it’s a miracle we have any teeth left.
İçinde geçtiği yazı: “WTF Weds: Pop Tarts in France”

“Miracle” sözcüğü bilimle açıklanamayan bir mucizedir ve doğaüstü bir gücün (kutsal tanrı gibi) mucizelere neden olduğu söylenir. Örneğin, Hristiyanlıkta İsa’nın annesinin bakire olması bir mucize kabul edilir. Ama bu sözde kullanılan anlamı bu değildir.

“Mucizenin” diğer bir anlamı olağanüstü bir olay, şey ya da başarıdır.

Yani “it’s a miracle we have any teeth left” sözü, çocukken o kadar çok şeker yemelerine rağmen ağızlarında hala diş olmasının harika bir şey olduğu anlamına gelir. Buna inanmakta zorlanmaktadır. Kulağa daha komik gelmesi için bunu abartmaktadır.

Bu yazıda, Geraldine ne kadar sık yollarını kaybettiklerinden bahsederken şöyle der:

“Honestly, if I think about it, it’s a miracle Rand and I end up anywhere. Because so many of our outings are just disastrous.”

Yani, biraz mizah ekleyerek şüphelerini ifade etmek için bu kalıbı kullan.

3. Utterly blows my mind

Örnek: “A nine euro box of Apple Jacks, which utterly blows my mind, because I can’t think of a single person I know who buys these in America.”
İçinde geçtiği yazı: “WTF Weds: Pop Tarts in France”

Bu söz içerisinde iki harika parça mevcut: “utterly” ve “blows my mind.”

Bir şeyin aklını başından alması (blow your mind), o şeyin seni hayret ettirmesi ya da şoke etmesi anlamına gelir. Bu örnekte, Apple Jacks’in (Amerikan kahvaltılık gevrek markası) yüksek fiyatı (9 avro) Geraldine için şoke edicidir çünkü bunun ABD’deki fiyatı yaklaşık 3 dolardır ve popüler bir gevrek dahi değildir.

“Utterly” ise kesinlikle ya da tamamen anlamlarına gelen bir zarftır ve bu beyana daha da güç katarak kulağa biraz komik gelmesini sağlamaktadır.

4. [Fikir], don’t you think?

Örnek: “But the skirt is cute, don’t you think?
İçinde geçtiği yazı: “WTF Weds: I Just Want a Chicken Suit. Is That So Complicated?”

Birisinin seninle aynı fikirde olup olmadığını rahat bir şekilde sormak için cümlenin sonuna “don’t you think?” ekle. Bu örnekte, Geraldine eteğin şirin olduğunu düşünür ve senin de eteğin şirin olduğunu düşünüp düşünmediğini sorar.

Bu sözün sonunda “so” ile birlikte kullanıldığını da duyabilirsin ve anlamı değişmez (“Don’t you think so?” gibi).

Bu oldukça kullanışlı bir söz, sence de öyle değil mi?

5. Because + [isim]

Örnek: “I attempt to be fashionable. Because Milan.
İçinde geçtiği yazı: “I Attempt to Be Fashionable. Because Milan.”

Bu söz günlük İngilizcede ilk olarak internette 2011 senesinde kullanılmaya başlandı. Bunu gramer kitaplarında bulman imkansız çünkü bu söz gramer açısından hatalıdır.

Normalde, şu örneklerde olduğu gibi “because” sözcüğünü bir bağımsız tümce izler (bir özne ve yüklemi olan eksiksiz bir söz):

I read The Everywhereist because it’s a funny blog.

Because she’s an excellent writer, I read Geraldine’s blog regularly.

Ama bu yeni sözde “because” sözcüğünden sonra sadece bir isim kullanılmaktadır. Gramer bakımından hatalı olsa da komiktir.

I have to watch “Cosmos” all day. Because science.

My cousin just got an adorable new puppy. Because puppies.

Yine tekrarlamam gerekirse, bir şeyin ardındaki mantık çok bariz olduğu zaman komiklik olsun diye kullanılır.

Yukarıdaki blog örneğinde de gördüğümüz üzere Milano’da yaşayan insanların çok iyi giyindikleri bilinen bir gerçektir. İşte bu nedenle de Geraldin modaya uygun giyinmeye çalışmıştır. Bunu uzun bir cümle kurup açıklamak yerine sadece “Because Milan” demiştir.

6. Kinda

Örnek: “I’m kinda hungry”
İçinde geçtiği yazı: “A Conversation with Myself, Regarding Cherries”

“Kinda” sözcüğü “kind of” öbeğini yazmanın ve söylemenin günlük bir yoludur ve “kind of” da “sort of,” “somewhat” ya da “rather” demenin günlük bir yoludur.

