birbirine-benzer-ingilizce-sozcukler

En Sık Karıştırılan ve Birbirine Benzer İngilizce Sözcükler

Eğlenceli bir plaj partisinde arkadaşlarınlasın, harika yiyecekler yiyorsun ve yaz güneşinin tadını çıkarıyorsun.

Mutlu bir şekilde “This is so funny!” (Bu çok komik!) diyorsun.

Kafası karışan arkadaşın “Why?” (Neden?) diye soruyor, “What’s so funny?” (Komik olan şey ne?).

Ne? O da senin gibi eğlenmiyor mu?

Evet, eğleniyor. Ama İngilizcede aslında söylemen gereken şey “This is so fun!” (Bu çok eğlenceli) olurdu.

Nasıl hissettiğimizi tanımlayan ve İngilizce dil öğrencilerinin kolaylıkla karıştırabildikleri birbirine benzer İngilizce sözcükler bulunuyor, bu yüzden bugün bu birbirine benzer İngilizce sözcükler arasından beş çifte yakından bakacağız.

Bu beş sözcük çiftindeki bu küçük farklılıkları anladığından emin ol. Bundan böyle arkadaşlarına gerçekten nasıl hissettiğini söyleyebilecek ve insanlarla iyi iletişim kuracaksın!

En Sık Karıştırılan ve Birbirine Benzer İngilizce Sözcükler: 5 Kelime Çifti

Learn a foreign language with videos

1. Fun ve Funny

İngilizce dil öğrencilerinin sıkça yaptığı bir hata “fun” ve “funny” sözcüklerini doğru kullanmamaktır. Bu sözcüklerin her ikisi de sıfat olarak kullanılabilir ve benzer anlamlara sahiptirler ama yine de birbirlerinden farklıdırlar.

ingilizcede-karistirilan-sozcukler

Fun (sıfat ya da isim)

Fun sözcüğünü keyifli bir kişi ya da bir şeyi ya da iyi geçen zamanı tanımlamak için kullanırız.

  • The party last night was fun. I danced a lot and made new friends.
    Dün geceki parti eğlenceliydi. Çok dans ettim ve yeni arkadaşlar edindim.
  • I love biking, I think it’s a fun sport.
    Bisiklete binmeyi seviyorum, bence eğlenceli bir spor.
  • I had a great time at the concert. It was a really fun time.
    Konserde çok iyi zaman geçirdim. Gerçekten eğlenceli bir zamandı.

Kullanım ile ilgili not: Eğer “fun” bir isim olarak kullanılıyorsa bunu “to have” fiiliyle kullan. Örneğin, “I had fun at the party last night.” Bu bilgi, sadece bir aktivite/etkinliğin keyifli olmakla kalmadığı ve özellikle öznenin (sen ya da arkadaşların) bir şeyden keyif aldıklarını vurgulamak için kullanışlıdır.

Funny (sıfat)

Funny sözcüğü ise seni güldüren bir kişi ya da bir şeyi tanımlar.

  • My brother is very funny. He tells the best jokes.
    Erkek kardeşim çok komiktir. En iyi fıkraları o anlatır.
  • The movie was so funny; I laughed so much!
    Film çok komikti; çok güldüm!
  • Chris Rock is a funny actor.
    Chris Rock komik bir aktör.

Elbette bazen objeler ve insanlar hem eğlenceli hem de komik olabilirler. Örneğin, en yakın arkadaşım hem eğlenceli hem de komik bir insandır. O, her zaman ikimizin de sevdiği ve keyif aldığı aktiviteler yaptığımız için eğlenceli bir kişidir. Birlikte zaman geçirdiğimiz zaman beni güldürdüğü için ise komik bir kişidir.

Peki o zaman, parka gitmek eğlenceli mi yoksa komik midir?

Eğer ‘fun’ dediysen doğru bildin! Bravo!

2. Bored ve Boring

Daha önce esneyip “I’m boring” dediğin oldu mu? Eğer bunu yaptıysan etrafındaki insanlar biraz kıkırdamış olabilir. Neden mi? Çünkü bunun yerine “I’m bored” demen gerekiyordu.

Peki o halde bunun farkı ne? Sormana sevindim.

ingilizcede-karistirilan-sozcukler

Bored (sıfat)

Sen ya da başka biri, yapmakta oldukları şey ilgilerini çekmediği için yorgun veya mutsuz olduğu zaman bunu tanımlamak için bored sözcüğünü kullanmalısın.