Yukarıdaki örnekte Geraldine tam olarak aç değildir sadece biraz açtır: kinda hungry.

Benzer şekilde, “sort of” öbeği de günlük konuşmalarda “sorta” şeklinde kısaltılır. (Madde 12 ve 13’e geldiğinde sözcük sırasına dikkat et!)

7. Kill me now

Örnek: “’Baby, you okay?’ Rand asked from the doorway of the bathroom. ‘Kill me,’ I whispered. ‘Kill me now.’
İçinde geçtiği yazı: “The Revenge of Date Night”

Geraldine “kill me now” dediği zaman aslında Rand (ya da başkasının!) onu öldürmesini istemiyordur. Kendini gerçekten kötü (yazıda çok hastaydı) ya da utanmış hissettiğin zaman söylediğin bir sözdür. Yani, kendini içinde olmak istemeyeceğin ve kaçmak isteyeceğin bir durumda bulduğun zaman bu sözü kullanabilirsin.

8. The cutest person on the face of the planet

Örnek: “I spent the weekend in Los Angeles, visiting my wee little nephew, who is, for those of you playing along at home, the cutest person on the face of the planet…”
İçinde geçtiği yazı:: “Dayquil Induced Ramblngs”

Geraldine küçük yeğenini tanımlamak ve onun çok şirin olduğunu belirtmek için bu sözü kullanır. “Dünya üzerindeki” en şirin insan olmak anlamına gelmektedir. Gelmiş geçmiş en şirin insan! Bunun yerine şu da kullanılabilir: “the cutest person on the face of the earth.”

Ve tıpkı Madde 1’de yaptığımız gibi “cutest” sözcüğünü herhangi sıfatın en üstünlük derecesiyle değiştirebilirsin. Örneğin:

My puppy is the happiest dog on the face of the planet.

This hamburger is the best hamburger on the face of the planet.

9. Note to self:

Örnek: “…biker luau. (Note to self: make this the theme for Rand’s next b-day party. Forget to inform him about it beforehand.)”
İçinde geçtiği yazı:: “WTF Weds: I Just Want a Chicken Suit. Is That So Complicated?”

Bu söz mizahi olarak kullanılır ve bunu iki nokta (:) izler ve daha sonra kendine söylemek ya da hatırlatmak istediğin şey eklenir. Bu genellikle ciddi değildir ve kendin ya da başka bir şey hakkında espri yapmak istediğin zaman kullanılır.

Yukarıdaki örnekte, Geraldine aslında Rand’in gelecek doğum gününde motorcu luau temalı bir parti vermeyecektir. (“Luau,” yapraktan etekler ve çiçeklerden boyun süsleriyle (“leis”) bir Hawaii partisidir. “Biker” ise motosiklet süren ve siyah deri kıyafetler giyen kişileri ifade eder.) Hayal edebileceğin gibi bu bir parti için tuhaf ve çılgınca bir tema olurdu!

Yani, yazının üstünde gördüğün ve ona bir motorcu ile luau’nun birlikte ne kadar garip duracağını hatırlatan tuhaf eteklerle dalga geçiyor.

Burada “note to self” kalıbının birçok diğer örneğini bulabilirsin.

10. Pretty much

Örnek: “Um, so this is pretty much the greatest news story, ever:”
İçinde geçtiği yazı:
“The Week: March 29, 2013”

“Pretty much” öbeği, “basically” (esasında) zarfının günlük konuşmalarda kullanılan eşanlamlısıdır.

Mizah amaçlı olarak, yukarıdaki gibi doğru olmayan bir sözden önce kullanılabilir. Aslında, onun dünyadaki en harika haber olduğunu söylememektedir ve onun komik olduğunu ifade etmek için sözcüklerin bir kombinasyonunu kullanır.

İşte Geraldine’in yeğeni hakkında konuşmasının başka bir örneği:

“He’s pretty much the best human who’s ever existed in the history of the universe forever and ever and ever and he smells like vanilla. I really like him.”

O elbette dünya tarihindeki en iyi insan değildir (üzgünüm Geraldine!), bu yüzden de söylediğinde ciddi olmadığını göstermek için “pretty much” kullanır.

Ayrıca, cevabın evet olduğundan %100 emin olmadığın ama muhtemelen öyle olduğu bir durumda da bu sözü kullanabilirsin. Böyle bir soruya “more or less” yanıtını vermekten daha güçlüdür. Örneğin:

A: So you want to study abroad instead of buying a car?

B: Pretty much.

11. For the umpteenth time

Örnek: “It might be that last week, Rand and I zipped back to Europe, and went to Dublin for the second time in six months, and then to London for the umpteenth time since I started this blog.”
İçinde geçtiği yazı: “How a Flight Attendant Restored My Faith in Humanity”

“For the umpteenth time” sözü, bir şeyi çok kez yaptığın zaman kullanılır. Rand ve Geraldine’in altı ay içinde ikinci kez Dublin’e gittiklerini görebiliyoruz. Daha sonra, Londra’ya çok dahda fazla sefer gittiklerini anlatmak için “umpteenth” sözcüğünü kullanıyor. Çok ama çok defa.

Londra’ya sık sık gittiklerini komik ve abartılı bir şekilde söylüyor.

“Umpteenth” sözcüğünün sonu diğer sıra sayıları gibi bitiyor (“thirteenth (13th), fourteenth (14th), fifteenth (15th), vb.) bu elbette gerçek bir sayı değil.

12. Of sorts

Örnek: “I have a confession of sorts.”
İçinde geçtiği yazı: “How a Flight Attendant Restored My Faith in Humanity”

Bu iki sözcük bir isimden sonra gelir. “Of sorts” öbeği, tanımlamakta olduğun bir ismin aslında kullandığın isim olmadığını belirtir—ama kullandığın isme benzemektedir.

Bunu yukarıdaki örnekle açıklamam izin ver.

Geraldine’in yapacağı gerçek bir itiraf olmadığı, ama bunun belki de az da olsa bir itirafa benzeyebileceği anlamına gelir. İşte buna başka bir örnek:

“Sunday was a landmark of sorts… Sunday was the four-month anniversary of my surgery.”

Burada Pazar günü aslında önemli bir tarih değildir. Kimse herhangi bir şeyin 4. ayını kutlamaz (bir yıl sonrası—yıl dönümü—çok daha yaygın bir kutlamadır) işte bu nedenle desonuna “of sorts” ekler.

Bu sözcük öbeğini bir sonraki maddede göreceğimiz “all sorts of” ile karıştırma.

13. All sorts of

Örnek: “It was filled with all sorts of goodies and snacks, and a note wishing us a happy anniversary.”
İçinde geçtiği yazı:
“Holy Crap, We’re Lucky (Ruminations on a Care Package)”

“All sorts of” sözü “many kinds of” ya “many types of” anlamına gelmektedir. Bir şeyin çok fazla çeşidi olduğunu ifade eder.

Örneğimizde, Rand ve Geraldine hediye kutusu içerisinde çok çeşitli şekerlemeler ve atıştırmalıklar almıştır.

14. How on earth…?

Örnek: “I grabbed one of the many tissue boxes in the cabinet, intending to bring it downstairs. But I just could not bring myself to do it, because if I did, how on earth would Rand know how upset I was?”
İçinde geçtiği yazı: “I Torment My Husband by Eyebombing All His Stuff”

Bir şeyin olduğuna inanmadığın ve bunun nasıl olduğunu bilmek istediğin zaman bu soru kullanılır.

“How on earth…?” sorusu, “How does this possibly work?” ya da “How can this be true?” anlamında kullanılır

Yani şu soruyu sorabilirdim: How on earth does Geraldine keep on writing such fantastic posts?

How in the world…?” ve “How the heck…?” soru kalıpları da aynı şüphe ve merakı ifade eden eşanlamlı sorulardır.

 

Bundan sonra televizyon izlerken ya da dil değişim partnerin ile konuşurken bu 14 sözü ayırt etmeye çalış. Çok geçmeden bunları kendi başına ve düşünmeden kullanmaya başlayacaksın!

Ve Geraldine’in yazılarında öğrenebileceğin pek çok diğer söz olduğunu da unutma. Çok ciddiyim! İşte kendi başına araştırman için bunlara beş örnek:

  • “No, seriously.”
  • “I get that…”
  • “My life rules.”
  • “Funny thing about…”
  • “Who in their right mind…?”

Bu sözlerin örneklerini bulmak için verdiğim arama yöntemini kullan. Geraldine’in yazılarını okurken kahkahalar atmak mı yoksa anadilinmiş gibi rahatça günlük İngilizce konuşabilmek mi daha fazla hoşuna gidecek bilemiyorum.

Neyse ki bir seçim yapman gerekmiyor—her ikisinin de keyfini çıkarabilirsin.


Rebecca Thering, İspanya, Güney Kore ve Fransa’da yaşamış olan bir yazar, editör ve İngilizce öğretmenidir. English with Rebe adresinde, her zaman gelişime odaklanan bir düşünce tarzı ile İngilizce dil öğrencilerinin dil becerilerini geliştirmelerine yardımcı oluyor.

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.

Enter your e-mail address to get your free PDF!

We hate SPAM and promise to keep your email address safe

Close