  • Mary is always bored in math class. She thinks the subject isn’t interesting.
    Mary matematik dersinde hep sıkılır. Bu konunun ilginç olmadığını düşünüyor.
  • I play English-learning games on my phone when I’m bored.
    Sıkıldığım zaman telefonumda İngilizce öğrenme oyunları oynarım.
  • My kids get bored on long flights. They need games and movies to keep them entertained.
    Çocuklarım uzun uçuşlarda sıkılıyor. Onları eğlendirecek oyunlar ve filmlere ihtiyaç duyuyorlar.

Boring (sıfat)

Boring sözcüğünü ‘ilginç’ sözcüğünün karşıtı olarak düşün. Canımızı sıkan şeyler, ilgimizi çekmeyen şeyler için kullanılabilir.

  • Mary thinks math is boring She thinks the subject isn’t interesting.
    Mary matematiğin sıkıcı olduğunu düşünüyor. Bu konuyu ilginç bulmuyor.
  • Waiting for the train is boring, so sometimes I play games on my phone to pass the time.
    Tren beklemek sıkıcı, bu nedenle zaman geçirmek için bazen telefonumda oyunlar oynuyorum.
  • My kids say long flights are boring, but watching movies makes them more entertaining.
    Çocuklarım uzun uçuşların sıkıcı olduğunu söylüyorlar, ama film izlemek onları eğlendiriyor.

Kısacası, sıkıcı şeyler insanların canını sıkar.

Eminim ki sen son derece ilginç bir insansın ve bir daha yapacak bir şey bulamadığın zaman arkadaşlarına “I’m bored” dersin.

3. Tired ve Tiring

Saat geç olmuş. Esniyorsun. Yatağına gitmek istiyorsun. O halde arkadaşına “I’m tired” mı yoksa “I’m tiring” mi diyeceksin?

İşte bir başka senaryo: Bisiklet gezini yeni tamamladın. Zorlu bir geziydi ve artık dinlenmek istiyorsun. Arkadaşına “the bike ride was tired” mı yoksa “the bike ride was tiring” diyeceksin?

İlk örnekte, uyumak istediğin için ‘tired’ kullan. İkincide ise bisiklet sürmek insanı yorduğu için “tiring” kullan.

Tıpkı bored/boring çiftinde olduğu gibi -ed takısı nasıl hissettiğini tarif ederken -ing takısı, öyle hissetmene neden olan şeyi tarif eder. Şimdi bu sözcüklerin her birine yakından bakacağız.

ingilizcede-karistirilan-sozcukler

Tired (sıfat)

Bu sıfatı, uykulu ya da yorgun hissettiğin zaman kullan.

  • It’s 2 in the morning. I’m tired and want to sleep.
    Saat sabahın ikisi. Yorgunum ve uyumak istiyorum.
  • I just finished running five miles. I’m really tired now!
    Demin 8 kilometre koşmayı tamamladım. Şu anda gerçekten yorgunum!
  • You must be tired after studying English for so long.
    Bu kadar zaman İngilizce çalıştıktan sonra yorulmuş olmalısın.

Tiring (ulaç)

‘Tiring’ ise seni yoran, tüketen şeyi ya da aktiviteyi tanımlamak için kullanılır.

Bu da kullanılacak yapının genellikle şu şekilde olacağı anlamına gelir: [aktivite/şey] + [is/are] + [tiring].

  • Children, especially babies, are tiring. They demand so much attention!
    Çocuklar, özellikle de bebekler yorucudur. Onlar çok fazla ilgi gerektirir!
  • Running for five miles is tiring. I need to drink water and rest after I run.
    Sekiz kilometre koşmak yorucu. Koştuktan sonra su içmeli ve dinlenmeliyim.
  • I find studying for too long tiring, so I try to study for a little bit every day.
    Uzun saatler boyunca çalışmanın yorucu olduğunu düşünüyorum, bu yüzden her gün biraz çalışmayı deniyorum.

Şimdiden yoruldun mu? Umarım öyle olmamıştır, çünkü daha yapacaklarımız var!

4. Alone ve Lonely

Birçok kültürde tek başına olmak—arkadaşlar, aile ya da diğerleri olmaması—yalnızlıktır.

Alone ve lonely arasındaki farkı anlayabilmek için öncelikle anadili İngilizce olan çoğu kişi için yukarıdaki beyanın geçerli olmadığını anlamalısın.

Bazen yalnız kalmayı severiz (kendi başına olmayı). O halde bunların arasındaki fark ne?

ingilizcede-karistirilan-sozcukler

Alone (sıfat veya zarf)

Bu sözcük “başkası olmadan” ya da “kendi başına” anlamına gelir.

  • I don’t have any roommates. I live alone.
    Ev arkadaşım yok. Yalnız yaşıyorum.
  • She doesn’t like shopping with my friends. She prefers to go shopping alone and take her time.
    O, arkadaşlarıyla alışverişe çıkmayı sevmiyor. O yalnız alışveriş yapmayı ve zamanını kendine göre ayarlamayı tercih ediyor.
  • I can learn English alone, without a teacher or class!
    Bir öğretmen ya da ders olmadan yalnız başıma İngilizce öğrenebilirim.

Lonely (sıfat)

Bu, yanımızda insanlar olmadığında mutsuz ya da üzgün hissetmemizi ifade eder.

  • When my boyfriend travels and I stay at home, I feel lonely.
    Erkek arkadaşım seyahat ettiği ve evde kaldığım zaman kendimi yalnız hissediyorum
  • She is lonely because all of her friends are too busy to go out tonight.
    Tüm arkadaşları bu gece dışarı çıkmakla uğraştığı için o yalnız.
  • My grandma was very lonely after my grandpa died.
    Büyük annem, büyük babam öldükten sonra çok yalnızdı.

5. Scared ve Scary

Konuşurken bu iki sözcük neredeyse aynı telaffuza sahiptir. Ve neredeyse aynı anlama gelirler—neredeyse. Bizi korkutan ya da ürküten şeylerden bahsederken bu sözcükleri kullanırız.

Bununla birlikte, bu iki sözcüğü aynı şekilde kullanmayız. Her zaman olduğu gibi aşağıda bununla ilgili açıklamalar ve örnekler bulacaksın:

ingilizcede-karistirilan-sozcukler

Scared (sıfat)

Bu sözcük, bir şey seni korkuttuğu ya da ürküttüğü zaman ya da endişelendiği veya tedirgin olduğun zaman hissettiğin hissi tanımlar.

  • I don’t want to go swimming because I am scared. The waves are really big!
    Korktuğum için yüzmek istemiyorum. Dalgalar gerçekten büyük!
  • My mom is scared of snakes. She screams every time she sees one.
    Annem yılanlardan korkar. Ne zaman yılan görse çığlık atar.
  • We get really scared when we watch horror films, like “Paranormal Activity.”
    “Paranormal Activity” gibi filmler izlediğimiz zaman gerçekten korkarız.

Not: “Scared” aynı zamanda “to scare” fiilinin geçmiş zamanıdır.

Scary (sıfat)

Sen ya da başka birinin nasıl hissettiğini tanımlamak için hiçbir zaman scary kullanılmaz. Bunun yerine, korku ya da dehşet saçan bir şeyi tanımlamak için scary kullan—yani seni korkutan şeyi.

  • The waves in the ocean are big and scary. I don’t want to go swimming today.
    Okyanustaki dalgalar büyük ve korkunç. Bugün yüzmek istemiyorum.
  • My mom thinks snakes are scary because they bite people.
    Annem, insanları ısırdıkları için yılanların korkutucu olduklarını düşünüyor.
  • We love watching horror films because they’re scary. Our favorite is “Paranormal Activity.”
    Korkutucu oldukları için korku filmleri izlemeyi seviyoruz. Favorimiz “Paranormal Activity.”

BOO!

Bu seni korkuttu mu? Evet mi? O halde korktuğunu (you were scared) ve BOO sesinin korkutucu olduğunu (“BOO” was scary) söyleyebilirsin.

Ama hala gerçekten korkutucu bir durumda bu farkı hatırlamayacağından korkuyorsan, korkmana gerek yok. Hangi sözcüğü kullanman gerektiğini hatırlamanın iyi bir yolu da şu kısa cümleyi ezberlemektir: “I’m scared of scary things, but I’m not scary.”

İşte gördün, şimdi nasıl hissediyorsun?

Bunları okuduktan sonra umarım birbirine benzer İngilizce sözcükler hakkındaki bu ders sana sıkıcı gelmemiştir. Umarım yeni şeyler öğrenmişsindir ve birbirine benzer İngilizce sözcükler artık sana korkutucu gelmiyordur. Bu dersin eğlenceli, faydalı ve ilginç olduğunu düşündüğünü umut ediyorum!

Bana gelecek olursak, yorgunum. Bu hislerle ilgili sözcüklerde sıkça yaşanan karıştırmaları anlatırken çok eğlenmiş olsam da birbirine benzer İngilizce sözcükler hakkındaki bu listeyi hazırlamak yorucuydu ve artık veda etme zamanım geldi. Tekrar görüşmek üzere!

Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu.

Ücretsiz Kaydol!

Comments are closed.